EKONOMİ

TCMB Başkanı Karahan, Enflasyon Raporu Bilgilendirme Toplantısı'nda soruları yanıtladı: (3)

- 'Olağanüstü bir durum olmadığı müddetçe ara hedeflerimize sadık kalmak istiyoruz. Para politikasını bu hedeflere götürecek şekilde, tabii ki diğer politikaları da göz önünde bulundurarak doğru sıkılığı oluşturarak o hedeflere ulaşmaya çalışıyoruz' - 'Dezenflasyon ortamı belirginleştikçe fiyat istikrarına ulaştıkça biraz daha sürdürülebilir büyümeye ulaşacağımızı düşünüyorum ve refah artışının toplumun her kesimine çok daha dengeli bir şekilde yansıyacağını düşünüyorum' - 'Altın fiyatları artıyordu ama bu kadar yüksek seviyelere ulaşmamıştı. Bildiğiniz gibi Türkiye'de yastık altında önemli bir altın stoku olduğu tahmin ediliyor. Bu nedenle de altın fiyatları arttıkça bunun bir servet etkisi söz konusu. Bu ek servetin ne kadarının tüketildiğine bağlı olarak enflasyon etkisi değişebilir'

İSTANBUL (AA) - Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, olağanüstü bir durum olmadığı müddetçe enflasyondaki ara hedeflere sadık kalmak istediklerini belirterek, 'Para politikasını bu hedeflere götürecek şekilde, diğer politikaları da göz önünde bulundurarak doğru sıkılığı oluşturarak o hedeflere ulaşmaya çalışıyoruz. Bugüne kadarki mesajlarımızın tutarlı olduğunu düşünüyorum.' dedi.

Fatih Karahan, yılın ilk Enflasyon Raporu'nun tanıtımı amacıyla İstanbul Finans Merkezi'ndeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Yerleşkesi'nde düzenlenen bilgilendirme toplantısında, başkan yardımcıları Hatice Karahan, Osman Cevdet Akçay, Fatma Özkul ve Gazi İshak Kara ile soruları yanıtladı.

Para politikası iletişimine ilişkin ilave kaynaklara ihtiyaç duyulup duyulmadığı yönündeki soru üzerine Karahan, 'Aslında makroihtiyati tedbirler genel olarak dünyada epey süredir merkez bankaları tarafından uygulanıyor. Bizde biraz daha farklı algılanabiliyor dönem dönem ama baktığınızda küresel finansal kriz sonrasında merkez bankalarının çeşitli amaçlar doğrultusunda makroihtiyati tedbirleri daha sıklıkla ve daha güçlü olarak kullandığını görüyoruz. Bunu bazen sıkılaştırıcı yönde kullanıyorlar, bazen de gevşetici yönde kullanıyorlar. Biz de kendi özel durumumuz neticesinde bir miktar enflasyon beklentileri sebebiyle bir miktar aktarım bağlantısında aktarım mekanizmasını güçlendirmek adına makroihtiyati tedbirleri kullanıyoruz.' dedi.

TCMB Başkanı Karahan, kur hedefi ve Türk lirasının reel olarak değerlenme sürecine ilişkin sorulan soruya da 'Mevcut kur rejiminin faydalı olduğunu gördük. Piyasa, çoğu zaman bazen alım tarafında bazen satım tarafında oluyor. Bu da oynaklığa sebep olabiliyor. Şu ana kadarki rejim oldukça iyi çalışıyor. Zaten 2026 Para Politikası metnine de baktığınızda burada bir değişiklik öngörmediğimizi, mevcut rejimin devam edeceğini söylediğimizi görürsünüz.' şeklinde cevap verdi.

