KIBRIS

Cumhurbaşkanı Erhürman, Yunanistan Savunma Bakanı’nın açıklamasını eleştirdi

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias’ın Kıbrıs sorunu, Kıbrıslı Türkler ve Türkiye ile açıklamasını eleştirdi.


Cumhurbaşkanı Erhürman, Yunanistan Savunma Bakanı’nın açıklamasını eleştirdi

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias’ın Kıbrıs sorunu, Kıbrıslı Türkler ve Türkiye ile açıklamasını eleştirdi.
Sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, rasyonel düşünen, barışı ve uygarlığı savunan herkesin dünyada ve bölgede gerilimin daha da tırmanmaması, bir an önce diplomasi ve diyalog yoluyla uluslararası hukuk zemininde görüşmelere dönülmesi için çağrı yapıp, çaba gösterdiğini belirten Erhürman, şunları da kaydetti:
“Tam da böyle bir dönemde, Yunanistan Savunma Bakanı Sayın Dendias'ın, Kıbrıs sorunu, Kıbrıslı Türkler ve Türkiye ile ilgili son derece anlamsız açıklamalar yapması, en hafif tabiriyle, içinden geçtiğimiz dönemin gerektirdiği sorumluluk duygusuyla ve ciddiyetle bağdaşmamaktadır.”



Başbakan Üstel: “Türkiye’nin desteği, güvenliğimizin ve geleceğimizin en güçlü teminatıdır”

