POLİTİKA

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Genç Kızılay Akademi Gençlik ve Aile Araştırma Zirvesi'nde konuştu:

- '15 yaş altına sosyal medya sınırlaması geldi. Diğer birçok boyutuyla birlikte bu çok kıymetli. Oyunlara dönük olarak da özellikle siber zorbalık ve müstehcenlik barındıran oyun platformlarına yönelik daha sıkı denetimler olacak' - 'Küresel ölçekte tek tipleştirme ve cinsiyetsizleştirme gibi bir çaba görüyoruz. Bunun medya platformlarında, sivil toplum örgütleri kanalıyla, insan hakları ve bireysel özgürlükler adı altında dayatmacı bir anlayışla yaygınlaştırılmaya çalışıldığını görüyoruz. Bunlara karşı da çok dikkatli olmamız lazım' - 'Nüfusumuz hala gençken, hala dinamikken kalkınma süreçlerini, gelişme süreçlerini tamamlayıp güçlü, çok daha müreffeh bir toplum haline gelmemiz lazım'

ANKARA (AA) - Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, '15 yaş altına sosyal medya sınırlaması geldi. Diğer birçok boyutuyla birlikte bu çok kıymetli. Oyunlara dönük olarak da özellikle siber zorbalık ve müstehcenlik barındıran oyun platformlarına yönelik daha sıkı denetimler olacak.' dedi.

Yılmaz, Türk Kızılay tarafından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Millet Kütüphanesi Konferans Salonu'nda düzenlenen Genç Kızılay Akademi Gençlik ve Aile Araştırma Zirvesi'ne katıldı.

Burada konuşan Yılmaz, Türk Kızılayın, tarihinden aldığı güçlü mirasla milletin merhamet damarını diri tutan köklü bir çınar olduğunu söyledi.

Kızılay'ın devletle milleti aynı hedeflerde buluşturan çok önemli bir değer olduğuna işaret eden Yılmaz, şunları kaydetti:

'Bu güçlü miras, gençlerimizin enerjisi ve inisiyatifiyle her geçen gün daha ileri seviyelere taşınmaktadır. Genç Kızılay sahaya temas eden çok kapsamlı çalışmalar yapmakta, sahadan beslenen yenilikçi politika üretiminde önemli bir kapasite inşa etmektedir. Nitelikli bir çalışma yapılmış. Rastgele bir çalışma değil, laf olsun diye yapılmış bir çalışma değil, dolayısıyla çok kıymetli. Sahadan bu çalışmanın getirilmesi çok önemli ve bir taraftan da yenilikçi bir bakış açısıyla, genç bir bakış açısıyla bu verilerin yorumlanması çok kıymetli. Bizleri bugün bir araya getiren bu zirvenin 'Gençliğin Aynasında Aile: Sosyal Gözlemden Stratejik Değerlendirmeye' temasıyla düzenlenmesi içinde bulunduğumuz dönemin gerçekliğine uygun, bununla örtüşen bir yaklaşım.'

Yılmaz, demografik değişimlerin tüm ülkeleri derinden etkileyen küresel bir sorun haline geldiğini belirterek, Türkiye'nin güçlü aile ve nüfus odağında benimsediği kararlı yaklaşımın çok stratejik olduğuna dikkati çekti.

Türkiye'nin demografik olarak bir yol ayrımında bulunduğuna işaret eden Yılmaz, 'Demografik yapımızın ve aile dinamiklerimizin hızla değiştiği bu kritik eşikte, aile kurumunun geleceğini korumak için meseleyi gençlerin gözüyle analiz etmek çok önemli. Ülkemizde doğurganlık hızı 2024 yılı itibarıyla 1,48'e kadar düşmüş durumda. Bir nüfusun uzun vadede aynı kalması için kendisini koruması için gerekli olan doğurganlık hızı 2,1. Bunun anlamı ne? Bir süre sonra nüfusumuz düşmeye başlayacak.' ifadesini kullandı.

- 'Boşanma sayılarındaki artış da aile dinamiklerini etkileyen diğer bir unsur'

Yılmaz, tek kişinin yaşadığı hane oranının 2024 itibarıyla yüzde 20'ye geldiğini, ortalama hane halkı büyüklüğünün 3,11 olduğunu, hanelerde kalabalık ailelerin kalmadığını aktardı.

Bu durumun yapılacak yeni evlerin tasarlanmasından ev eşyalarına, sosyal ilişkilere kadar farklı bir döneme işaret ettiğini aktaran Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

'TÜİK verileri tek kişilik hane halkı oranının arttığını, buna karşın çekirdek ve geleneksel aile oranının ise azaldığını gösteriyor. Kuşaklar arası ilişkilerden bakım yüküne, ekonomik dayanışmadan sosyal destek mekanizmalarına kadar çok boyutlu bir yeniden yapılanmayı bütüncül bir şekilde ele almak zorundayız. TÜİK verilerine göre 2015 yılında tek kişinin yaşadığı hane halkı, toplam hane halkının yüzde 14'ünü oluştururken bugün bu oran yüzde 20'ye yükselmiş durumda. 10 yıl önce yaklaşık 3,1 milyon kişi tek başına bir evde yaşarken, günümüzde tek başına yaşayanların sayısı 5,5 milyonu bulmuş durumda. Türk toplumunda en yaygın aile türü olan çekirdek ailenin oranı 2015 yılında yüzde 67 iken, 2025 yılında yüzde 63'e, geniş aile oranı ise yüzde 17'den yüzde 13'e düşmüş durumda. Boşanma sayılarındaki artış da maalesef aile dinamiklerini etkileyen diğer bir unsur.'