- 'Enflasyon verisi çok oynak olduğu için dönem dönem hedefte, değişim beklentileri ortaya çıkabiliyor'

'Ara hedef yaklaşımının piyasa ve ekonomi aktörleri tarafından yeteri kadar anlaşıldığını düşünüyor musunuz? Bu varsayımdan, yaklaşımdan hangi koşullarda vazgeçersiniz?' şeklindeki soruyu Karahan, şu şekilde yanıtladı:

'Daha önce de söylediğimiz gibi aslında ağustos ayında buna başladık. Bir sonraki kasım ayındaki Enflasyon Raporunda da benzer mesajlar verdik. Olağanüstü bir durum olmadığı müddetçe ara hedeflerimize sadık kalmak istiyoruz. Para politikasını bu hedeflere götürecek şekilde, tabii ki diğer politikaları da göz önünde bulundurarak doğru sıkılığı oluşturarak o hedeflere ulaşmaya çalışıyoruz. Bugüne kadarki mesajlarımızın tutarlı olduğunu düşünüyorum. Aksiyonlarımızın da tutarlı olduğunu düşünüyorum. Zaman içinde daha iyi anlaşılacaktır. Enflasyon verisinin kendisi çok oynak olduğu için dönem dönem hedefte değişim beklentileri ortaya çıkabiliyor haklı olarak ama zaman içinde netlik kazanacağını düşünüyorum.'

Karahan, şubat ayında başlayacak Ramazan ayı ve sonrasında mart ayındaki Ramazan Bayramı'nda yapılacak harcamaların enflasyon üzerindeki olası etkilerine ilişkin yöneltilen soruyu, 'Ramazan ayı etkisine bakacak olursak bu konuda zaten çalışmamız ve blog çalışmamız da daha önce olmuştu. Bu etkiyi bir önceki ayda ve mevcut ayda görüyoruz. Tabii ki Ramazan'ın bir kısmı marta sarkacağı için daha sınırlı da olsa bir miktar etki olabilir ama en çoğunun ocak ve bir kısmının da şubat ayında yansıyacağını zaten şu andaki verilerden görüyoruz.' diye cevapladı.

- 'Veri odaklı, toplantı bazlı ve bütün enflasyon görünümünü ve gerçekleşmelerini de göz önünde bulundurarak ilerleyeceğiz'

Mart ve nisan aylarında enflasyon ana eğiliminde, düşünüldüğü gibi kasım ve aralık aylarında görülen seviyelere gerilemezse Merkez Bankası'nın alacağı aksiyonlara ilişkin yöneltilen soruyu da yanıtlayan Karahan, şunları söyledi:

'Reaksiyon fonksiyonumuzu tekrarlamak istiyorum. Bir de adım büyüklüğümüzü neye göre nasıl belirliyoruz? Bu önemli. Burada daha önce de söylediğim gibi enflasyonun hedefe yakın olduğu dönemlerde para politikası zaten aylık son ay, birkaç ay gelişmesinden ziyade optimal olarak objektif bir şekilde oluşturulmuş enflasyon görünümüne tepkileri. Bu enflasyon görünümünü hedefle uyumlu bir şekilde çekecek. Parasal sıkılığı oluşturur ya da gevşemek gerekiyorsa gevşemeyi yapar. Optimal para politikası büyük ölçüde böyle gerçekleşir. Ama yüksek enflasyon dönemlerinde atalet de olduğu için, fiyatlama davranışları ve enflasyon beklentileri de çıpalanmamış olduğu için mevcut gerçekleşmelerin gıda kaynaklı dahi olsa önümüzdeki döneme etki edebildiğini, sonraki aylarda da yansımaları olabildiğini görüyoruz. Bu nedenle de, biz para politikasını belirlerken, adım büyüklüğünü belirlerken enflasyon görünümüne olduğu kadar, beklentileri olduğu kadar son dönem gerçekleşmelerine ve onun detaylarına da bakıyoruz. Ocak ayındaki adım büyüklüğünü düşürmemizin birkaç sebebi vardı, tabii ki talebin biraz umduğumuz kadar dezenflasyonist olmadığını söyledik ama onun da dışında gıda kaynaklı görülen çok yüksek artışın ikincil etkilerini düşünerek de yaptık. Bundan sonra da veri odaklı, toplantı bazlı ve bütün enflasyon görünümünü ve gerçekleşmelerini de göz önünde bulundurarak ilerlemeye devam edeceğiz.'