Başbakan Ünal Üstel, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin attığı yanlış ve sorumsuz adımların, adayı hiç istemedikleri bir savaş ortamının içine soktuğuna işaret ederek, “Anavatan Türkiye’nin desteği, Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin ve geleceğinin en güçlü teminatıdır” dedi.
Başbakan Ünal Üstel, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile birlikte Ercan Havalimanı'nda ortak basın toplantısı düzenledi.
Üstel, Cevdet Yılmaz’ın KKTC ziyareti kapsamında süregelen projeleri de ele alma fırsatı bulacaklarını ifade ederek, “Bu yıl özellikle yol, hastane, okul, enerji ve dijital altyapı alanlarında başlatılan önemli projelerin tamamlanmasını hedefliyoruz.” diye konuştu.
Üstel, Yılmaz’ı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade ederek, Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve heyetine teşekkür etti.
Üstel, böylesi hassas bir dönemde Yılmaz’ın KKTC’ye gerçekleştirdiği bu ziyaretin, iki ülke arasındaki güçlü bağların ve ortak geleceğe yönelik kararlılığın açık bir göstergesi olduğunu vurguladı.
Başbakan Üstel, Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki ilişkilerin, sıradan devletler arası ilişkilerin çok çok ötesinde olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti:
“Bizim ilişkilerimiz; tarihi bir derinliğe, ortak bir kadere, sınırsız bir güvene ve güçlü bir gelecek vizyonuna dayanan yaşamsal bir kardeşlik ilişkisidir.
Kıbrıs Türk halkı ile Anavatan Türkiye arasındaki bağ, hayati ve vazgeçilmez bir bağdır.”
Başbakan Ünal Üstel, Kıbrıs’ın çevresinin adeta bir ateş çemberine dönmüş durumda olduğuna da işaret ederek, şunları kaydetti:
“Adamızın üzerinde füzeler dolaşmakta, fırlatılan dronlar Kıbrıs’ın güneyinde patlamaktadır.
Ne yazık ki son dönemlerde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin attığı yanlış ve sorumsuz adımlar, adamızı hiç istemediğimiz bir savaş ortamının içine sokmuştur.
Fransa ve İsrail ile imzalanan askeri anlaşmalar, adanın güneyinde başlatılan yabancı güçlere üs verme yarışı ve hali hazırda bulunan İngiliz üslerinin savaşın bir parçası haline getirilmesi; Güney Kıbrıs’ı fiilen çatışmanın tarafı haline getirmiştir.
Bugün Güney Kıbrıs’ta yaşayan Rum halkı korku içindedir ve ciddi bir huzursuzluk yaşamaktadır.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak yaşanabilecek her türlü olasılığa karşı gerekli tüm hazırlıkları yapıyor olsak da, KKTC’de böyle bir endişeye rastlayamazsınız.
Çünkü insanımız Türkiye’ye güvenmektedir. Çünkü bizim güvencemiz de, garantörümüz de, kardeşimiz de Türkiye’dir.
Bu noktada Türkiye Cumhuriyeti’nin Kıbrıs Türk halkının güvenliği için taşıdığı rolün önemi bir kez daha açık şekilde ortaya çıkmaktadır.
Türkiye’nin garantörlüğü ve Ada’daki varlığı, Kıbrıs Türk halkının güvenliği ve Doğu Akdeniz’deki dengelerin korunması açısından hayati öneme sahiptir.
Bu vesileyle Anavatan Türkiye’ye ve Türk milletine, Kıbrıs Türk halkına verdikleri güçlü destek için bir kez daha teşekkür ediyorum.
Bu adanın üç garantör ülkesi vardır. Yunanistan, 1963’ten 1974’e ve en nihayetinde 15 Temmuz 1974’te gerçekleştirdiği son darbe ile bu adaya savaşlar getirmiştir.
İngiltere üslerini savaşın bir parçası haline getirerek adayı bir kez daha çatışma riskinin içine sürüklemiştir.
Bu adaya tek barışı getiren ve bu barışın 50 yılı aşkın süredir kalıcı olmasını sağlayan garantör ülke Türkiye’dir.
Kıbrıs Türk halkı bu gerçeği en iyi bilen halklardan biridir. Çünkü bizler, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı ile özgürlüğümüzü, güvenliğimizi ve onurlu geleceğimizi koruma imkanına kavuşmuş bir milletiz.
O gün Anavatan Türkiye’nin kararlı iradesi sayesinde Kıbrıs Türk halkı yok olmaktan kurtulmuş, bugün sahip olduğu güvenliğe ve devlete ulaşmıştır.
Bugün de aynı gerçek geçerlidir: Anavatan Türkiye’nin desteği, Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin ve geleceğinin en güçlü teminatıdır.”
Başbakan Ünal Üstel, egemenlik meselesinin önemine de dikkat çekerek, şöyle devam etti:
“1960 Anayasası'nı yok sayarak, ortadan kaldırarak, Kıbrıs Cumhuriyetini işgal ederek, kendini Kıbrıs Cumhuriyeti'nin tek egemen gücü olarak gören Rum yönetiminin Kıbrıs Türk toplumunu yok sayarak imzaladığı askeri iş birliği antlaşmalarına da biz müdahale edemiyoruz.
Bu durum bize çok açık bir gerçeği göstermektedir: Egemenlik devletler için vazgeçilmezdir. Bu nedenle Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği de tartışmaya açık değildir. Biz egemen eşitlikten asla taviz vermiyoruz ve vermeyeceğiz.”
TC Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’ın ziyareti kapsamında ele alınacak konulara da değinen Üstel, süregelen projeleri değerlendirme fırsatı bulacaklarını ifade ederek, “Bu yıl özellikle yol, hastane, okul, enerji ve dijital altyapı alanlarında başlatılan önemli projelerin tamamlanmasını hedefliyoruz.” dedi.
Bu yatırımların, ülkenin geleceğini güçlendirecek ve halkın yaşam kalitesini yükseltecek son derece önemli adımlar olduğuna işaret eden Başbakan Üstel, Ramazan ayının ve gerçekleştirecekleri temasların hem ülke hem de bölge adına hayırlara vesile olmasını diledi.