Yılmaz, 15-24 yaş arası gençlerin yaşadığı hane halkları içerisinde tek ebeveyn ve en az bir gençten oluşan aile oranının 2015'te yüzde 8 iken, 2025'te bu oranın yüzde 14'e yükseldiğini ifade etti.

Yüksek lisans için gittiği ABD'de 1992-1994 yıllarında tek ebeveynli hanelerin yüzde 50'yi aştığını belirten Yılmaz, 'Maalesef tedbir alınmazsa, aile yapımız, sosyal dinamiklerimiz güçlü tutulmazsa bizim de gideceğimiz yer oralar. Dolayısıyla şimdiden bu tedbirleri almamız çok önemli çünkü bunlar yapısal süreçler. Bugün aldığınız tedbirin sonucunu belki 5 yıl sonra, 10 yıl sonra, 20 yıl sonra görüyorsunuz. Ama tedbir almazsanız uzun vadede maalesef tahribat da büyük oluyor.' değerlendirmesinde bulundu.

- 'Genç nüfusun oran olarak azaldığı bir dönemden geçiyoruz'

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 2015'te çekirdek ailelerin yüzde 37'sinde 15-24 yaş arası genç bulunurken, günümüzde bu oranın yüzde 34'e kadar gerilediğine dikkati çekerek, şu ifadeleri kullandı:

'Önümüzdeki yıllarda maalesef benzer eğilimlerin devam edeceğini görüyoruz. Gençlerin nüfus yapısı da üzerinde durmamız gereken bir konu. 15-24 yaş arası gençlerin 2015 yılında toplam nüfus içindeki oranı yüzde 16 iken, 2025'te bu oran yüzde 15'e geriledi ve giderek de azalıyor. Bu eğilim devam ederse maalesef 2040'lı yıllara geldiğimizde bu yüzde 12'ye, 2045'te yüzde 10'a kadar gerileyecek. Dolayısıyla genç nüfusun maalesef oran olarak azaldığı bir dönemden geçiyoruz. Bununla birlikte evlilik yaşı yükseliyor. Çok daha geç yaşlarda evlenmeye başladı gençlerimiz ve bu da çocuk sayısını azaltıyor. Nüfus niye azalıyor diye baktığımızda en önemli sebep belki bu. İnsanlar daha geç evlendiği için, daha geç yaşta evlenenler geçmişte de çok fazla sayıda çocuk sahibi olamıyorlardı. Bugün de bu evlilik yaşının yükselmesi nüfusun azalmasında, çocuk sayısının azalmasında en temel belirleyici.'

Bir toplumun hem yaşlı hem yoksul konumuna düşmemesi gerektiğini vurgulayan Yılmaz, 'Bu tam bir felaket. Yaşlanmadan zenginleşmemiz lazım. Nüfusumuz hala gençken, hala dinamikken kalkınma süreçlerini, gelişme süreçlerini tamamlayıp güçlü, çok daha müreffeh bir toplum haline gelmemiz lazım.' dedi.

Yılmaz, 'demografik fırsat penceresi' denilen dönemi iyi değerlendiren toplumların farklı bir seviyeye ulaştığını aktararak, 'Bu fırsatı kaçıranlar maalesef geçmiş olsun, bir daha geri dönüp bu fırsattan istifade edemiyorlar. Dolayısıyla bu demografik fırsat penceremizi mutlaka değerlendirmek durumundayız. Bizim 2035'e kadar bu fırsat penceremiz açık görünüyordu. Şimdi biraz daha belki erkene gelebilir bu fırsat penceremizin kapanması. Dolayısıyla ne yapıp edip bir taraftan bu fırsat penceresini uzatmaya çalışmalıyız, bir taraftan da bu dönemi en iyi şekilde değerlendirmemiz lazım.' diye konuştu.

- 'Gençlerimizin aile kurumuna atfettiği değer varlığını koruyor'

Bu çerçevede çok yönlü politikaları hayata geçirdiklerini bildiren Yılmaz, şunları kaydetti:

'Gençlerimizin aile kurumuna atfettiği değerin varlığını koruduğunu memnuniyetle görüyoruz. Ancak bu değerin hayata geçirilmesinin yeni şartlara bağlı hale geldiğini de görüyoruz. Gençler için evlilik artık kendiliğinden ilerleyen bir süreç değil güvenli bir gelecek, istikrarlı bir gelir ve sağlıklı bir yaşam zemini üzerine inşa edilmesi gereken bir tercih olarak görülüyor. Aile yapısındaki değişimler yalnızca sosyal yaşam alışkanlıklarıyla sınırlı kalmamakta bireyselleşmenin artması, aile, evlilik kurumu ve değerlerde aşınma gibi unsurlarla toplumsal yapıyı da etkiliyor.'

