İSTANBUL (AA) - Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı (TÜYEK) bünyesinde Yazma Mushaflar Dairesi Başkanlığı tarafından 'Sahabe Mushafları ve Tarihsel Gerçeklikleri' başlıklı program düzenlendi.
TÜYEK'in Süleymaniye Külliyesi'nde gerçekleştirilen programın açılışında konuşan TÜYEK Başkanı Coşkun Yılmaz, kurum faaliyetlerinden bahsederek, Yazma Mushaflar Dairesi Başkanlığının kuruluş sürecini anlattı.
Yazma Mushaflar Dairesi İlim Heyeti Başkanı Prof. Dr. M. Emin Maşalı ise Kur'an tarihinde sahabe Mushaflarının önemli bir başlık olduğundan bahsetti.
Maşalı'nın yönetiminde gerçekleştirilen programda konuşan Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesinden araştırma görevlisi Abdulvahap Kösesoy da Hz. Osman dönemi öncesi Mushaflar üzerine bir tez yazdığını belirterek, 'Kur'an tarihi açısından 610-647 yılları arası gerçekten puslu ve karanlık bir dönem. Tezimde temel amacım Hz. Osman dönemi öncesi fiziksel olarak yani yazılı bir materyal Kur'an-ı Kerim'in mevcut olup, olmadığını ortaya koymaktı. Bizim kaynaklarımızda Kur'an'ı Hz. Muhammed döneminde yazıldığı, Hz. Ebubekir döneminde bir araya getirildiği şeklinde birtakım rivayetler var. Bu rivayetleri doğruluğunu ve bu rivayetleri destekleyecek başka bilgileri tezimde tartışmak istedim.' dedi.
Tezinin ilk bölümünde Arap Yarımadası'nda yürütülen arkeolojik verilerden hareketle İslam Öncesi ve Erken İslam Dönemi'nde yazının ne oranda yaygın olduğunu ortaya koymaya çalıştığını dile getiren Kösesoy, şöyle devam etti:
'Bu bağlamda Arap Yarımadası'nda güney ve kuzey bölgelerinde on binlerce yazıtın tespit edildiğini ve Arap Yarımadası'nın aslında yazıdan çok uzak olmadığı sonucuna vardım. Hicaz bölgesi belki güney ve kuzey bölgelerine nispeten belki biraz daha yazıtlar açısından daha şekil bir bölge olabilir. Bunun da sebebini tezimde inceledim. Çünkü kuzey ve güney bölgelerinde kaya üzerine yaklaşık 70 bin yazıtın işlenildiğinden bahsediliyor ve bu yönde Batı dünyasında da pek çok arkeolojik proje üretiliyor. Ancak Hicaz bölgesi dediğimiz Mekke ve Medine'de şu ana kadar herhangi bir yazıt tespit edilmiş değildir. Bunun sebebi benim şahsi kanaatimce o bölgede arkeolojik kazı yapılmasına izin verilmemesidir. Şayet bu bölgede detaylı bir arkeolojik kazı yapılırsa birtakım yazılı materyallerin bulunması muhtemeldir.'
Kösesoy, tezinin ikinci bölümünde 610-632 yılları arasında Kur'an-ı Kerim'in yazıya geçirilip geçirilmediğini ve geçirildiyse hangi materyallerin kullanıldığını tespit etmeye çalıştığını söyledi.
Kur'an'ın 647 yılında istinsah edilmeye başlandığına işaret eden Kösesoy, bu tarih öncesinde Kur'an'ı yazıldığı malzemeler üzerine sunum yaptı.