İstanbul

FETÖ'NÜN 15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİNİN 10. YILI - Sanatçı Fahir Atakoğlu, '15 Temmuz Destanı' eserinin ortaya çıkış sürecini anlattı:

- 'Türk'ün Türk'e yaptığı, kardeşin kardeşe yaptığı... Bütün bunların bir daha tekrarlanmaması ve kalp gözüyle bakmak için yazmıştım o müzikleri' - 'Şu anda bilhassa Filistin'de olanlar ve Filistin halkına yapılan zulüm bir insan olarak utanç verici. Sadece sanatçı olmanız gerekmiyor, duyarlı bir insansanız o katliamı, o soykırımı görmemenize, hissetmemenize imkan yok'

İSTANBUL (AA) - ÖZLEM LİMON - Sanatçı Fahir Atakoğlu, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimiyle ilgili bestelediği '15 Temmuz Destanı' eserinde insanı merkeze aldığını belirterek, 'Türk'ün Türk'e yaptığı, kardeşin kardeşe yaptığı... Bütün bunların bir daha tekrarlanmaması ve kalp gözüyle bakmak için yazmıştım o müzikleri.' dedi.

Besteci ve piyanist Fahir Atakoğlu, 15 Temmuz darbe girişiminin 10. yılı dolayısıyla AA muhabirine yaptığı açıklamada, aradan geçen yıllara rağmen eserin kendisi için taşıdığı anlamın değişmediğini söyledi.

Eseri yazarken yaşanan acıları ve toplumun yaşadığı travmayı düşündüğünü dile getiren Atakoğlu, şunları kaydetti:

'15 Temmuz Destanı'nı yazdığımda tamamen insanı düşündüm. Türk halkının birbirine nasıl böyle çarpıştırıldığını, gözlerimiz nasıl üzücü sahnelere bakmaya mecbur oldu. Onlar beni etkiledi. Her zaman benim için öncelikli olan insandı, insanın ne olduğuydu. O zamandan bu zamana ve daha sonrasına o melodiler dinlenerek, hatırlanarak insanın insana yaptığı bir daha tekrarlanmasın. Türk'ün Türk'e yaptığı, kardeşin kardeşe yaptığı... Bütün bunların bir daha tekrarlanmaması ve kalp gözüyle bakmak için yazmıştım o müzikleri.'

Atakoğlu, eseri oluştururken olayların içinde bulunmasa da kendisini o anları yaşayan insanların yerine koymaya çalıştığını vurgulayarak, 'İlk anından son anına kadar kronolojik bir anlatım vardı. Ben orada olsam ya da ben olsaydım ne olurdu, nasıl hissederdim gibi duygular vardı.' diye konuştu.

Sanatın geçmişten ders çıkarılmasında önemli rol üstlendiğine işaret eden Atakoğlu, 'Sanat ve sanatın her yönü bence tarihten birtakım dersler almamız için ve daha iyiye doğru gitmemiz için çok önemli. Sanatın yeri onun için ölümsüz herhalde.' ifadelerini kullandı.

- 'Sanat kalbe hitap ediyor'

Fahir Atakoğlu, müziğin toplumların ortak hafızasını canlı tutan güçlü araçlardan biri olduğunu belirterek, sanatın insanların ortak duygularına seslendiğini söyledi.

Sanatın tarihsel olayların unutulmamasına katkı sunduğunu kaydeden sanatçı, 'Müzik kalbe giden bir şey. Hepimizin duyguları var, hepimiz insanız. Hepimizin ortak noktası duygular. Sanat duyguya, kalbe hitap ediyor. O yüzden ortak bir dil oluyor.' değerlendirmesinde bulundu.

Atakoğlu, toplumsal olayların yalnızca müzikle değil, sanatın bütün dallarıyla gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğini dile getirdi.

Bu tip tarihsel olayların sadece müzikle değil, resimle, kitapla, şiirle her şeyiyle yaşatılmaya çalışılması gerektiğini söyleyen Atakoğlu, sanatın bu anlamda çok önemli olduğunu kaydetti.

