NATO - İngiltere zirvesi ittifak için sonun başlangıcı mıydı?

NATO'nun 70. yılında İngiltere'nin Watford kentinde düzenlenen iki günlük liderler zirvesi, birçok ilginç görüntüye, tartışmaya sahne olduktan sonra, çarşamba günü öğleden sonra kuru, oldukça sıradan bir ortak deklarasyonla kapandı.

AVRUPA 05.12.2019, 15:22 Mehmet Taisi Guzel
69
NATO - İngiltere zirvesi ittifak için sonun başlangıcı mıydı?

Toplantıdan önce, Atlantik'in iki yakasından birçok gözlemci, bunun NATO'nun geleceği açısından, "Soğuk Savaş bittiğinden bu yana en önemli toplantı" olduğuna inanıyordu. 

Diğer taraftan, NATO'nun, bugün karşı karşıya olduğu sorunlara, bu sorunların örgüt içindeki yansımalarına, yarattıkları görüş ayrılıklarına bakarak, 70. doğumgününün, aslında, bir "sonun başlangıcı" olabileceğini düşünenler de az değildi. 

Aslında, NATO, "Sonun başlangıcı mı?" sorusuyla, daha önce de, "Soğuk Savaş" bittikten hemen sonra karşılaşmıştı ama, o zaman, ABD'nin tek süper güç konumuna yükselmesi, NATO'nun Doğu Avrupa'ya doğru genişleme süreci bu soruyu bir süre için gündemden çıkarmıştı.

Donald Trump ve eşi Melania Trump

Kanada Babakanı Trudeau, İngiltere Başbakanı Johnson ve Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un NATO zirvesi etkinlikleri kapsamında Buckingham Sarayı'nda verilen resepsiyonda Donald Trump hakkında konuştukları videonun basına sızması sonrası ABD Başkanı basın toplantısını iptal edip zirveden erken ayrıldı.

Ancak o sırada dünya, ekonomik, teknolojik ve jeopolitik olarak hızla değişiyordu: 1990'ların sonunda, 2000'li yılların başında iki önemli gelişme yaşandı. 

Birincisi, Rusya Putin liderliğinde ekonomik ve askeri olarak toparlanmaya, tarihsel nüfuz alanları olarak gördüğü bölgeleri geri almak için manevra yapmaya başladı. 

İkincisi, El Kaide gibi, etki alanı olarak tüm dünyayı, yöntem olarak terörizmi benimsemiş, Batı karşıtı bir örgüt doğdu. Böylece, "NATO'nun işlevi nedir?" sorusu, Atlantik ittifakına yönelik iki tehdit karşısında, yeni bir cevap buluyordu. 

Değişen öncelikler

2008 finansal krizinden sonra, dünya ekonomisini etkisi altına alan "büyük durgunluk" sırasında ekonomik, teknolojik, jeopolitik dönüşümler daha da hızlandı. 

Dünya ekonomisinin ağırlık merkezi Batı'dan uzak doğuya doğru kayarken, Çin artık bir "ekonomik-teknolojik, giderek askeri bir süper güç" düzeyine yükseliyordu. 

Batı merkezli küreselleşme süreci, finansal kriz ve büyük durgunluk döneminde tersine dönmeye başlarken, "Çin tek kuşak tek yol" projesi aracılığıyla uzak doğudan Atlantik'e kadar yeni bir ekonomik bütünleşme, diğer bir deyişle, Çin merkezli bir küreselleşme inşa ediyordu. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ABD Başkanı Donald Trump zirve sırasında kısa bir ikili görüşme gerçekleştirdi.

Çin ve Rusya arasında ekonomik, siyasi iş birliği hızla güçleniyordu. 

Suriye iç savaşı sırasında IŞİD ortaya çıkmıştı. Hem devlet inşa etme iddiasını ortaya koyuyor, hem de Avrupa'da geniş çaplı eylemler düzenliyordu. 

Suriye ve Irak'ta, Kürt siyasi hareketi, İŞİD'e karşı savaşırken Batı'dan aldığı desteğin de yardımıyla uzun yıllardır amaçladığı öz yönetim fırsatı doğrultusunda, bir NATO üyesi olan Türkiye'yi de karşısına alıyordu.