Yılmaz: “Rum Yönetimi’nin askeri üslerde üçüncü ülkelere ayrıcalık tanıması Ada’daki herkes için risk"

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz'de çatışmalar artarken Rum Yönetimi’nin askeri üslerinde üçüncü ülkelere kullanım ayrıcalığı tanımasının Ada’daki herkesi riske attığını kaydetti.
Günübirlik temaslarda bulunmak üzere ülkeye gelen Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Ercan Havalimanı’nda Başbakan Ünal Üstel ile birlikte düzenledikleri ortak basın toplantısında, iki ülke arasında imzalanan İktisadi ve Mali İş birliği Protokolü’nün bu ay içinde biteceğini de açıkladı.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bir kez daha ziyaret etmekten duyduğu memnuniyeti dile getiren Yılmaz, karşılıklı ziyaretleri iki ülke arasındaki müstesna ilişkinin bir yansıması olarak değerlendirdi.
Orta Doğu ve Doğu Akdeniz havzasında çatışmaların arttığı bu süreçte, Rum Yönetimi’nin Ada’daki askeri üslerde üçüncü ülkelere kullanım ayrıcalıkları tanımasının Ada’da yaşayan herkesi risk altına soktuğunu vurgulayan Cevdet Yılmaz, şöyle konuştu:
“Ada’nın Orta Doğu’ya yönelik operasyonlar için kullanılıyor olması tüm bölge ülkeleri için risk teşkil etmektedir. Bunu içinde bulunduğumuz hafta yaşanan gelişmeler çok net olarak ortaya koymuştur.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Ada’nın tamamının sahibi gibi hareket etmesi, Kıbrıs Türk halkının iradesini ve egemen eşitliğini yok sayarak aldığı, boyunu aşan kararları, büyük güç rekabetleri içinde kendine rol bulma yaklaşımı, özellikle son dönemdeki askeri angajmanları ve üs politikaları Ada’ya yönelik güvenlik risklerini artırmaktadır.
GKRY, Gazze’deki soykırımda da benzer tavırlar sergilemiş, İsrail’in desteğiyle aşırı bir silahlanma çabası içine girmiştir. Bu tablo karşısında Türkiye’nin garantörlük sorumluluğu ve tarihi yükümlülüğü daha belirgin hâle gelmektedir.
Garantör ve Anavatan olarak Ada’daki askeri varlığımız yarım asrı aşan bir dönemdir tüm Ada'nın güven ve istikrar içinde gelişmesine katkı sunmuştur ve bunun teminatı olmuştur. Sadece KKTC değil GKRY de bu istikrardan istifade etmiş, güvenli bir ortamda kalkınmıştır. 50 yılı aşkın süredir bu adadan huzur var, barış var. Güvenliğin olmadığı bir yerde kalkınma olmaz, refah olmaz.”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Kıbrıs meselesinin en gerçekçi çözümünün Ada’daki iki devletin yan yana var olmasından geçtiğine dair inançlarının sürdüğünü belirterek, şöyle devam etti:
“Kıbrıs Türkleri Ada’nın ortak sahibi değil azınlık olarak kabul eden, eşit görmeyen ve Kıbrıs Türk halkına Ada’nın geleceğinde söz hakkı tanımak istemeyen zihniyetle çözüme ulaşmak mümkün değildir. Kıbrıs Türklerinin özden gelen hakları olan egemen eşitlik ve eşit uluslararası statüleri tescil edilmeli, maruz bırakıldıkları haksız izolasyonlar son bulmalıdır. Kıbrıs meselesinin Ada’daki gerçekler temelinde çözülmesinin yolu bundan geçmektedir.”
Kıbrıs Türk halkının hak ettiği konuma ulaşması için iş birliği ile çalışmalarının devam edeceğini de kaydeden Yılmaz, çok önemli projelerin tamamlandığını ve devam eden de çok önemli projeler olduğunu aktardı.
Yılmaz, bu ay içinde İktisadi ve Mali İş birliği Protokolü’nün de biteceğini söyleyerek şimdiden hayırlı olmasını diledi.



Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, KKTC'de Mehmetçikle iftar yaptı

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) Lefkoşa Eşref Bitlis Kışlası'nda düzenlenen iftar programında Mehmetçik ile bir araya geldi.
Kışlada, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri (KTBK) Komutanı Korgeneral Sebahattin Kılınç tarafından karşılanan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, askeri mangayı selamladı ve ziyaret defterini imzaladı.
Programa, KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Başbakan Ünal Üstel, Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri, KKTC'nin bir önceki Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve Türkiye'den milletvekilleri katıldı.
Mehmetçikle iftarını yapan Yılmaz yaptığı konuşmada, Kıbrıs'ın geçmişte yaşadığı acı günlerin 1974'teki Barış Harekatı ile son bulduğunu belirtti.
Yılmaz, "Barış Harekatı ile hem Ada'daki Türkler hem de Rumlar için çok uzun bir huzurlu dönem oluştu. Yarım asrı aşan bir dönem içinde, bu Ada huzur, istikrar, barış içinde yoluna devam ediyor. Bu ortam, hem KKTC hem de Rum Kesimi'nde kalkınma süreçlerini hızlandırdı, altyapılar gelişti, insanlar geçmişten çok daha iyi koşullarda yaşar hale geldi. Bu huzurun, bu güvenin hiçbir zaman bozulmamasını istiyoruz." diye konuştu.
Konuşmasında bölgede yaşanan gelişmelere de değinen Yılmaz, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) son dönemde attığı adımları eleştirerek şunları kaydetti:
"Maalesef Rum Kesimi, son derece gereksiz, sorumsuz bir takım eylemlerle, başka güçleri bu Ada'ya çekerek güvenlik ortamını zayıflatmış, kendisi açısında riskleri artırmıştır. Bu da tabi tüm Ada açısından da olumlu bir durum değildir. Ama çok şükür KKTC tarafında huzuru bozacak herhangi bir şey söz konusu değil. Dileriz ki bu yaşananlardan Rum Kesimi de gerekli dersleri çıkarsın ve bu Ada'yı gereksiz yere hedef haline getirmesin."
KKTC'nin kolay kurulmadığına dikkati çeken Yılmaz, bu uğurda şehit olan Mehmetçik ve mücahitlere rahmet diledi.
Yılmaz, "Cenabı Allah birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi daim eylesin. Türkiye ve KKTC olarak güçlü yarınlara hep birlikte yürümek dileğiyle." dedi.


Bakan Ertuğruloğlu: "Rum Yönetiminin aşırı silahlanma politikası adayı tehlikeye attı"

