İSTANBUL (AA) - İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Şehir Tiyatroları ve Türk Kadınlar Birliği İstanbul Şubesi'nin '40. Genç Günler' kapsamında ortaklaşa düzenlediği '30. Bedia Muvahhid Ödülü' sahiplerini buldu.
İBB Şehir Tiyatroları tarafından yapılan açıklamaya göre, Elif Verit ve Gizem Akkuş ödülün sahibi oldu.
Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi'nde düzenlenen törene, Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Ayşegül İşsever ile Türk Kadınlar Birliği İstanbul Şubesi Başkanı Selma Durak'ın yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.
İBB Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Ayşegül İşsever, törende yaptığı açıklamada, 'Bu ödül, yalnızca bir başarıyı değil, bir mirası taşır. Bedia Muvahhid, sahneye çıktığında sadece bir rol oynamıyordu, o bir yolu açıyordu. Bugün o yolda yürüyen genç kadın oyuncularımız, cesaretin, emeğin ve var olma iradesinin temsilcileridir. O, bir kadının kamusal alanda var olmasının, kendi sesiyle konuşmasının ve kendi hikayesini anlatmasının mümkün olduğunu gösterdi. Bugün hala o ilk adımın yankısı sürüyor. Her sahneye çıkan genç kadın oyuncu, biraz da o cesaretin devamıdır. Bu yüzden bu ödül, geçmişe bir saygı duruşu olduğu kadar geleceğe verilmiş bir sözdür. Onları yürekten kutluyorum.' ifadelerini kullandı.
Teknolojinin insanlık için önemli değişimlere kapı açtığını vurgulayan İşsever, şunları kaydetti:
'Büyük bir fırtınayla karşı karşıyayız. İnsanlık, kendi yarattığı hızın içerisinde savruluyor. Teknoloji, dijital dünya ve yapay zeka hayatımızda artık sadece bir araç değil, hayatın kurucusu haline geliyor. Peki biz bu yeni dünyada insan kalmaya hazır mıyız? Duygularımızın, hafızamızın, vicdanımızın yerini hiçbir şey dolduramaz. İşte sanat tam da bu yüzden vazgeçilmezdir. Çünkü sanat insanın iç sesidir ve o ses sustuğunda geriye sadece gürültü kalır. İnsanoğlu, bir yandan iklim kriziyle yorulan dünyayla savaşların gölgesinde eksilen hayatlarla mücadele etmek zorunda kalacak. Biz, İstanbul Şehir Tiyatroları olarak bütün bunlara bir parantez açıp farkındalık oluşturmak istedik.'
Sanatçı Elif Verit de aldığı ödülden duyduğu mutluluğu dile getirerek, 'Çocukluğuma dair hatırladığım çok az şey var. Onlardan biri de annemin el emeği göz nuru dantel masa örtüsünü kendime dolayıp evde deliler gibi şarkı söylediğim ve insanlar 'Büyüyünce ne olacaksın?' dediğinde önce 'dansöz' olmak istememdi. Bunu her söylediğimde babam salondan utanarak çıktı ve neden çıktığını hiç anlamadım. Sonra Ayşen Gruda olmak istedim, Perran Kutman olmak istedim, arkeolog olmak istedim, pilot olmak istedim. Pilot olmak istediğimde babam 'Boyun çok kısa, ayağın frene ve gaza ulaşmaz.' dedi ve ben ona inandım. Bunun dışında itfaiyeci olmak istedim. Hepsini oldum. Daha olmak istediğim çok şey var. Sevgili yönetmen ve yönetmen adaylarına sesleniyorum. 'Ben buradayım.' diyorum.' değerlendirmesinde bulundu.
Gizem Akkuş ise ödülün kendisini heyecanlandırdığını aktararak, 'Çocukluğumda en çok hatırladığım şey, annemin Şehir Tiyatroları'nda oyun izlemeye götürmesiydi. Tiyatroyla böyle tanıştım. Sanırım o zaman bu sahnede olmanın hayalini kurmaya başladım. 2014 yılında 'Kerbela' oyunuyla bu kuruma adım attığımda, tiyatronun tabelasının altında o kadar büyük bir heyecan yaşamıştım ki bu ödül tekrar o heyecanımı hatırlattı. Beni bu ödüle layık gören Türk Kadınlar Birliğine, Genel Sanat Yönetmenimiz Ayşegül İşsever'e, emekli sanatçımız Uğurtan Atakan'a, herkese çok teşekkür ederim.' ifadelerine yer verdi.
Tören, koro şefi Gülsen Yavuzkal yönetimindeki 'Uluslararası Koral İstanbul'un verdiği konserle sona erdi.