Bu giderek karmaşıklaşan değişimler, NATO'nun kruluşunun 70. yıldönümünde bu kez, "sonun başlangıcı olabilir mi?" sorusunu gündeme getirdi. Bu sorunun bugün daha bir gerçeklik kazanmasının arkasında, bir taraftan ABD Başkanı Donald Trump yönetimi döneminde Amerikan dış politikasının özellikleri, Avrupa Birliği'nde Brexit süreci, Almanya'da Merkel döneminin sona eriyor olması, sağ popülist hareketlerin, AB üyesi ülkelerde giderek siyasi iklimi değiştirmesi yatıyor.

Nato

Yeni jeopolitik içinde NATO

Yukarda kısaca betimlemeye çalıştığım yeni jeopolitik ortam içinde ABD ile Avrupa'nın önceliklerinin hızla farklılaşmaya başlaması NATO'nun geleceğini bu kez gerçekten tehlikeye sokuyor. 

Örneğin, ABD yönetimi Çin'i küresel çapta bir tehdit olarak görüyor. Bu yüzden Obama döneminde ABD, dikkatini Avrupa'dan uzak doğuya doğru çevirmeye başlamıştı. Trump döneminde bu eğilim güçlenerek devam etti. 

Artık, ABD açısından Rusya, Çin'e kıyasla o kadar da büyük bir tehlike olarak görülmüyor. Bu bağlamda NATO, ABD stratejik tasarımları içinde Çin'e karşı bir savunma aracı olarak yeni bir anlam kazanmaya başlıyor. 

Buna karşılık, birçok Avrupa ülkesinin Çin ile ekonomik, teknolojik bağları, Çin'in Avrupa'ya ilgisi, Çin pazarının Avrupa açısında önemi giderek artıyor. 

Bu koşullarda, Avrupa ülkeleri Çin'i karşılarına almayı çıkarlarına uygun bulmuyorlar; ABD ile Çin arasında bir "soğuk savaş" tarzı kamplaşmada taraf olmak istemiyorlar.

ABD'nin, hem "IŞİD sorunu artık ortadan kalktı iddiası", hem de İŞİD'e karşı bölgede en önemli müttefik olarak gördüğü Kürtleri ortada bırakması, Suudi rejimine yönelik saldırı karşısında tepkisiz kalması, ABD'nin dayanışma kapasitesine, Avrupa'nın güvenini sarsmış görünüyor. 

ABD'nin ve Türkiye'nin Suriye'deki askeri varlıklarının NATO'nun onayı dışında gerçekleşmesi bu güvensizliği artırıyor. 

Türkiye'nin NATO'nun rakibi olan Rusya'dan S-400 füzelerini satın alması, NATO toplantısından önce bu sistemi denemesi, veto tehdidiyle kendi (Kürtleri hedef alan) 'terörizm tarifini' örgüte kabul ettirmeye çalışması, Suriye kaynaklı göçmen dalgasını Avrupa'ya karşı kullanmak tehdidi, örgüt içindeki görüş ayrılıklarının giderek derinleştiğini gösteriyor. 

NATO üyeleri arasında görüş ayrılığı 1956 Süveyş Krizi, 1973 Arap-İsrail Savaşı, 2003 Irak Savaşı gibi örneklerden de görülebileceği gibi yeni bir olgu değil. 

Ancak bu kez hem çok boyutlu hem de Avrupa'da, ABD'nin tutarlı bir dış politika üretme kapasitesini kaybetmekte olduğuna, Türkiye'nin NATO'dan farklı bir stratejik yol izlemeye hazırlandığına ilişkin bir algıyla birlikte gelişiyor.

Dahası, ABD'nin NATO bağlamında Avrupa'ya, üye ülkeler açısından ulaşılması hemen hemen olanaksız finansal koşullar dayatması, ticari korumacılığı, ekonomik yaptırımları dış ilişkilerinde giderek daha yoğun biçimde kullanması bu görüş ayrılıklarının aşılmasını neredeyse olanaksızlaştırıyor.

Bu yeni jeopolitik içinde Avrupa açısından NATO, üye ülkelerin güvenlik gereksinimlerine cevap vermek, Rusya karşısında caydırıcı olmak ve olası bir krize gereken hızda tepki verebilmek açısından artık güven vermiyor. 

Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron

Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Avrupa Birliği'nin güvenlik stratejisi konusunda bağımsız bir politika geliştirmesi gerektiğini söylüyor.

Avrupa kendi yolunu çizmeye mi hazırlanıyor?

Bu nedenledir ki, Mayıs 2017'de, Merkel, büyük tepki çekmek pahasına "artık biz Avrupalılar kendi kaderimizi kendi ellerimize almalıyız" diyebilmiş, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron Eylül 2017'de Sorbonne'da yaptığı bir konuşmada "güvenlik ve savunma alanlarında 'Avrupa'nın stratejik bağımsızlığı', gerçek bir 'Avrupa Ordusu' geliştirme" fikrini ileri sürmüştü. 