Belgeseller için yaptığı müziklerin de tarihi olayların hafızalarda yer etmesine katkı sunduğunu belirten Atakoğlu, 'Sanatın gücü çok sonsuz. O yüzden müzik, beste, söz, resim, kitap her zaman bu tip olayları hatırlatıcı unsurlar olacak ve yaşatacak ki unutmayalım.' değerlendirmesinde bulundu.

- Ahıska Türkleri'nin sürgününü müziğe taşıdı

Atakoğlu, son dönemde Ahıska Türkleri'nin sürgününü konu alan bir sergi için beste yaptığına işaret ederek, bu çalışmanın toplumsal hafızaya katkı sağlamasını amaçladığını söyledi.

Ahıska Türkleri'nin yaşadığı dramın yeterince bilinmediğini dile getiren Atakoğlu, şunları kaydetti:

'Son zamanlarda Ahıska Türkleri'nin bir sergisi yapıldı ve o sergiye ben bir müzik yaptım. O da çok güzel bir projeydi çünkü Ahıska Türkleri aslında toplumumuzca çok bilinen bir tarih değil. Onun biraz daha ortaya çıkması için güzel bir vesile oldu. Ben de Ahıska Türkleri'nin bu serüvenini, sürgün hayatını bu müziklerle anlatmaya çalıştım.'

Bu tür çalışmaların kalıcı eserler üretmesine imkan sağladığını belirten sanatçı, şöyle devam etti:

'Ben besteci olarak da şanslıyım çünkü böyle konuların gelmesi de benim çok nitelikli ve kalıcı işler yapmamı sağladı. Ben seviyorum böyle işler yapmayı açıkçası. Bütün bunları yaparken de gerçekten kendi hissettiğimi anlatmaya çalışıyorum. Başkaları nasıl hissetsin diye değil. Bir insan olarak ne gördüğümü, ne hissettiğimi yazıyorum. İnsanlar da beğeniyor.'

Fahir Atakoğlu, besteciliğin dinleyiciyle ortak duygu kurma sanatı olduğunu ifade ederek, 'İnşallah seneler sonra o müzik tekrar hatırlandığı zaman Ahıska Türkleri ile beraber hatırlansın ve tarihte bir ışık olsun.' dedi.

- 'Filistin halkına yapılan zulüm utanç verici'

Dünyada yaşanan gelişmelerin üretimlerini doğrudan etkilediğini, özellikle Filistin'de yaşananların kendisinde derin iz bıraktığını vurgulayan sanatçı, şu değerlendirmelerde bulundu:

'Şu anda bilhassa Filistin'de olanlar ve Filistin halkına yapılan zulüm bir insan olarak utanç verici. Elbette etkiliyor. İster istemez her yaptığınız işte etkiliyor. Ben eğer bugün bir diziye müzik yapıyorsam orada yaşananlar, insanı, üzüntüyü veya kederi anlatmam için bir şey uyandırıyor. Hissetmemenize imkan yok. Sadece sanatçı olmanız gerekmiyor, duyarlı bir insansanız o katliamı, o soykırımı görmemenize, hissetmemenize imkan yok. Dünyada şu anda en kötü şeyi yaşıyoruz.'

Atakoğlu, sanat yoluyla insanların duygularına dokunmaya çalıştığının altını çizerek, 'Bütün bunları yaparken 'Bir sanatçı olarak ben ne yapabilirim? Ben nasıl yardım edebilirim?' dediğiniz zaman belki fiziksel bir şey olmuyor ama yazdıklarınızda, melodilerinizde insanlara o duyguyu biraz aşılamak, vermek ve yaşatmak ancak benim görevim olabilir.' ifadelerini kullandı.

Ahıska Türkleri için hazırladığı eseri canlı performanslarla yurt dışında izleyiciyle buluşturmayı planladığını dile getiren Atakoğlu, TRT Tabii platformu için hazırlanan 'Alesta' dizisinin müzikleri üzerinde çalıştığını, ayrıca 'Muhteşem Yüzyıl' projesinin müziklerini konser formatında sahneye taşımayı hedeflediğini anlattı.

Sanatçı, Cumhuriyet'in 100. yılı için bestelediği '100' adlı eserin de Türkiye'nin farklı şehirlerindeki senfoni orkestralarınca seslendirilmesini arzu ettiğini sözlerine ekledi.