Rekabetleriyle geleceği şekillendirecek iki süper güç

Son 15 yılda ABD ile Çin arasındaki ekonomik, mali, askeri, teknolojik denge Çin lehine hızla değişti. Çin ile ABD arasında gelecekte nasıl bir ilişkiye tanıklık edeceğimiz henüz belirsizliğini koruyor.

DÜNYA 04.02.2021, 15:48 Tugs Enkh
18
Rekabetleriyle geleceği şekillendirecek iki süper güç

Son 15 yılda ABD ile Çin arasındaki ekonomik, mali, askeri, teknolojik denge Çin lehine hızla değişti. Çin ile ABD arasında gelecekte nasıl bir ilişkiye tanıklık edeceğimiz henüz belirsizliğini koruyor. Buna, bu iki süper gücün birbirleriyle ilgili korkularını yönetebilme becerileri karar verecek.

ABD ve Çin aynı hatta giden iki süper trene benziyor.

Ya aynı yönde, aralarındaki mesafeyi yöneterek, örneğin iklim krizi, Covid-19 ve gelecekte patlak verecek salgınları, ticari teknolojik rekabetten kaynaklanacak sorunları birlikte çözmeye çalışarak ilerleyecekler, ya da ters yönde birbirlerine doğru…

Dengeler değişti

Geride bıraktığımız 15 yıl boyunca ABD ile Çin arasındaki ekonomik ve siyasi dengelerin değişimi hızlandı, Çin'in uluslararası alanda ekonomik ve siyasi ağırlığı arttı.

Örneğin, Satın Alma Gücü Paritesi ile ölçüldüğünde Çin artık dünyanın en büyük ekonomisi. Piyasa fiyatlarında ölçüldüğünde de 10 yıl içinde ABD'yi geçerek birinci sıraya oturma olasılığı hızla artıyor. ABD ekonomisinin 2020 yılının son üç aylık döneminde % 4,2 büyürken yıllık % 3,5 oranında gerilemesi, buna karşılık Çin ekonomisinin son üç aylık dönemde %6,8 ve yıllık %2,3 oranında büyümeye devam etmesi iki ekonomi arasındaki farkı sergiliyor.

Çin'in dünya ekonomisi içinde ABD karşısında göreli ağırlığının artmakta olduğunu gösteren başka gelişmeler de var: Çin dünya ticareti içindeki payını 2000'li yılların başından bu yana belirgin biçimde arttırarak birinci sıraya oturdu. Çin'in toplam küresel ihracat içindeki payı 2003 yılında % 5,9'dan 2019'da % 13,2'ye çıkarken ABD'nin payı aynı yıllarda %9,8'den % 8,5'e geriledi.

Bir ülkenin ithalat hacmi onun piyasalarının diğer ülkeler açısından kazandığı önemi gösterir. Bu açıdan bakınca, 2004-2019 yılları arasında ABD'nin toplam ithalatı %71 artarak 1,5 trilyon dolardan 2 trilyon 650 milyar dolara yükselirken, Çin'in ithalatı % 257 artarak 561 milyar dolardan 2 trilyon dolara yükselmiş.

ABD'nin ve Çin'in perakende piyasalarının hacmi 2009 yılında sırasıyla, 4 triyon dolar ve 1,8 trilyon dolar seviyesindeymiş. 2020 yılına gelindiğinde bu sayılar Çin lehine 5,5 ve 4 trilyon dolar olarak değişmiş.

Kısacası Çin pazarının gerek bölge ülkeleri gerekse de genel olarak dünya ekonomisi açısından önemi hızla artarak ABD'yi yakalamış.

Dünya ticareti içindeki ağırlığına paralel Çin'in kredi veren bir ülke olarak da önemi son 20 yılda hızla arttı. Harvard Business Review'da yayımlanan bir araştırma, Çin'in 150'den fazla ülkeye verdiği kredilerin toplam 1,8 trilyon dolarla dünya hasılasının %5'i gibi çok çarpıcı bir düzeye yükseldiğine işaret ediyordu.

Dahası, Covid-19 krizi dünya ekonomisinin merkezlerinde özellikle ABD ve Avrupa'yı derin bir durgunluğa iterken, Çin pandemiyi hızla denetim altına aldı, etkin bir aşı üretti, sağlık malzemeleri piyasasında egemen konuma yükseldi, bu arada Covid-19 kriziyle çok zor duruma düşen 77 düşük gelirli ülkenin borçlarını erteledi ve ekonomik büyüme sürecine herkesten önce geri döndü.

