Teknoloji

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan İzmir'de konuştu:

- 'Nükleer, son zamanlarda en çevreci, karbon emisyonu oluşturmayan, çevreye hiçbir zarar vermeyen bir tesis olarak rağbet görüyor. Bazı çevreler 'bu çevreye zarar veriyor' diye karşı çıkıyor ama bu yanlış bilgi' - 'Hedefimiz, 2035 yılında yenilenebilirin toplam kurulum içerisindeki payını yüzde 70'lere yükseltmek, yerli artı yenilenebilirde de 77'lere yükseltip daha sonraki yıllarda da enerjimizin tamamını kendimiz üreterek yüzde 100'ünü yerli ve yenilenebilirden karşılanabilir hale getirmektir' - 'Elektrik üretenler, çimento, demir çelik, alüminyum ve gübre üretenler en çok karbon emisyonu üreten sektörlerdir'

İZMİR (AA) - Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan, 'Nükleer, son zamanlarda en çevreci, karbon emisyonu oluşturmayan, çevreye hiçbir zarar vermeyen bir tesis olarak rağbet görüyor. Bazı çevreler 'bu çevreye zarar veriyor' diye karşı çıkıyor ama bu yanlış bilgi.' dedi.

Abdullah Tancan, Müstakil Sanayici İşadamları Derneği İzmir Şubesi ( MÜSİAD İzmir ) ile Mimar ve Mühendisler Grubu (MMG) İzmir iş birliğinde, MÜSİAD İzmir'in hizmet binasında düzenlenen 'Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizmasının İş Dünyamıza Etkileri ve Alınması Gereken Önlemler' başlıklı programa katıldı.

Tancan burada yaptığı konuşmada, ülkenin ihtiyaç duyduğu enerjinin tamamının üretilmesi için yatırımların devam ettiğini belirterek, 'Hedefimiz, 2035 yılında yenilenebilirin toplam kurulum içerisindeki payını yüzde 70'lere yükseltmek, yerli artı yenilenebilirde de 77'lere yükseltip daha sonraki yıllarda da enerjimizin tamamını kendimiz üreterek yüzde 100'ünü yerli ve yenilenebilirden karşılanabilir hale getirmektir.' diye konuştu.

Türkiye'nin enerji ve madencilikteki harcamalarının cari açığı etkilediğini ifade eden Tancan, 'Dışarıdan aldığımız enerjiye 2022 yılında 96.5 milyar dolar ödemişiz. Madeni de kattığımızda 119 milyar doları buluyor. Bu rakamlar 2023 yılından itibaren biraz düştü. 2024 yılında enerji ve madencilik için 91.7 milyar dolar ödedik ve cari açığın önemli bir bölümünü oluşturuyor.' dedi.

Tancan, Sakarya havzasında deniz tabanının altına bulunan doğal gaz rezervinin 3 yıl gibi bir kısa sürece çıkarıldığını anlatarak, şebekeye verilen gazın günlük 4.1 milyon hanenin doğal gaz ihtiyacını karşıladığını belirtti.

Petrol kuyularına ilişkin de bilgiler veren Tancan, Gabar ve diğer kuyularda günlük 136 bin varil petrol çıkarıldığını ve ülkenin günlük ihtiyacının yüzde 13-14'ünü karşıladığını söyledi.

- 'Nükleer, son zamanlarda çevreye hiçbir zarar vermeyen bir tesis olarak rağbet görüyor'

Dünyada enerji ihtiyacını karşılamak için aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 16 ülkede nükleer reaktör yapımlarının devam ettiğini belirten Tancan, 'Nükleer, son zamanlarda en çevreci, karbon emisyonu oluşturmayan, çevreye hiçbir zarar vermeyen bir tesis olarak rağbet görüyor. Bazı çevreler 'bu çevreye zarar veriyor' diye karşı çıkıyor ama bu yanlış bilgi.' ifadelerini kullandı.

Tancan, 2026 yılı itibariyle sınırda karbon düzenlemesinin uygulanmaya başladığını ve düzenlemeye göre ülkelerin bir ürün üretilirken doğaya ne kadar karbon salındığına, yenilebilir enerjiyle üretilip üretilmediğine dikkat edeceğine işaret ederek şunları kaydetti:

'Elektrik üretenler, çimento, demir çelik, alüminyum ve gübre üretenler en çok karbon emisyonu üreten sektörlerdir. Bu ürünleri üretip Avrupa'ya ihraç edenler, arkadaşımız varsa ya da bunlara hammade, ürün tedarik eden arkadaşlarımız varsa çok kuvvetle muhtemel 2027'nin şubat ayından itibaren birikenleri ödeyecek şekilde, bir sınırda karbon düzenleme mekanizması fiyatıyla karşılaşacak. Bunları da bilmeleri gerekiyor. Artık sanayici de şuna bakılacak; ürün üretirken emisyon üretip doğaya salan bir enerji mi kullandın? Yenilebilir mi kullandın? Bu önem arz ediyor. Sen kendi üretim ağında havaya ne kadar emisyon bıraktın. Bunları ne kadar ispatlayabilirse ürünü üretirken yenilenebilir enerji kullandığını, ne kadar emisyon ürettiğini ispatlayabilirse sanayicimiz için o kadar maliyet avantajı olacaktır. Bunları ispatlayamadığında ne olacak; Kendisinin bir hesap metodolojisi var. Bu ürünü üretmekle alakalı şu kadar emisyon üretilmiş ve havaya salınmıştır diye hesap ettiği bir rakam var ve bu maliyetler satıya yüklenecek.'

- 'İhracatlarımızın yüzde 60-70'e yakınını Avrupa ülkelerine yapıyoruz'

MÜSİAD İzmir Başkanı Gökhan Temur da konunun kendileri için çok önemli olduğu için panel düzenlediklerini söyledi.

İhracatlarının yüzde 60-70'e yakınını Avrupa ülkelerine yaptıklarını belirten Temur, 'Özellikle sınırda karbon uygulamaları ve bir takım yükümlülükler bize gelecekte bir takım müeyyide ve bizim işletmelerimizin bununla ilgili hazırlıklarını, dönüşümlerini sağlamasını öngörüyor. Bu kapsamda iş dünyamızın buna göre şekil almasını, bu dönüşüm süreçleri içerisinde bizlerin de işletimlerimize bir şekilde destek olmamızı zorunlu kılıyor. Üyelerimizin dönüşüm süreçlerinde yanlarındayız.' diye konuştu.