- 'Refah artışının toplumun her kesimine çok daha dengeli bir şekilde yansıyacağını düşünüyorum'

TCMB Başkanı Karahan, enflasyonla mücadele konusunda yöneltilen soruya da yanıt verdi.

Merkez Bankası olarak toplumsal refaha en büyük katkıyı fiyat istikrarını sağlayarak yapabileceklerini belirten Karahan, enflasyonla mücadelenin özellikle düşük gelir gruplarının yaşam standartlarının iyileştirilmesi ve kalıcı refah artışının sağlanması için kritik öneme sahip olduğunu vurguladı.

Karahan, 'Dezenflasyon ortamı belirginleştikçe fiyat istikrarına ulaştıkça biraz daha sürdürülebilir büyümeye ulaşacağımızı düşünüyorum ve refah artışının toplumun her kesimine çok daha dengeli bir şekilde yansıyacağını düşünüyorum. Bu konuda da dolayısıyla kararlıyız. Kanunla bize verilen görevi yapmakta kararlıyız. Bunu da attığımız adımlarla zaten gösteriyoruz.' dedi.

Altının servet etkisinin toplam talep üzerinde etkilerine dair sorulan soruya Karahan, 'Bu konudan aslında çok önce de bahsetmiştim. Altın fiyatları artıyordu ama bu kadar yüksek seviyelere ulaşmamıştı. Bildiğiniz gibi Türkiye'de yastık altında önemli bir altın stoku olduğu tahmin ediliyor. Bu nedenle de altın fiyatları arttıkça bunun bir servet etkisi söz konusu. Bu ek servetin ne kadarının tüketildiğine bağlı olarak enflasyon etkisi değişebilir. Ama bizim tahminlerimiz yastık altı altının şu anda belki 600 milyar dolar civarında olduğu yönünde. Geçtiğimiz seneden bu yana 100 milyar doların çok üzerinde belki 200 milyar dolara varan bir servet etkisi var. Bu da aslında geçtiğimiz sene özellikle talep yönetiminde para politikasının ters yönünde etki eden ve dezenflasyonu yavaşlatan unsurlardan biri olarak karşımıza çıktı.' diye cevap verdi.

Karahan, piyasadaki TL likiditesinin oluşabilecek fazlalığın sterilize edilmesine yönelik TCMB'nin bir planı olup olmadığına dair yöneltilen soruya şu şekilde cevap verdi:

'Sunumunda da belirttim zaten Açık Piyasa İşlemleri (APİ), operasyonel çerçevesinin etkinliği açısından doğrudan alımlarla portföyümüzde bulunan kıymetleri artırmak istiyoruz. Baktığımızda bu menkul kıymetlerin bizim bilançomuza oranı oldukça düşük seviyelere gelmiş durumda.

Likidite etkisi açısından düşünecek olursak, aslında likidite yönetimi genel çerçevesi sadece piyasadaki toplam fazla likiditeyi değil, aynı zamanda bu likiditenin piyasa içindeki dağılımını da göz önünde bulunduruyor. Mevcut koşullara baktığımızda ciddi bir heterojenlik olduğunu görüyoruz. Bu nedenle yapılan alımların likidite etkisinin de bu çerçevede değerlendirmek lazım. Sterilizasyon olarak da şu anda temel olarak günlük ve haftalık vadede depo alımlarını kullanıyoruz. Başka araçlarımız da var, zengin bir araç setimiz var. Zaten TL-REF'e baktığınızda aslında burada başarılı olduğumuzu, faizlerdeki oynaklığın az olduğunu, para politikası faizine yakın seyrettiğini görürsünüz. Mevcut dönemde bir değişiklik şu anda düşünmüyoruz ama gelişmelere göre esnek davranıyoruz.'

(Bitti)