Diğer taraftan, ülkelerin dünya ekonomisi içindeki ağırlığını şirketlerinin performansına bakarak da izlemek olanaklı. Bu bağlamda Fortune Global (en büyük) 500 şirket listesi bize bir fikir verebilir. Fortune Global 500 listesinde, gelirleri açısından ölçüldüğünde, 2008 yılında yalnızca 1,1 trilyon dolarla ve toplam içinde %5 payla 29 Çin şirketi vardı. 2020 yılına gelindiğinde, karşımıza, toplam 8,3 trilyon dolar gelirle, toplam içinde payı %25'e ulaşan 129 Çin şirketi çıkıyor.

Joe Biden ile Şi Jinping

KAYNAK,GETTY IMAGES

Çin'in bu ekonomik gelişme trendi, bilgisayar, uzay çalışmaları, yapay zeka gibi stratejik teknolojik gelişmelere, özellikle de savunma harcamalarına yansıma hızı da ABD yönetimini kaygılandırıyor: 2000-2019 döneminde ABD'nin savunma harcamaları (2018 fiyatlarıyla) yaklaşık % 53 oranında artarak 470,5 milyar dolardan 718 milyar dolara yükselirken aynı önemde Çin'in savunma harcamaları, % 400 dolayında artarak, 52 milyar dolardan, 266 milyar dolarına yükselmiş.

Özetle, ABD ile Çin arasındaki ekonomik, mali, askeri, teknolojik denge Çin lehine hızla değişti, değişmeye de devam ediyor.

Şi Cinping küreselleşmenin geleceğine kaygıyla bakıyor

Çin Devlet Başkanı Şi'nin Dünya Ekonomik Forumu Davos toplantısında 2017 yılında yaptığı konuşmadan bugüne, "köprülerin altından çok su akmış". O zamanki ABD yönetiminin "küreselleşme karşıtı", "önce ABD" diyen, uluslararası anlaşmalardan ve kurumlardan çıkmaya başlayan yönetiminin aksine, Şi küreselleşmeyi, çok yönlü (multilateral) diplomasiyi serbest ticareti ve uluslararası işbirliğini savunuyor, küreselleşmenin "bir tarihsel trend" olduğunu vurgulayarak bir anlamda, 1990'larda ABD'de Clinton yönetiminin yaklaşımını anımsatacak biçimde, "tarihin evriminin doğal bir aşaması" olduğuna, kaçınılmaz ve uyum sağlanacak bir duruma işaret ediyordu. Şi'nin konuşması o zaman Davos çevresinde, geleceğe ve işbirliği olasılıklarına ilişkin büyük bir iyimserlik kaynağı olmuştu.

Şi'nin bu yıl sanal ortamda yapılan toplantıdaki konuşması farklıydı. ABD yönetiminin yaklaşık 10-12 yılda kat ettiği yolu, Şi'nin dört yılda aştığı küreselleşmenin geleceğine umut yerine kaygıyla bakmaya başladığı anlaşılıyordu.

Şi konuşmasında, hala dünya ekonomisinde açıklığı-serbestliği, çok taraflı ticaret rejimini, ticaret yatırım piyasalarında, teknoloji transferlerinde engellerin kaldırılmasını savunuyordu. Uluslararası alanda da işbirliği talep ediyor, Dünya Ticaret Örgütü ve Dünya Sağlık Örgütü'nün güçlendirilmesini, Paris İklim Anlaşması bağlamında, işbirliğini savunuyordu.

Ancak, bu kez, küreselleşme sürecini, tarihin bir evrimi olarak değil tehlikede bir süreç olarak görüyordu. Uluslararası İlişkiler Çalışmaları alanının önemli isimlerinden Prof. Stephen Walt'ın Forein Policy'de işaret ettiği gibi, Şi, tedarik zincirlerinin kırılması, Batılı şirketlerin Çin piyasalarını terk etmesi, ekonomik ticari yaptırımların devreye girmesiyle, teknoloji transferine konacak engellerle, Çin'in bu güne kadar yararlandığı küreselleşme sürecini, tersine döndürülebilecek bir durum olarak algılıyor, açıkça kaygı duyuyordu. Jı adını vermeden ABD'nin kendi iradesini, kültürel değerlerini başkalarına dayatmasından yakınıyordu.