Bu düşünce, Haziran 2018'de, Fransa, Belçika, Danimarka, Almanya, Estonya, Hollanda, Portekiz, İspanya ve Birleşik Krallık savunma bakanlarının, NATO dışında işbirliği yapma konusunda bir niyet mektubunu imzalamalarıyla resmileşmişti. 

Niyet mektubunda da vurgulandığı gibi "bir ortak stratejik kültür" geliştirmeyi amaçlayan bu askeri koalisyona, geçtiğimiz aylarda Norveç ve İsveç de katıldı İtalya'nın da katılma talebi kabul edildi.

Bu askeri koalisyonun inisiyatifinin liderliğini üstlenmiş görünen Fransa Devlet Başkanı Macron'un geçen hafta The Economist ile yaptığı söyleşide "NATO'nun beyin ölümünden" söz etmesi, Trump'ın buna sert tepkisi, Avrupa Birliği'nin NATO'dan bağımsız, ya da en azından ona paralel bir askeri kapasite geliştirmeyi amaçladığını, bu olasılığın ABD'yi tedirgin ettiğini gösteriyor.

Bu askeri koalisyon inisiyatifinin güçlenmeye devam etmesi durumunda, NATO'nun kuruluşunun 70. yıldönümü toplantısı bağlamında gündeme gelen, "bu NATO için sonun başlangıcı mı olacak?" sorusuna daha gerçekçi bir biçimde cevap vermek kolaylaşacak.

Yorumlar (0)
18°
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Yeni Haber Sitemiz hakkında puanlama yaparmısınız?
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 26 53
2. Başakşehir 26 53
3. Galatasaray 26 50
4. Sivasspor 26 49
5. Beşiktaş 26 44
6. Alanyaspor 26 43
7. Fenerbahçe 26 40
8. Göztepe 26 37
9. Gaziantep FK 26 32
10. Denizlispor 26 31
11. Antalyaspor 26 30
12. Gençlerbirliği 26 28
13. Kasımpaşa 26 26
14. Konyaspor 26 26
15. Malatyaspor 26 25
16. Çaykur Rizespor 26 25
17. Ankaragücü 26 23
18. Kayserispor 26 22
Takımlar O P
1. Hatayspor 28 53
2. Erzurum BB 28 47
3. Bursaspor 28 46
4. Adana Demirspor 28 45
5. Akhisar Bld.Spor 28 45
6. Fatih Karagümrük 28 43
7. Altay 28 43
8. Ümraniye 28 40
9. Giresunspor 27 38
10. Keçiörengücü 28 35
11. Balıkesirspor 28 35
12. Menemen Belediyespor 28 35
13. İstanbulspor 27 33
14. Altınordu 28 31
15. Boluspor 28 25
16. Osmanlıspor 28 24
17. Adanaspor 28 20
18. Eskişehirspor 28 17
Takımlar O P
1. Liverpool 29 82
2. Man City 28 57
3. Leicester City 29 53
4. Chelsea 29 48
5. M. United 29 45
6. Wolverhampton 29 43
7. Sheffield United 28 43
8. Tottenham 29 41
9. Arsenal 28 40
10. Burnley 29 39
11. Crystal Palace 29 39
12. Everton 29 37
13. Newcastle 29 35
14. Southampton 29 34
15. Brighton 29 29
16. West Ham 29 27
17. Watford 29 27
18. Bournemouth 29 27
19. Aston Villa 28 25
20. Norwich City 29 21
Takımlar O P
1. Barcelona 27 58
2. Real Madrid 27 56
3. Sevilla 27 47
4. Real Sociedad 27 46
5. Getafe 27 46
6. Atletico Madrid 27 45
7. Valencia 27 42
8. Villarreal 27 38
9. Granada 27 38
10. Athletic Bilbao 27 37
11. Osasuna 27 34
12. Real Betis 27 33
13. Levante 27 33
14. Deportivo Alaves 27 32
15. Real Valladolid 27 29
16. Eibar 27 27
17. Celta de Vigo 27 26
18. Mallorca 27 25
19. Leganés 27 23
20. Espanyol 27 20
Günün Karikatürü Tümü
Namaz Vakti 03 Haziran 2020
İmsak 03:30
Güneş 05:26
Öğle 13:07
İkindi 17:06
Akşam 20:38
Yatsı 22:26