İSTANBUL (AA) - Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, 'Dezenflasyon sürecinin hedeflerle uyumlu şekilde devamını sağlamak için sıkı para politikası duruşumuzu kararlılıkla sürdürüyoruz.' dedi.
Karahan, yılın ilk Enflasyon Raporu'nun tanıtımı amacıyla İstanbul Finans Merkezi'ndeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Yerleşkesi'nde düzenlenen bilgilendirme toplantısında konuştu.
Konuşmasının para politikası kararlarıyla ilgili kısmında aralık ayında politika faizinin yüzde 39,5'ten yüzde 38'e indirildiğini anımsatan Karahan, ocak ayındaki Para Politikası Kurulu toplantısında ise son çeyreğe ilişkin talep koşullarının dezenflasyon sürecine verdiği desteğin azalmasına karşın sürdüğünü değerlendirdiklerini belirtti.
Karahan, ocak ayında öncü verilerin ana eğilimde sınırlı bir artış olduğuna, aylık enflasyonun gıda öncülüğünde arttığına işaret ettiğini söyledi.
Geçici ya da para politikası etki alanı dışında kalan unsurları da beklentiler kanalından ikincil etkiler anlamında dikkate aldıklarını dile getiren Karahan, 'Bu kapsamda, ocak ayında adım büyüklüğünü gözden geçirdik ve politika faizini 100 baz puanlık sınırlı bir indirimle yüzde 37 seviyesine getirdik. Dolayısıyla, dezenflasyon sürecinin hedeflerle uyumlu şekilde devamını sağlamak için sıkı para politikası duruşumuzu kararlılıkla sürdürüyoruz.' diye konuştu.
Karahan, bu süreçte parasal aktarım mekanizmasını makro ihtiyati adımlarla desteklemeye ve etkin bir likidite yönetimi uygulamaya da devam ettiklerini ifade ederek, makro ihtiyati tedbirler kapsamında TL mevduat payını artırmayı hedefleyen düzenlemeleri uygulamayı sürdürdüklerini kaydetti.
TCMB Başkanı Karahan, bu hedeflerde, dönemsel gelişmelere bağlı olarak güncellemeler yapabildiklerini vurguladı.
Bunun yanı sıra kredi büyüme sınırları aracılığıyla kredi büyümesindeki dalgalanmaları sınırlandırdıklarını ve kredilerde TL ağırlığını koruduklarını belirten Karahan, 'Etkin likidite yönetimiyle de parasal aktarımı güçlü tutuyoruz. Son dönemde, piyasada fazla likidite koşulları devam etmekte. Bu likiditeyi ağırlıklı olarak gecelik ve haftalık vadede depo alım ihaleleri ile sterilize ediyoruz. ' şeklinde konuştu.
- 'Yıl içinde kademeli alımlarımızla APİ portföyünü desteklemeye devam edeceğiz'
Karahan, Türk lirası likidite yönetiminde operasyonel esnekliğin korunabilmesi için APİ portföy büyüklüğünün desteklenmesinin önem arz ettiğini ifade etti.
Böylece 3 yıllık dönemde portföyün yüzde 68'lik bölümünün itfa olacağını bildiren Karahan, sözlerini şöyle sürdürdü:
'Bu bağlamda, sene başından itibaren doğrudan alımlara başladık ve APİ portföyünü 262 milyar TL'den 311 milyar TL'ye yükselttik. Yıl içinde kademeli alımlarımızla APİ portföyünü desteklemeye devam edeceğiz. Son verilere göre, basit faiz olarak, mevduat, ticari kredi ve ihtiyaç kredisi faizleri sırasıyla yüzde 37,3, yüzde 38,5 ve yüzde 48,2 düzeyinde. Bu veriler, politika faizi adımlarımızın, mevduat ve kredi fiyatlamalarına önemli ölçüde yansıdığını gösteriyor. Nitekim haziran ayının son haftasıyla kıyaslandığında, 30 Ocak haftasında mevduat faizleri 9,2 puan, ticari kredi faizleri ise 8 puan geriledi.
İhtiyaç kredilerinde ise risk primi ve makro ihtiyati çerçeve nedeniyle, yansımalar daha kademeli seyretmekte. Kompozisyon açısından baktığımızda, 2025 yılının ilk aylarında yabancı para (YP) ticari kredilere yönelik attığımız adımlar sonrasında kredi kompozisyonu belirgin şekilde Türk lirası lehine iyileşti. YP kredideki sıkılaşma adımlarından sonra ılımlı bir patikada ilerleyen toplam kredi büyümesi aralık ayında hızlanarak ocak sonunda yüzde 32'ye yükseldi. Bu artışa, hem ticari krediler hem de bireysel krediler katkı verdi. Ticari kredilerde yıl sonuna özgü dönemsel etkiler öne çıktı. Bu kapsamda TL kredi büyümesi kasım ayı sonundaki yüzde 41 seviyesini ocak sonu itibarıyla korurken, aynı dönemde YP kredi büyümesi yüzde 7'den yüzde 12'ye yükseldi.'