Şi'nin bu konuşmasını yorumlayan, kimi yazarlar da, Şi'nin tüm savunduklarına karşın, Çin merkezli ve dayatmacı politikalarına, "Tek yol tek kuşak" projesine, yoksul ülkelere verdiği kredileri siyasi imtiyazlar elde etmek için kaldıraç olarak kullanmasına, Hindistan-Çin sınırındaki çatışmalara, Covid-19'ın kaynaklarını araştırılması talebine destek veren Avustralya'yı cezalandırma çabalarına, Çin denizindeki sorunlarda Uluslararası Tahkim Mahkemesinin kararlarını yok saymasına, yabancı şirketlerin Çin'deki çalışmalarına kısıtlamalar getirmeye başlamasına işaret ediyor, Çin'in aslında, liberal küresel düzenin kurallarına uymaya niyetli olmadığını vurguluyorlar.

Biden ne planlıyor?

ABD'nin 2018 yılında yayımlanan Ulusal Savunma Stratejisi "Artık büyük güçler rekabeti dönemine girildiğini" ilan ediyordu. Joe Biden daha Başkan seçilmeden önce yaptığı konuşmalarda ve geçen yıl Foreign Affairs dergisinde yayımladığı yazısında, Çin'i "ABD'nin en önemli rakibi" olarak saptıyordu. Biden'ın ABD Savunma Bakanı olarak atadığı Lloyd Austin de "Çin en büyük tehdittir çünkü yükselen bir güçtür" diyor.

Politico'nun dış politika yorumcularından Pager ve Pertrand, Biden dış politikasını yorumlarken, "Biden Asya'ya yöneliyor. Ama bunu açıkça söylemesini beklemeyin" diyerek, Trump döneminin gelişi güzel, dış politika reflekslerine karşın, planlı programlı ve kendini açıkça deklare etme gereği duymayan bir yaklaşımın varlığına işaret ediyorlar.

Joe Biden ile Şi Jinping

KAYNAK,GETTY IMAGES

Peki Biden'in bu yaklaşımını nasıl ve hangi amaçla hayata geçirecek? Biden yönetiminin araç olarak geleneksel ittifaklarını bir araya getirerek, Çin'e karşı bir "Demokrasiler bloğu" kurmayı amaçlıyor. Bu bloğun gerçekleşmesi için Atlantik'in iki yakasında Kanada, Avrupa Birliği, Asya'da Avustralya, Hindistan, Japonya'yı kapsaması gerekiyor. Ancak, Güney Doğu Asya'nın, dünya çapında saygın düşünür ve diplomatlarından Singapur'lu Kishore Mahbubani bölgede Çin karşıtı bir ittifakın-blokun başarılı olabileceğine inanmıyor.

Bu inancının arkasında iki neden var. Birincisi; Mahbubani, ABD Avustralya, Hindistan, Japonya arasında Quad adıyla bilinen Dörtlü Güvenlik Diyalogu'na ve bunu oluşturan ülkelerin birbirinden farklı ulusal çıkarlarına işaret ediyor. İkincisi "Asya'da esas oyun siyasi değil ekonomik" diyor. Çin ve Hindistan ekonomileri, 1980 yılında hemen hemen aynı büyüklükteydi. Bugün, Çin ekonomisi Hindistan ekonomisinin 5 katı. Çin piyasasının bölge ülkeleri açısından önemi her gün biraz daha artıyor.

Mahbubani'ye göre, ABD, Trump döneminde Trans Pasiftik Ticaret Anlaşması'ndan çıkarak Çin'e önemli bir hediye verdi. Hindistan da Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık anlaşmasına katılmayarak, Çin'in ekmeğine yağ sürdü. Bunlara "Tek Yol Tek Şerit" projesin etrafındaki gelişmeleri ekledik mi, karşımıza Çin merkezi, büyük ve hızla gelişen bir ekonomik eko sistem çıkıyor

Bu bağlamda, Financial Times'dan Martin Wolf'un "Çin'i engellemeye çalışmak geçerli bir seçenek değil" yorumu daha bir anlam kazanıyor. Wolf, dünya ekonomisindeki entegrasyon düzeyine, Çin'in bunun içinde gittikçe artan ağırlığına, İklim krizi ve pandemi gibi küresel çapta çözüm bekleyen sorunların varlığına bakarak, ABD ile Çin arasında, rekabetin yanı sıra, derin işbirliğinin gerekli hatta kaçınılmaz olduğunu savunuyor.

