4 yıl önce kaybettiğimiz Şakir Eczacıbaşı, son döneminde çok, ama pek çok sevdiği 2 İngiliz yazarından derlemeler bırakmıştı arkasında. Bunlardan birinin adı “Oscar Wilde tutkular, acılar, gülümseyen deyişler”di. Öteki de sadece “Bernard Shaw: Gül

4 yıl önce kaybettiğimiz Şakir Eczacıbaşı, son döneminde çok, ama pek çok sevdiği 2 İngiliz yazarından derlemeler bırakmıştı arkasında. Bunlardan birinin adı “Oscar Wilde tutkular, acılar, gülümseyen deyişler”di.
Öteki de sadece “Bernard Shaw: Gülen Düşünceler”di.
***
Bu hafta da cumartesiyi, ona layık bir biçimde Oscar Wilde’ın “Gülümseyen Deyişler”le çiçeklemeyi yeğledik.
***
İnsanoğlunu yaratırken, Tanrı’nın kendi yeteneğini aşırı düşünüyorum bazen.
***
Hiçbir şey yapılmaya değmez, dünyanın yapılamaz dediklerinden başka...
***
Dünya için bir şey yapmaya çalışanlar, katlanılmazdırlar; dünya, onlar için bir şey yapınca canayakın olurlar.
***
Nesnelerin arkasındaki gerçeklere ulaşamıyormuşuz. Bunun nedeni belki de, görüşleri dışında hiçbir gerçekliğin bulunmamasıdır nesnelerde.
***
Bir çağı harekete geçirenler kişilerdir, kurallar değil.
***
İnsanın gerçek yaşamı, yaşamadığı şeylerdir çoğu kez.
***
Boston’daki konferansından:
- Sanalsız bir yaşam verimsizdir; ama sanatsız bir sanayi barbarlıktır.
***
Şubat 1882’de Cincinatti’de:
Suçlularınız savunmalarında, kentinizin çirkinliğini işledikleri suçun özrü olarak göstermiyorlar mı?
***
Oscar Wilde’den bir şiir:
 
Her insan öldürür sevdiğini
Herkes bilsin bunu
Kimi buruk bir bakışla öldürür,
Kimi okşayıcı bir sözle,
Korkak bir öpücükle yapar bunu,
Yiğit bir kılıçla...
 
Kimi sevdiğini gençliğinde öldürür,
Kimi yaşlılığında...
Kimi şehvetin elleri ile boğar,
Kimi altının elleriyle...
En iyileri bıçak kullanır,
Bıçakla ölenler çabuk soğur çünkü.
***
6.11.1977 tarihli Hürriyet gazetesinde yayımlanmış imzasız bir fıkra:
Avuntu
Okulda sabahtan akşama atalarımızın ne kadar akıncı, ne kadar yavuz, ne kadar yiğit, ne kadar bahadır, ne kadar şanlı şerefli olduğunu dinleyip duran bir öğrenci, bir gün evde babasına:
- Baba biz neden hep geçmişimizle övünüp duruyoruz, dedi.
Babası kırık bir gülüşle:
- Halimizle övünecek durumumuz yok da ondan, dedi.