ŞAM (AA) - AHMET KARAAHMET - İsrail'in 1948'de Filistin topraklarını işgal edip halkı göçe zorladığı 'Nekbe' sırasında henüz 7 yaşında olan Raşid el-Mevid, o dönemde yaşadığı acı dolu göç hikayesini bugün Şam'daki mütevazı evinde sakladığı belgeler, kitaplar ve fotoğraflarla gelecek nesillere aktarıyor.
Filistin'in Safuriye köyünden başlayan zorunlu göç hikayesi, Mevid'i önce Lübnan'daki bir mülteci kampına, ardından Suriye'nin başkenti Şam'a götürdü.
AA muhabirine konuşan 85 yaşındaki emekli hakim Mevid, Safuriye köyünde bombardıman ve yıkımın artması üzerine ailesiyle birlikte ramazan ayında yürüyerek köylerini terk etmek zorunda kaldıklarını söyledi.
Mevid, şu ifadeleri kullandı:
'Ben, annem, babam ve kardeşlerim iki katlı taş evimizde iftar ediyorduk. Bir anda uçak sesleri duyduk. Babam bize, 'Bu düşman bizi bombalıyor, evden çıkmamız gerekiyor' dedi.'
Geceyi köy dışında geçirdiklerini anlatan Mevid, 'Sabah olunca geri döneriz diye düşünüyorduk ama bombardıman devam etti. Düşman köye doğru ilerliyordu.' şeklinde konuştu.
Siyonist çetelerin Şefamr tarafından Nasıra yönüne ilerlediğini anlatan Mevid, 'Ağabeyim ve beraberindeki birlikler onların Saffuriye'ye girmesini engellemeye çalışıyordu.' diye konuştu.
Ailesinin daha sonra kuzeye doğru yürüyerek Lübnan'a göç ettiğini belirten Mevid, 'Yanımıza sadece kıyafetlerimizi alabildik. Bint Cübeyl'e ulaştık ve orada bir gece kaldık.' dedi.
- 'Babamın Osmanlı'dan kalan dostları bizi Şam'a taşıdı'
Lübnan'daki kısa konaklamanın ardından babasının eski dostlarının bulunduğu Şam'a geldiklerini söyleyen Mevid, şöyle devam etti:
'Babam Osmanlı ordusunun son dönemlerinde askerlik yapmıştı. Şam'da dostları vardı. Otobüsle Şam'a geldik ve burada bir ev kiraladık. Babam, Saffuriye'nin tanınan isimlerinden biriydi. Bu sebeple çevresi genişti.'
Şam'daki yaşamlarının zor dönemlerinde ağabeyinin UNRWA'da çalışarak aileye destek olduğunu söyleyen Mevid, babasının kendisini eğitime yönlendirdiğini aktardı.
Babasıyla arasında geçen bir konuşmayı anlatan Mevid, şu ifadeleri kullandı:
'Babam bana, 'Eğitimine devam etmelisin Raşid.' dedi. Ben de nasıl olacağını sordum. Bana, 'Kardeşin çalışıyor, senin geleceğe dair hedeflerin var' cevabını verdi.'
- Hukuk eğitimi aldı, Suriye'de yargıç oldu
Filistin davasını savunabilmek için hukuk okumayı seçtiğini dile getiren Mevid, üniversiteden yüksek dereceyle mezun olduktan sonra Suriye yargısında görev yaptığını ifade etti.
1957'de çıkarılan ve Filistinlilere Suriyelilerle eşit haklar tanıyan 260 sayılı yasa sayesinde görev yapabildiğini belirten Mevid, 'Sulh hakimliğinden ağır ceza mahkemesi başkanlığına kadar birçok görevde bulundum. Hayatım boyunca adalet ve dürüstlük için çalıştım.' şeklinde konuştu.
- 'Saffuriye hâlâ hafızamda yaşıyor'
Çocukluğuna dair en güçlü hatıralarının Saffuriye'nin doğası olduğunu söyleyen Mevid, köylerinin nar bahçeleri ve 'Kasṭal' adı verilen su kaynaklarıyla meşhur olduğunu anlattı.
Babasıyla köyde geçirdiği günleri unutamadığını ifade eden Mevid, şunları söyledi:
'Babam bana çiftliklerimizi, harman yerlerini gösterirdi. Gençlerin futbol oynadığı alanları anlatırdı. Çocukluğuma dair her şey yalnızca hafızamda yaşıyor.'
- 'Tapu belgeleri hâlâ elimizde'
Ailesine ait arazi belgelerini muhafaza ettiğini belirten Mevid, bu belgelerin Filistin halkının toprakları üzerindeki hakkını açık biçimde ortaya koyduğunu vurguladı.
Belgelerin kendisine Filistin'de yaşayan akrabaları tarafından ulaştırıldığını aktaran Mevid, 'Bu belgeler Filistin'in Arap toprağı olduğunu ve bu toprakların gerçek sahiplerinin Filistinliler olduğunu gösteriyor.' dedi.
Uluslararası toplumun Filistin meselesinde çifte standart uyguladığını vurgulayan Mevid, buna rağmen tarihsel gerçeklerin değişmeyeceğini sözlerine ekledi.