İstanbul

Diz ağrısı eklemlerdeki sorunla ilgili önemli bir uyarı olabilir

- Medicana International İstanbul Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Tolgahan Kuru: - 'Diz sağlığı için erken müdahale her zaman en değerli adımdır'

İSTANBUL (AA) - Medicana International İstanbul Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Tolgahan Kuru, merdiven inip çıkarken, uzun yürüyüşler sonrasında ya da sabah ilk adımlarda hissedilen ağrıların, diz ekleminin önemli bir uyarısı olabileceğini belirtti.

Hastaneden yapılan açıklamaya göre, yaş ilerledikçe diz ağrısının normal karşılanması, toplumda en yaygın ancak en hatalı kabullerden biri olarak öne çıkıyor.

Diz kireçlenmesi olarak bilinen 'osteoartritin', sanılandan çok daha kapsamlı bir eklem hastalığı olarak görülüyor. Eklem kıkırdağının zamanla incelip kaybolması, eklem içi sıvının özelliklerini yitirmesi ve diz ekleminin biyomekaniğinin bozulmasıyla ilerleyen bu kronik süreç, erken dönemde fark edilmemesi halinde eklem fonksiyonlarını ciddi şekilde etkileyebiliyor.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Kuru, hastalığın yavaş ilerlemesi nedeniyle belirtilerin çoğu zaman göz ardı edildiğini ve bu durumun tedavi seçeneklerini sınırlayabildiğini belirtti.

Diz ağrısının normal olmadığını, çoğu zaman altta yatan yapısal bir sorunun habercisi olduğunu aktaran Kuru, 'Özellikle merdiven inerken zorlanma ya da sabah tutukluğu gibi belirtiler dikkate alınmalıdır. Erken dönemde başvurmak, ileride daha büyük sorunların önüne geçebilir. Diz kireçlenmesi yalnızca kıkırdak kaybı olarak düşünülmemeli. Bu hastalık eklemin tamamını etkileyen kronik bir süreçtir. Erken dönemde kontrol altına alınırsa hem ağrı yönetimi hem de eklem fonksiyonlarının korunması çok daha mümkün hale gelir.' değerlendirmelerinde bulundu.

Kuru, hareketsiz yaşam tarzı, kilo artışı ve bilinçsiz egzersiz alışkanlıklarının diz sağlığını olumsuz etkileyen temel faktörler arasında yer aldığını belirterek, uzun süre masa başında çalışmanın, yanlış yüklenmenin ve diz eklemini zorlayan günlük alışkanlıkların kireçlenme görülme sıklığını artırdığını vurguladı.

Modern yaşamın diz eklemi için sanıldığından çok daha yıpratıcı olduğuna ve özellikle genç yaşlarda başlayan hatalı yüklenmelerin ilerleyen yıllarda kireçlenme olarak ortaya çıkabildiğine dikkati çeken Kuru, şunları kaydetti:

'Günümüzde hareketsiz yaşam, kilo artışı ve bilinçsiz spor alışkanlıkları diz eklemine ciddi yük bindiriyor. Genç yaşlarda yapılan yanlış egzersizler bile ilerleyen yıllarda kireçlenme riskini artırabiliyor. Diz sağlığını korumak için doğru hareket ve ideal kilo büyük önem taşıyor.'

- 'Protez, genellikle son aşamada gündeme gelen bir seçenek'

Toplumda her diz kireçlenmesinin protezle sonuçlanacağı yönünde yaygın bir yanlış algı bulunduğunu aktaran Doç. Dr. Tolgahan Kuru, diz protezinin genellikle geç kalınmış vakalarda başvurulan bir tedavi seçeneği olarak uygulandığını, doğru hastaya, doğru zamanda ve doğru yöntemle müdahale edilmesinin tedavi başarısını belirleyen en önemli faktörler arasında yer aldığını kaydetti.

Kuru, 'Toplumda kireçlenme denildiğinde akla hemen protez geliyor ancak bu her hasta için geçerli değil. Erken evrede birçok hasta cerrahi dışı yöntemlerle ya da koruyucu girişimlerle uzun yıllar rahat edebilir. Protez, genellikle son aşamada gündeme gelen bir seçenektir.' değerlendirmesini yaptı.

Diz kireçlenmesinde uygulanan cerrahi tedavilerin hastalığın evresine göre planlandığını vurgulayan Kuru, erken ve orta evrelerde tercih edilen koruyucu ve önleyici cerrahilerin kıkırdağın korunması ve eklem dengesinin sağlanmasına yönelik olduğunu ifade etti.

Kuru, artroskopik girişimler ve kıkırdak onarıcı işlemler sayesinde protez ihtiyacının uzun yıllar ertelenebildiğini belirtti.

İleri evre vakalarda ise diz protezinin yaşam kalitesini belirgin şekilde artıran etkili bir tedavi seçeneği olduğunu, ancak ilk seçenek olarak değil son basamak tedavi olarak değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Kuru, 'Erken ve orta evrelerde uygulanan girişimlerle protez ihtiyacı uzun yıllar ertelenebilir. En önemli nokta, hastaya özel doğru tedaviyi doğru zamanda planlamaktır.' ifadelerini kullandı.

- Cerrahi sonrası doğru egzersiz başarıyı belirliyor

Kuru, tedavi sürecinde cerrahi müdahale kadar ameliyat sonrası rehabilitasyonun da büyük önem taşıdığını aktararak, diz ekleminin yeniden güç kazanması, hareket açıklığının korunması ve protezin ömrünün uzatılmasında düzenli egzersiz programlarının belirleyici rol oynadığını vurguladı.

Hastaların doktor ve fizyoterapist kontrolünde uygulanan bilinçli egzersizlerle günlük yaşama daha hızlı ve güvenli şekilde dönebildiğini ifade eden Kuru ameliyat sonrası süreçte doğru egzersiz yapılmazsa tedaviden alınan verimin düşebileceğine işaret etti.

Diz ağrısının kader olmadığını ancak ihmal edildiğinde kalıcı sorunlara yol açabildiğini belirten Kuru, erken başvuru, doğru tedavi ve bilinçli takip sayesinde hem cerrahiden kaçınmanın hem de yaşam kalitesini uzun yıllar korumanın mümkün olduğunu kaydetti.

Kuru, 'Şikayetler geciktirilmeden değerlendirilirse hem cerrahiden kaçınmak hem de yaşam kalitesini uzun yıllar korumak mümkündür. Diz sağlığı için erken müdahale her zaman en değerli adımdır.' ifadesini kullandı.