'Büyük Jüri' tarih, henüz karar vermedi

Biden yönetimi dış politikasını oluştururken, Çin yönetimi Dünya Ekonomik Forumu'nda Başkan Şi Cinping'in ağzından taleplerini ortaya koyarken iki olasılık, halen varlığını korumaya devam ediyor. Birinci olasılık, barış, işbirliği ve rekabete dayalı bir geleceğe işaret ediyor. İkincisi, en iyi koşullarda "Soğuk Savaş" benzeri bir konsolidasyona, dünya ekonomisinin ekonomik hatta teknolojik, bilişsel ağlara ilişkin bloklara bölünmesine ve daha da kötüsü olası sıcak çatışmalara gebe bir geleceğe…

Bu iki olasılıktan hangisinin başat eğilim olacağına, bu iki süper gücün (Çin de artık bir süper güçtür) birbirleriyle ilgili korkularını yönetebilme becerileri karar verecek.

"Derin Tarih" bize, iki büyük devlet arasındaki korkuların karşılıklı güvensizliğe, bunun da en çarpıcı tarihsel örneği, tarihçi Tukidides (Thucydides) tarafından ayrıntılı biçimde belgelenen, Atina ile Sparta arasındaki Peloponez Savaşları'ndan (M.Ö. 431-404) bu yana geniş çaplı savaşlara yol açtığını söylüyor. Ama tarihte, dünya ekonomisinde gelişen karşılıklı bağımlılık ilişkilerine, İngiltere ve ABD arasındaki liderlik transferi sürecine ilişkin bir örnek de var. İnsanlık açısından yaşamsal tehdit oluşturan, iklim krizi ve pandemi gibi tek tek ülkelerin çözme kapasitesini aşan sorunlara bakarak işbirliğinin olanaklı ve de zorunlu olduğuna ilişkin sav da gayet mantıklı. Özetle, "Büyük Jüri" hala toplantı halinde.

Yorumlar (0)
19°
açık
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 40 84
2. Galatasaray 40 84
3. Fenerbahçe 40 82
4. Trabzonspor 40 71
5. Sivasspor 40 65
6. Hatayspor 40 61
7. Alanyaspor 40 60
8. Karagümrük 40 60
9. Gaziantep FK 40 58
10. Göztepe 40 51
11. Konyaspor 40 50
12. Başakşehir 40 48
13. Rizespor 40 48
14. Kasımpaşa 40 46
15. Malatyaspor 40 45
16. Antalyaspor 40 44
17. Kayserispor 40 41
18. Erzurumspor 40 40
19. Ankaragücü 40 38
20. Gençlerbirliği 40 38
21. Denizlispor 40 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 34 70
2. Giresunspor 34 70
3. Samsunspor 34 70
4. İstanbulspor 34 64
5. Altay 34 63
6. Altınordu 34 60
7. Ankara Keçiörengücü 34 58
8. Ümraniye 34 51
9. Tuzlaspor 34 47
10. Bursaspor 34 46
11. Bandırmaspor 34 42
12. Boluspor 34 42
13. Balıkesirspor 34 35
14. Adanaspor 34 34
15. Menemenspor 34 34
16. Akhisar Bld.Spor 34 30
17. Ankaraspor 34 26
18. Eskişehirspor 34 8
Takımlar O P
1. Man City 36 83
2. M. United 36 70
3. Leicester City 36 66
4. Chelsea 36 64
5. Liverpool 36 63
6. Tottenham 36 59
7. West Ham 36 59
8. Everton 36 56
9. Arsenal 36 55
10. Leeds United 36 53
11. Aston Villa 36 49
12. Wolverhampton 36 45
13. Crystal Palace 36 44
14. Southampton 36 43
15. Burnley 36 39
16. Newcastle 36 39
17. Brighton 36 38
18. Fulham 36 27
19. West Bromwich 36 26
20. Sheffield United 36 20
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 37 83
2. Real Madrid 37 81
3. Barcelona 37 76
4. Sevilla 37 74
5. Real Sociedad 37 59
6. Real Betis 37 58
7. Villarreal 37 58
8. Celta de Vigo 37 53
9. Athletic Bilbao 37 46
10. Granada 37 45
11. Osasuna 37 44
12. Cádiz 37 43
13. Valencia 37 42
14. Levante 37 40
15. Deportivo Alaves 37 38
16. Getafe 37 37
17. Huesca 37 33
18. Elche 37 33
19. Real Valladolid 37 31
20. Eibar 37 30
Günün Karikatürü Tümü
Namaz Vakti 18 Mayıs 2021
İmsak 03:48
Güneş 05:37
Öğle 13:06
İkindi 17:02
Akşam 20:24
Yatsı 22:05