İSTANBUL (AA) - ÖMER FARUK MADANOĞLU - İstanbul'da yaşayan Çeçenler, ramazan ayında kalabalık iftar sofraları kurarak misafirperverlik ve paylaşım geleneğini yaşatırken, savaş ve göç hafızasının etkisiyle israfa karşı büyük hassasiyet gösteriyor.
Çeçen Kafkas Muhacirleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (KAFKAS-DER) Başkanı Ali Viskhadzhiev ve İstanbul'da yaşayan Çeçen genç Saada Batsalgova, AA muhabirine, Çeçenlerin ramazan ayını anlattı.
Viskhadzhiev, Çeçenlerin ailece tek başlarına iftar yapmadığını, kalabalık sofralarda büyüklerin anılarını anlattığı, oyunların oynandığı şenlikli ramazan akşamları yaşandığını dile getirdi.
Ramazanda evlerde misafirlerin eksik olmadığını ve herkesin neşeli vakit geçirdiğini belirten Viskhadzhiev, iftar sofralarını genellikle et ve hamur işi yemeklerin süslediğini söyledi.
Viskhadzhiev, kültürlerinde ağır yemeklerin bulunmasının sebebini Kafkas halklarının savaşçı bir millet olmasına bağlayarak, Çeçenlerin iftarlarda ve özel günlerde genellikle et ve hamurun birleşimi olan Jijik Gılnış yediğini aktardı.
Çeçenlerin iftarlarda herkese kucak açtığını, bunun da kültürlerinin bir parçası olduğunu ifade eden Viskhadzhiev, 'Ramazan sofrasında misafirlerimizle ekmeğimizi paylaşıyoruz. Bizim kültürümüzde misafire çok hürmet edilir. Hatta evimize düşman bile gelse onun önüne en değerli yemeklerimizi koyarız.' dedi.
- 'Çeçenistan'da geçen ramazanları unutamıyorum'
Viskhadzhiev, Çeçenistan'da çocukluğunda ramazanların çok güzel geçtiğini ve unutamadığı anılar biriktirdiğini belirterek, Sovyet Rusya döneminde oruç tutmanın yasak olduğunu, gizlice oruç tuttuklarını vurguladı.
Bazı ailelerin baskı ve asimilasyon nedeniyle oruç tutmayı dahi bilmediğini anlatan Viskhadzhiev, dedesinin imam olması sayesinde kendilerine dini bilgileri öğrettiğini, bu nedenle küçük yaşlardan itibaren oruç tuttuğunu kaydetti.
Viskhadzhiev, Çeçen yemeklerinin çok lezzetli olması dolayısıyla küçükken kendisini alıkoyamadığını ve çok fazla yemek yediğini anlatarak, şu anısını paylaştı:
'Çeçenistan'da geçen ramazanları unutamıyorum. Daha 7 yaşındayken sıcak bir ramazan günü oruç nedeniyle çok acıkmıştım. Size bahsettiğim o ağır Jijik Gılnış'tan çok yediğim için beni hastaneye kaldırdılar. Bu anımı unutamıyorum.'
Kafkas halklarının çok fazla 'göç ve soykırım' yaşadığı için israfa karşı büyük hassasiyet geliştirdiğini, bunun ramazanda daha da arttığını vurgulayan Viskhadzhiev, 'Yaptığımız yemekler asla israf olmaz. Yemekleri medreselere ve ihtiyaç sahiplerine dağıtıyoruz. Babaannem küçücük bir ekmek parçasının atıldığını görse ağlardı. Sürgün sırasında iftarsız ve sahursuz oruç tutuluyormuş. Babaannemin komşusu ona gelip, 'Bir parça ekmek olsa yarına kadar hayatta kalırım.' demiş ama sabahına vefat ettiği haberini almışlar. Özellikle bunu hatırladığım için ramazanda israfa çok dikkat ediyorum.' diye konuştu.
Viskhadzhiev, Çeçenlerin Türkiye'ye göç ettikten sonra da kültürlerini ve alışkanlıklarını değiştirmediğini vurgulayarak, KAFKAS-DER'in de bölge halklarının adetlerini yaşatmak ve dayanışma içinde yaşamak için kurulduğunu sözlerine ekledi.
- Savaş ve göç nedeniyle en çok yapılan yemek: Jijik Gılnış
Küçük yaşta Çeçenistan'dan Türkiye'ye göç etmek zorunda kalan Saada Batsalgova, Çeçenistan'daki ramazanları hatırlayamadığını ancak buradaki Çeçen topluluğunun kendisine ülkesindeki ramazan atmosferini bir nebze hissettirdiğini söyledi.
Batsalgova, Türkiye'deki Çeçenlerin genellikle birbirlerini tanıdıkları için kültürlerini devam ettirebildiklerini dile getirerek, 'Sürekli misafir olarak birbirimizi ziyarete gidiyoruz. Bizde ramazan ayında misafirperverlik daha da ön plana çıkıyor. Zaten çok misafirperver ve paylaşımcı bir milletiz.' dedi.
Yapılan yemeklerin Çeçen kültüründe ayrı anlamı olduğunu ifade eden Batsalgova, çocukluğunda evde Jijik Gılnış piştiğinde önemli bir misafir geleceğini anladığını kaydetti.
Batsalgova, Çeçenlerin yemeklerinde çok fazla soğan ve sarımsak kullandığını belirterek, Anadolu'daki mantı ve gözlemeye benzer yemeklerin yanı sıra Türkiye'de pek bilinmeyen hamur ve et ağırlıklı yemeklerin de yapıldığını aktardı.
Çeçen mutfağında sakatatın da sıkça kullanıldığı bilgisini paylaşan Batsalgova, 'Çeçenistan'da genellikle köylerde insanlar sokağa sofra kurup toplu şekilde oruçlarını açar, iftardan sonra oyunlar oynarlardı.' şeklinde konuştu.
Batsalgova, Türkiye'ye gelen Çeçenlerin çocuklarının Türk yemeklerini de sevdiklerini ve yemek kültürlerinin zamanla Türk mutfağıyla etkileşim içine girdiğini anlattı.
Göç ve savaş dönemlerinde iftar sofralarında çok fazla yemek bulunmadığını belirten Batsalgova, sözlerini şöyle tamamladı:
'Bizim kültürümüzde hamurun ve etin ön plana çıkmasının nedeni de bu. Jijik Gılnış, savaş zamanında çok doyurucu olduğu için kolay bulunabilen malzemelerle hızlı hazırlanabilen bir yemekti. Bu yüzden çok tercih ediliyordu.'