- 'Kredi büyümesini dezenflasyon süreciyle uyumlu tutmak ve parasal aktarımı güçlendirmek amacıyla ilave adımlar atıldı'
Karahan, bireysel kredilerde ise teminatsız krediler kaynaklı süregelen yüksek seyre ilaveten, yıl sonu kampanyalarının da etkisiyle ihtiyaç kredileri öncülüğünde bir hızlanma gözlemlediklerini vurguladı.
Bu gelişmeler ışığında, kredi büyümesini dezenflasyon süreciyle uyumlu tutmak ve parasal aktarımı güçlendirmek amacıyla son dönemde ilave adımlar attıklarını bildiren Karahan, 'Bireysel kredili mevduat hesap limitlerine sekiz haftalık yüzde 2 büyüme sınırı getirirken, yabancı para kredilerdeki sınırı yüzde 1'den yüzde 0,5'e düşürdük. Mevduat tarafına baktığımızda ise TL mevduat payının yaklaşık yüzde 59 ile tarihsel ortalamasına yakın seyrettiğini görüyoruz.' ifadelerini kullandı.
Karahan, yatırım fonlarını da dahil ettiklerinde görünümün değişmediğini aktardı.
Bununla birlikte, altın fiyatlarında son dönemdeki gibi bir yükseliş yaşandığında TL mevduat payında düşüşler gözlenebildiğini dile getiren Karahan, şunları kaydetti:
'Altın fiyatlarındaki hızlı yükselişin etkisini, yabancı para mevduat gelişmelerinde de izliyoruz. Bildiğiniz gibi Kur Korumalı Türk lirası Mevduat ve Katılma Hesaplarından (KKM) çıkış sürecinde yabancı para mevduatta bir miktar artış öngörüyorduk. Bununla birlikte, 2025'teki artışın temel belirleyicisinin, altın fiyat hareketleri ve bunu takiben euro/ABD doları paritesindeki yükseliş olduğu görülüyor. Nitekim altının ons fiyatı 2024 yıl sonundan itibaren yüzde 97 artarken avro ABD doları paritesi ise yüzde 15 yükseldi. Böylece, 2024 yıl sonuna göre YP mevduat bakiyesi 79 milyar dolar artarak 267 milyar dolara ulaşırken, parite ve fiyat etkisinden arındırıldığında artışın 21 milyar dolar düzeyinde kaldığını hesaplıyoruz.'
- 'İyileşen enflasyon görünümü ve artan yatırımcı ilgisi ile tahvil faizleri tüm vadelerde aşağıya geldi'
Karahan, 2025 şubat ayında tüzel kişiler ve ağustos ayında da gerçek kişiler için KKM hesaplarının açılması ve yenilenmesi uygulamasını sonlandırdıklarını anımsattı.
Gelinen noktada 2023 Ağustos'ta 140 milyar doların üzerine çıkan KKM bakiyesinin 0,1 milyar doların altına gerilediğini bildiren Karahan, şunları kaydetti:
'Tahvil piyasalarına dönecek olursak, eylül-ekim döneminde enflasyon görünümündeki bozulmanın da etkisi ile faizlerde yükseliş görmüştük. Son Enflasyon Raporu akabindeki dönemde ise iyileşen enflasyon görünümü ve artan yatırımcı ilgisi ile tahvil faizleri tüm vadelerde aşağıya geldi. Dezenflasyon süreciyle birlikte önümüzdeki dönemde tahvil piyasasındaki bu performansın sürmesini bekliyoruz. Sermaye girişlerine baktığımızda da Türkiye'ye yönelik sermaye akımlarının ocak ayı ile birlikte diğer gelişmekte olan ülkelere kıyasla güç kazandığını görüyoruz. Bu çerçevede, rezervlerdeki olumlu görünüm de devam ediyor. Bir önceki Rapor döneminden bu yana baktığımızda, brüt rezervler 31 Ekim tarihindeki 184 milyar dolar seviyesinden 24 milyar dolar artışla, 6 Şubat'ta 208 milyar dolar seviyesine ulaştı. Swap hariç net rezervler ise bu dönemde 25 milyar dolar artışla 78 milyar dolara yükseldi.'
Karahan, söz konusu dönemde, altın fiyatlarındaki yükselişin, güçlü altın pozisyonlarının etkisiyle brüt rezervlere 22 milyar dolar, swap hariç net rezervlere ise 16 milyar dolar katkı sağladığını bildirdi.
Önceki rapor dönemine kıyasla, piyasalardaki risk ve oynaklık göstergelerinde de iyileşme kaydedildiğini aktaran Karahan, 'Enflasyon düştükçe ve enflasyona dair belirsizlikler azaldıkça risk göstergelerindeki olumlu seyrin devam edeceğini düşünüyoruz.' diye konuştu.
(Bitti)