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, şöyle konuştu:

'Üzerinde ciddiyetle durmamız gereken bir husus, küresel ölçekte tek tipleştirme ve cinsiyetsizleştirme gibi bir çaba görüyoruz. Bunun medya platformlarında, sivil toplum örgütleri kanalıyla, insan hakları ve bireysel özgürlükler adı altında dayatmacı bir anlayışla yaygınlaştırılmaya çalışıldığını görüyoruz. Bunlara karşı da çok dikkatli olmamız lazım. Bunlar sadece insanların kişisel fikirleriyle şekillenmiyor, arka planında çok daha stratejik bir bakış ve birtakım planlamalar olduğunu, örgütlü çalışmalar olduğunu da çok iyi görmemiz lazım.'

Bu anlayışların aile kurumu ve toplumsal değerler üzerinde tehdit oluşturduğunu, çocuklar ve gençler başta olmak üzere aile bireylerinin korunmasına yönelik ihtiyacı artırdığına işaret eden Yılmaz, şunları kaydetti:

'Dijitalleşmenin hız kazanmasıyla sosyal medya ve sanal ortamlar da yeni risk alanları oluşturmaktadır. Cumhurbaşkanı'mız geçtiğimiz günlerde çok uzun bir şekilde bu değerlendirmeyi yaptı. Nüfus Politikaları Kurulu oluşturduk. Benim başkanlığımda ve teknik sekreteryası Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızda. Orada bütün ilgili kuruluşlarımız var, bakanlıklarımız var, sivil toplumun da orada desteğini alıyoruz, akademik dünya oraya geliyor. Dolayısıyla bütüncül, çok boyutlu bir bakış açısıyla nüfus meselesini ele alıyoruz.'

Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2025'i 'Aile Yılı' 2026-2035 dönemini de 'Aile ve Nüfus On Yılı' ilan ettiğini anımsatarak, bu 10 yılın çok iyi değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

- 'Oyun platformlarına yönelik daha sıkı denetimler olacak'

TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaşan sosyal medya düzenlemesine ilişkin konuşan Yılmaz, '15 yaş altına sosyal medya sınırlaması geldi. Diğer birçok boyutuyla birlikte bu çok kıymetli. Oyunlara dönük olarak da özellikle siber zorbalık ve müstehcenlik barındıran oyun platformlarına yönelik daha sıkı denetimler olacak. Çocukların dijital dünyadaki mahremiyet hakları, açık rıza ilkesi ve unutulma hakkı ile yasal güvence altına alınması gibi hususlar burada karara bağlanmış durumda.' ifadesini kullandı.

Yılmaz, kamu ve özel sektörde çalışan anneler için doğum izni süresinin 24 haftaya çıkarıldığını, çalışan annelerin doğum süreçlerinde çocuklarıyla daha fazla ilgilenme imkanına kavuştuğunu, babalık izninin de 5 günden 10 güne çıkarıldığını aktardı.

Annelerin, özellikle çalışan kadınların daha rahat bir şekilde çalışma ve aile hayatını sürdürmesi için tedbirler aldıklarını belirten Yılmaz, 'Kadınlar, anneler ev hayatı ile iş hayatı arasında tercih yapmak zorunda kalmasınlar. Hem ev hayatını hem iş hayatını aynı anda sürdürebilsinler. Amacımız bu. Bu çerçevede bakım hizmetlerini, kreşleri artırdığımız gibi yeni çalışma modelleri üzerinde de duruyoruz. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımızla birlikte daha esnek çalışma modelleri, aile hayatıyla iş hayatını birlikte sürdürmeye imkan veren modeller üzerinde de çalışmalarımızı devam ettiriyoruz.' açıklamasında bulundu.

Yılmaz, Aile ve Gençlik Fonu'yla yeni evlenenlere 2 yıl geri ödemesiz faizsiz kredi imkanı sunduklarını dile getirdi.

Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'daki okullara yönelik saldırılarda hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar dileyen Yılmaz, şu değerlendirmede bulundu:

'Bu hadiseleri yaşamak istemiyorsak güvenlik tedbirleri elbette önemli, onları da en üst düzeyde yapıyoruz, çalışıyoruz ama en önemlisi dirençli bir toplum olmak, sosyal bir bütünlük içinde bu sorunları çözmek. Çünkü görüyoruz ki bu olayları incelediğimizde mesele sadece belli alanlarla sınırlı değil, sosyal medyadan başlayıp daha geniş sosyal atmosfere varıncaya kadar bütün bu çok katmanlı bir mesele ile karşı karşıyayız. Çözümün de çok katmanlı, çok boyutlu, bütüncül bir çözüm olması gerekiyor. Biz de bu yönde çalışmalarımızı sürdürüyoruz.'