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Rum yönetiminin aşırı silahlanma politikasının adayı tehlikeye attığına dikkat çekti.
Ertuğruloğlu, ateş çemberinde yaşadıklarını ama Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) caydırıcı gücünden dolayı KKTC’de, Kıbrıs Türk halkının gayet rahat, kendini güvende hissettiğini de vurguladı.
Dışişleri Bakanlığından verilen bilgiye göre, TRT Haber’e açıklama yapan Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin caydırıcı gücü nedeniyle bir endişemiz yok” dedi.
Rum yönetiminin silahlanmasının temel nedeninin; Türkiye'ye yönelik tutumları olduğunu ifade eden Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, kim Türkiye karşıtı ise Rumların onlarla müttefik olduğunu, silah ve savunma anlaşması yaptığını kaydetti.
Ertuğruloğlu, yaşanan sürecin iki devletli çözümün önemini bir kez daha ortaya koyduğunu vurguladı.
Rumların, tüm uyarılara rağmen tansiyonu artırıcı silahlanmasını sürdürdüğünü, şu anda yaşanan süreçte de “ne kadar abileri varsa onların kapısını çalıp ‘aman gelin bizi kurtarın’ dediğini” ifade eden Ertuğruloğlu, Rumların tavrının özelde Güney Kıbrıs’ı, genelde ise adayı ABD-İsrail ve İran savaşında hedef haline getirdiğini kaydetti.
Rumların “silahlanmalarından dolayı değil de İngiliz Egemen Üslerinin kullanılmasından dolayı adanın askeri hedef haline geldiğini” söyleyerek, hatalarını saklamaya çalıştığına işaret eden Ertuğruloğlu, İngiliz üslerinin geçmiş krizlerde de kullanıldığını, bu nedenle de hedef olduğunu ama esas Rumların yanlış politikalarının adayı tehlikeye attığını kaydetti.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 1974’ten bu yana, caydırıcı askeri gücünden dolayı adada barış, huzur, istikrar ve güven ortamı sağladığını vurgulayan Ertuğruloğlu, “Rumların hadsizliğinden, şımartılmış olmalarından, Kıbrıs Cumhuriyeti devleti ve hükümetiymiş gibi muamele görmelerinden, aşırı silahlanmaları ve Türkiye’yi adadan çıkarabileceklerini düşünecek kadar çılgınlaşma noktasına gelmelerinden dolayı bu krizi yaşıyoruz” dedi.
KKTC’nin herhangi bir ülkenin askeri hedefi olmadığını, bunun nedenin de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin adadaki caydırıcı gücü olduğunu vurgulayan Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, şöyle konuştu:
“Şunu vurgulamak isterim; Kıbrıs Türk halkının paniklemesini gerektirecek, güvensizlik duymasını gerektirecek durumda değiliz. KKTC herhangi bir ülkenin askeri hedefi halinde bir ülke değil. Ama Rumlar, yanlışlarından dolayı, Rumların arsızlıklarından dolayı, hadsizliklerinden dolayı Adayı, 1974’den beri yaşanmakta olan barış, huzur ve istikrar ortamını tehlikeye atmış durumda. Bundan Rum halkı da çok rahatsız, yönetimlerini ciddi şekilde eleştiriyorlar. Hristodulidis denen cumhurbaşkanları, 2017’deki Crans Montana toplantılarının çökmesinin sebebi olandır. O toplantıları çökertmesinin temel argümanı da ‘sıfır asker sıfır garanti’ politikasıdır. 2017’de ‘sıfır asker, sıfır garanti’ diye müzakere sürecini çökerten Rumlar, bugün adayı askeri bir kampa döndürdüler… Ümitleri, Türkiye’yi adadan çıkarmak. Bir kere, dünyada hiçbir güç Türkiye’yi bu adadan çıkaracak durumda değil, olmayacak, hiç kimsenin gücü buna yetecek değil. Ama Rum tarafının bu bağnazlığı, ırkçı faşist düşünce yapıları, bu adayı bir Elen adası olarak görmeleri nedeniyle krizleri, tansiyon yükselmesini maalesef yaşıyoruz."
Ateş çemberinde yaşadıklarını ama KKTC’de TSK’nın caydırıcı gücünden dolayı Kıbrıs Türk halkının gayet rahat, kendini güvende hissettiğini belirten Ertuğruloğlu, "Bir endişemiz yok, birinin hedefi de değiliz. Ama yanlışlıkla hedef şaşıran bir füze buraya da gelebilir, olmayacak olan bir şey değil, geçmişte de oldu. Önemli olan, KKTC’nin hiçbir ülkenin askeri hedefi olmamasıdır. Bunun nedeni de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin buradaki mevcudiyeti ve caydırıcı gücüdür.” dedi.
ABD ve İsrail’in İran’a saldırısıyla başlayan süreçte Rumlara destek amacıyla Güney Kıbrıs’a giden askeri güçlerin kalıcı olabileceğini düşünmediğini ifade eden Ertuğruloğlu, Rumların TSK’nın varlığını güvenlik tehdidi olarak göstermeye çalıştığını, oysa Kıbrıs Türkleri için barış, istikrar ve güvenliğin teminatının TSK olduğunu vurguladı.
Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, “Türk Silahlı Kuvvetleri’ne tepkilerinin nedeni de çok basit bir şekilde şudur; Kıbrıs Türkünü yok etmeye yönelik planlarını icra edemeyeceklerinin tek nedeni TSK’nın buradaki caydırıcı gücü. Dolayısıyla TSK buradan giderse Kıbrıs Türkünü yok etme politikaları rahatlıkla gündeme gelebilir. Zaten, Rum Ulusal Konseyi’nin Kıbrıs konusunda almış olduğu bir karar var, bu kararın temel maddelerinden biri de TSK’nın Ada’dan ayrılması ve garanti sisteminin ortadan kalmasıdır” diye konuştu.
Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, yaşanan sürecin egemen eşit iki devletli çözümün önemini bir kez daha ortaya koyduğuna dikkat çekti ve Kıbrıs Rum yönetiminin, İngiliz Üsler Bölgesinin kullanımından dolayı İngiltere’ye söz söyleyemeyeceğini belirtti. Ertuğruloğlu, şöyle konuştu:
“Çünkü bu üsler egemen üs bölgeleridir, yani İngiliz toprağı. Bu adanın üzerindedirler diye Kıbrıs Cumhuriyeti diye tanınan Rum devletinin İngilizlere, ‘bu üsleri kullanamazsınız, kullandırtamazsınız’ diye uyarıda bulunma hakkı yok.
İşte egemenliğinin ne kadar önemli olduğunu vurgulama adına buna da dikkat çekmek istiyorum.
Bugün, egemen eşit iki devlet politikamızın ne kadar haklı ve vazgeçilmez olduğu, sadece bu nokta dikkate alındığında, herkesin görebilmesi lazım. Sadece siyasi eşitlik iddiaları ile egemen eşitlik sağlanamaz. Egemen eşitlik sağlanmadan da siyasi eşitliğin hiçbir anlamı yok. Egemen eşit iki devlet politikamız vazgeçilmez.”

