BURSA (AA) - 'Postmodern darbe' olarak adlandırılan 28 Şubat sürecinde başörtülü oldukları için görevden alınan ve istifa ettirilen öğretmenler Sakine Zengin ve Vahide Coşkun yıllar sonra yeniden öğrencilerine ders verebilmenin mutluluğunu yaşıyor.
Bursa'nın İnegöl ilçesinde 1991 yılında öğretmenlik görevine başlayan Sakine Zengin, 1997 yılında 'postmodern darbe' olarak adlandırılan 28 Şubat süreciyle görevinden alındı.
Yıllar sonra görevine dönen ve Şükrünailipaşa İlkokulunda sınıf öğretmenliği yapan Zengin, 28 Şubat sürecinde başörtüsü nedeniyle yaşadığı zorlukları AA muhabirine anlattı.
Görevleri sırasında müfettişlerin sık sık ceza yazmaya başladığını anlatan Zengin, şöyle konuştu:
'Kınama, görevden uzaklaştırma, aylıktan kesme gibi cezalar aldık. 1999 yılında Kütahya'nın Domaniç ilçesine geldim. Beni en çok üzen, yaralayan olaylardan biridir. Bu arada da bütün cezalarımızı tamamlamak üzereydik. Bir görevden uzaklaştırma, atılma kalmıştı. Domaniç'e geldim müdürüm bana, 'Hocam ben size sınıf veremem bu halinizle' dedi. 'Ne yapacağız hocam?' dedim. Öğretmenler odasında 6-7 ay, 2000 yılının haziranının 7'sine kadar oturdum.'
- '11 yıl görevimden ayrı kaldım'
O gün müdür tarafından çağırıldığını ve görevden atıldığının bildirildiğinin anlatan Zengin, şöyle devam etti:
'Dünyanın sona erdiğini düşündüm. 11 yıl görevimden ayrı kaldım. Öğrencilerimden, çocuklarımdan ayrı kaldım. Ta ki 2010 yılına kadar. 2010 yılının eylülünde Allah razı olsun Cumhurbaşkanımızdan, binlerce kere şükürler olsun. 16-17 yıldır bir fiil tekrar görev yapıyorum. Şu anda çok mutluyum. Bugünleri gösteren Rabbime şükürler olsun. Başörtüsü taktığım için okuldan atıldım ama bu sene ramazan ayında öğrencilerimle ramazanı sınıfımda kutlayabiliyorum. Bu konuda gayet rahat, kimseden çekinmeden, bir baskı altında olmadan Allah'ın emirlerini çocuklarıma öğretebiliyorum. Çok mutluyum şu anda. Tekrar söylüyorum Cumhurbaşkanımızdan Allah razı olsun. Çok zor günler geçirdik. Rabbim bir daha o zor günleri asla bu millete yaşatmasın.'
Erdem Beyazıt Ortaokulu'nda görevli fen bilimleri öğretmeni Vahide Coşkun ise 1999 yılında ilk olarak İstanbul'da Eşrefpaşa Lisesi'ne öğretmen olarak atandığını ancak idareciler tarafından sınıfa alınmadığını anlattı.
Birkaç gün öğretmenler odasında oturduğunu, sonrasında okula da alınmadığını aktaran Coşkun, şunları kaydetti:
'Okula giremediğim için beni istifa etmiş kabul ettiler. Yani okuldasınız ama onlar okula sokmuyorlar, istifa etmiş kabul ettiler ve zorunlu bir istifa dilekçesi yazdırdılar. Ben bu şekilde okuldan eğitim hayatından ayrılmış oldum. Başımı açmamı istediler. Hatta duygu sömürüsü yapıldı. 'Bu çocuklar sizin yüzünüzden bakın boşta kalıyorlar, bu çocuklar sizin ilminize ihtiyaçları var, açıp, yapın' gibi zorlamalarda da bulundular ama ben bunu kendime yapamadım. Kendimle çeliştim. Yani kendime saygı duymayacağım bir şekilde sınıfa girseydim, o sınıfta hiçbir çocuğa faydalı olamayacaktım.'
- 'Mucize gibi bir şey oldu ve gerçekten döndük'
Bu şekilde ayrıldığını ve 14 yıl geçtiğini dile getiren Coşkun, 'Yine burada İnegöl'de oturuyorduk o zamanlarda. İmam hatipte ücretli öğretmenlik yapıyordum. O dönemde böyle bir şey olabileceğini, tekrar göreve dönebileceğimiz gibi bir şey oluştu sendika vasıtasıyla. Evet, gerçekten bir yarım dönem sonra da mucize gibi bir şey oldu ve gerçekten döndük.' ifadelerini kullandı.
Coşkun, 2013'ten beri yeniden sınıflarında olduklarını belirterek, konuşmasını şöyle tamamladı:
'Bize bu imkanı devletimiz sağladı. Yine onların sayesinde buradayız, bunun farkındayım. Bize sağladığı nimetler için çok teşekkür ediyorum onlara. İnşallah hiçbir insan, yani karşı görüşte olan bir insanın bile bunu yaşamasını ben istemem. İnsanların hak ve özgürlüklerinin en üst düzeyde tutulduğu şu çağda kimse bunu yaşasın istemem. Ben de başkasına yapmak istemem. Bu hayatta herkes gerçekten inandığı gibi, istediği gibi yaşayabilsin ve gerçekten şu anda harika bir ders yapıyoruz. Biz kimsenin beynini yıkamıyoruz. Kimseye bir şey empoze etmiyoruz. Fikir empoze etmiyoruz. Nelerle suçladılar o dönemde bizleri. Bu suçların hiçbirini işlemiyoruz. Kimseye bir tehdidimiz yoktur. Kalemimizle, defterimizle, ilmimizle buralardayız inşallah.'