Katliam ve tecavüz

Begüm, Associated Press ajansıyla yaptığı söyleşide, Kerife'de yaşananları abartarak anlatmadığını belirterek, dört köylünün öldürülmesinin ardından yaşanan katliam ve dehşet sahnelerini aktarmaya devam etti.

Okuma yazma bilmeyen yoksul bir köylü olan Begüm'ün kocası, askerler tarafından tartaklandıktan sonra boğazı kesilerek öldürülmüş. Cesedi çok sayıda köylünün cesediyle bir kamyonete yüklenerek köyden çıkarılmış. Saldırganlar, Begüm'ün küçük bebeğini kucağından alıp genç kadına tecavüz etmiş. Bir süre sonra, tecavüzcü askerlerin bir anlık dikkatsizliğinden faydalanan kadın, oğlunu alıp yakındaki bir tepeye kaçmayı başarmış. Orada iki gün saklandıktan sonra erkek kardeşinin verdiği 38 doları (yaklaşık 133 TL) insan kaçakçılarına ödeyerek Bangladeş'e sığınmış.

Genç kadın, Bangladeşli sınır muhafızlarıyla karşılaştığında gözyaşlarına boğulduğunu ifade ederek, "Onlara 'Beni koruyacak kimse yok. Bebeğime bakın, geri dönersek ölecek.' diye yalvardım." dedi. Begüm, yakarışını duyan muhafızların bebeğiyle sınırdan geçmesine izin verdiklerini söyledi.

"İnsanlar evimin önünde öldürüldü. Onları evimin önünde yaktılar"

Arapça öğretmeni Osman Gani de 11 Kasım'da ailesiyle yaşadığı Gouzo Bill köyüne gelen Myanmar ordusunda görevli askerlerin yaşattıklarını "Köyümüze gelip acımasızca öldürdüler, evlerimizi ateşe verdiler. Bizi kurtaracak kimse yoktu." sözleriyle ifade etti.

Gani, köye yakın bir yerde yaklaşık bir hafta gizlendiklerini, daha sonra ailesini yanına alamadan Myanmar'dan göç etmeye zorlandığını belirtti.

"Onları ardımda bırakmaktan başka çarem yoktu. Nehir kıyısına geldim ve yüzmeye başladım." ifadesini kullanan Gani, ailesinin birkaç gün sonra Bangladeş'e gelebileceğini söyledi.

Kuzeye doğru ilerledikçe Arakanlı Müslümanların yaşadığı diğer köylerdeki yıkımı cep telefonuyla çektiğini dile getiren Gani, evlerin enkazındaki çocuk cesedine benzer kararmış kalıntılar gördüğünü vurguladı.

Gani, tanık olduklarını, "(Askerler) Bize uçaklardan ateş ettiler. İnsanlar evimin önünde öldürüldü. Kaçan kızları kovaladılar, vurup öldürdüler. Birçok kişiyi yaktılar. Onları evimin önünde yaktılar." ifadeleriyle aktardı.

Saldırıdan sonra gizlenen ancak askerlerin çekilmesiyle köyüne gidip tahribatı cep telefonuna kaydeden Gani, videoları göstererek, "Yakılmış bedenleri görmüyor musun?" diye sordu. Videoda, Gani'nin "Bu benim yerim, benim evim. Bu Puitta'nınki. Bu Yunus amca." sözleri dikkati çekti.

"Dünyanın en yalnız topluluğu"

Halkın çoğunluğu Budist olan ülkede yaşayan Rohingyalar, yıllardır ayrımcılığa maruz kalıyor. 53 milyonluk ülkede yaklaşık bir milyon nüfusa sahip oldukları halde Myanmar devleti Rohingyaları vatandaş olarak dahi tanımıyor. Nesillerdir aynı topraklarda yaşıyor olsalar da Myanmarlıların çoğunluğu, Rohingyaları Bangladeş'ten gelen kaçak yerleşimciler olarak görüyor. Arakanlı Müslümanlar, komşu Bangladeş'e sığındıklarında da vatandaşlık hakkına sahip olamıyorlar.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) Sözcüsü Kitty McKinsey, 2009 yılında yaptığı bir açıklamada, Rohingyaların yaşadığı dramı, "Rohingyalar belki de dünyanın en yalnız topluluğu. Haklarını savunacak tek dostları yok." sözleriyle dile getirmişti.

Bangladeş'e son bir ay içinde 15 bin Rohingyanın göç ettiği tahmin ediliyor. Ülkede 1970'lerden bu yana gelen Arakanlı mültecilerin sayısı 500 bine ulaşmış durumda. Myanmar sınırına yakın sahil bölgesi Cox's Bazar'da 33 bin kayıtlı mülteci olduğu ifade ediliyor. Bangladeş, bu mültecilere gönüllü kucak açmış değil. Sahil devriyeleri çoğu zaman mülteci teknelerini geri çeviriyor.

BM Nüfus Fonu (UNFPA), son dönemdeki şiddet olayları nedeniyle yerinden olan Arakanlı Müslüman sayısının 30 bine ulaştığını açıklamıştı.

Yeni şiddet dalgası

Rohingyaların büyük bölümünün yaşadığı Arakan eyaletinde ekim ayında polis kontrol noktalarına düzenlenen ve 9 polisin hayatını kaybettiği koordineli saldırların ardından Myanmar ordusunun başlattığı operasyonlar, Müslüman azınlığı yeni bir şiddet dalgasına maruz bıraktı.

Saldırları düzenleyenlerin kimlikleri veya amaçları hakkında kesin bilgiye sahip olunmasa da Rohingyalar "olağan şüpheli" olarak güvenlik güçlerinin hedefinde. Ordunun sivil halka yönelik saldırılarına karşı çoğunluğu kırsal kesimde yaşayan halk kendini korumakta zorlanıyor. Ekim ayından bu yana yaşanan çatışmalarda yüzlerce sivilin hayatını kaybettiği tahmin ediliyor.

Hükümet operasyonlarda sivil halka yönelik katliam ve hak ihlalleri olduğu iddiasını reddederken, kurtulanların ifadeleri ve insan hakları kuruluşlarının tespitleri, iddiaların hiç de abartı olmadığını ortaya koyuyor.

Aung San Suu Çii hayal kırıklığı yaşattı

Myanmar'da yıllarca askeri yönetimin ardından bu yıl büyük umutla iktidara gelen Nobel Barış Ödüllü özgürlük savunucusu Aung San Suu Çii ve hükümetinin, son krizde izlediği tavır uluslararası toplumda büyük hayal kırıklığı yaşattı.

İnsan hakları savunucusu olarak ünlenen liderin, Arakanlı Müslümanlara yönelik hak ihlallerine yeterli tepkiyi vermemesi eleştirildi. Myanmarlı lider ise uluslararası toplumu olayları kışkırtmakla suçladı. Suu Çii, "Eğer meselenin hep negatif tarafını görürsek, doğan zorlukları gidermeye çalışmak yerine abartmaya odaklanırsak, o zaman her şey olduğundan daha kötü görünecektir." diye konuştu.

Arakan'da 2012 yılında Budistler ile Müslümanlar arasında çıkan şiddet olaylarında çoğu Müslüman çok sayıda kişi yaşamını yitirmiş, yüzlerce ev ve iş yeri ateşe verilmiş, binlerce Rohingya bölgeyi terk etmek zorunda kalmıştı.