Dışişleri Bakanlığı Azerbaycan'ın Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’ne gerçekleştirilen İHA saldırılarını kınadı

Dışişleri Bakanlığı Azerbaycan’ın Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’ne bugün gerçekleştirilen İHA saldırılarını kınadı.
Bakanlık açıklaması şöyle:
“Azerbaycan’ın Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’ne bugün (5 Mart) gerçekleştirilen İHA saldırılarını şiddetle kınıyoruz.
Bölgemizde savaşa taraf olmayan üçüncü ülkeleri hedef alan ve çatışmanın yayılması riskini artıran bu tür saldırıların derhal sona erdirilmesi gerektiğini vurguluyor; gerginliği daha da tırmandıracak her türlü adımdan kaçınılmasının önemine dikkat çekiyoruz.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, her zaman olduğu gibi bundan sonra da dost ve kardeş Azerbaycan’ın yanında durmaya devam edecektir.”

TC MSB: "Kıbrıs Türklerinin güvenliğini tehdit eden tutumlara karşı garantörlüğün bize verdiği yetkileri kullanmaktan çekinmeyeceğiz""

Türkiye Milli Savunma Bakanlığı MSB'de düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısının ardından, Bakanlık tarafından basın mensuplarının sorularına cevaben açıklamalarda bulunuldu.
İran'daki son durumlara ilişkin sorular üzerine Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, Türkiye olarak önceliğin bölgedeki saldırıların durdurulması, kalıcı ateşkesin tesis edilmesi ve tüm ihtilafların barışçıl yollarla çözülmesi olduğuna dikkat çekilerek, "Bu kapsamda tarafları saldırılara bir an önce son vermeye ve sorunları diyalog ile diplomasi yoluyla çözmeye davet ediyoruz." açıklaması yapıldı.
Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, ayrıca, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin güvenliğine ilişkin sorular üzerine, "Türkiye, dün olduğu gibi bugün de KKTC'nin yanında ve destekçisidir. Türkiye olarak Kıbrıs Türklerinin güvenliğini tehdit eden hasmane tutumlara karşı garantörlüğün bize vermiş olduğu yetkileri kullanmaktan çekinmeyeceğiz." yanıtı verildi.