İSTANBUL (AA) - Bitlis'in yüzyıllara direnen zanaat geleneğini ve bu mirası yaşatan son ustaları odağına alan 'Zamanın Ustaları: Bir Kültürel Hafıza Yolculuğu' belgesel filmin galası, Atatürk Kültür Merkezi'nde (AKM) gerçekleştirildi.
Zanaatların izini sürerken kültürel sürekliliği ve insanın zamanla kurduğu bağı sinema diliyle sorgulayan belgesel, yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan baston ustalığından taş işçiliğine, yöresel ayakkabı üretiminden ahşap sanatına kadar pek çok geleneksel zanaatın son temsilcilerini kayıt altına alıyor.
Yapımda, usta-çırak ilişkisiyle kuşaktan kuşağa aktarılan kültürel birikim, ustaların kendi hikayeleri üzerinden anlatılıyor.
- 'Belgesel, bir hikaye anlatma arzusundan çok, bir tanıklık etme sorumluluğuyla başladı'
Bitlis Valiliği himayesinde hazırlanan belgeselin yönetmenliğini üstlenen İstanbul Ticaret Üniversitesi (İTO) İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Gözde Sunal, gösterim öncesinde AA muhabirine açıklamalarda bulundu.
Belgeselin odağına zaman, emek ve ustalık kavramlarını aldığını belirten Sunal, geleneksel zanaatlar alanındaki ustaların hikayelerini seyirciye ulaştırmaya çalıştıklarını söyledi.
Sunal, belgeselin aslında bir kaygının ürünü olduğuna işaret ederek, 'Günlük hayatın hızında fark etmeden kaybettiğimiz bir dünyanın izini sürme ihtiyacıyla ortaya çıktı. Geleneksel zanaatların sadece bir üretim biçimi değil, aynı zamanda bir yaşam bilgisi, bir zaman anlayışı taşıdığını düşündüm. Bu ustalar yalnızca nesneler üretmiyor. Onlar ayrıca sabrı, emeği, sadakati ve hafızayı da aktarıyorlar. Bu nedenle bu belgesel, bir hikaye anlatma arzusundan çok, bir tanıklık etme sorumluluğuyla başladı diyebilirim. 8 ay süren bu proje üçleme olarak devam edecek işimizin ilki oldu.' dedi.
- 'Belgeselde zanaatı nostaljik bir unsur olarak değil, yaşayan bir kültürel pratik olarak ele almaya çalıştık'
Belgeselin yalnızca bir meslek pratiğini değil, usta-çırak ilişkisiyle kuşaktan kuşağa aktarılan kültürel sürekliliği ve insanın zamanla kurduğu bağı da ele aldığını dile getiren Sunal, şöyle devam etti:
'Belgeselde zanaatı, nostaljik bir unsur olarak değil, yaşayan bir kültürel pratik olarak ele almaya çalıştık. Ustalığı ise teknik bir becerinin ötesinde, zamanla kurulan derin bir ilişki olarak gördük. Bizim yaklaşımımız temsil etmekten çok, görünür kılmak üzerine kurulu. Kamera mümkün olduğunca geri çekildi. Ustaların sesi, mekanın dokusu ve üretim sürecinin ritmi öne çıktı. İzleyiciye hazır bir anlam sunmak yerine, o dünyayı deneyimleme imkanı vermeyi tercih ettik.'
Gözde Sunal, belgeselde farklı ustalık ve meslek gruplarının hikayesine yer verdiklerini aktararak, 'Seçim sürecinde iki temel ölçütümüz vardı. Birincisi zanaatın yok olma riski, ikincisi ise ustanın o zanaatla kurduğu özgün ilişki. Biz sadece bir mesleği değil, o mesleğin içindeki insan hikayesini aradık. Dolayısıyla aslında zanaatları değil, hikayesi olan ustaları seçtik.' diye konuştu.
- 'Ürettikleri şeyden çok, üretme biçimleri anlamlıydı'
Usta-çırak ilişkisi ve dönüşümü hakkında da gözlemlerini de paylaşan Sunal, şunları kaydetti:
'Usta-çırak ilişkisi sadece mesleki bir aktarım modeli değil, aynı zamanda etik ve kültürel bir aktarım biçimi. Ancak günümüzün hız, tüketim ve bireysellik odaklı yapısı bu ilişkiyi ciddi anlamda zayıflatmış durumda. Belgeselde gördüğümüz şey şu, ustalar hala öğretmeye hazır ama öğrenmeye talip olanlar giderek azalıyor. Bu da aslında bir kırılma noktası. 'Zamanın Ustaları' bu ilişkiyi romantize etmek yerine, kaybolma eşiğinde bir değer olarak görünür kılmaya çalışıyor.'
Sunal, belgeselde en çok ustaların zamanla kurduğu sabırlı ve derin ilişkiden etkilendiğini söyleyerek, 'Modern dünyanın hızına karşı adeta bir direnç hali içindeler. Onlarda gördüğüm ortak duygu, tevazu, sadakat ve içsel bir dinginlikti. Ürettikleri şeyden çok, üretme biçimleri anlamlıydı. Aslında bu insanlar sadece zanaatı değil, bir hayat felsefesini yaşatıyorlar.' görüşlerini paylaştı.
- 'Bitlis, bu belgesel için yalnızca bir mekan değil, aynı zamanda bir karakterdi'
Belgeselin Bitlis'te çekilme nedenini bölgenin sahip olduğu atmosferden kaynaklandığının altını çizen Sunal, şunları anlattı:
'Bitlis, bu belgesel için yalnızca bir mekan değil, aynı zamanda bir karakterdi. Tarihsel derinliği, kültürel katmanları ve hala yaşayan zanaat geleneğiyle çok güçlü bir bağlam sunuyor. Bitlis'i tercih etmemizin en önemli nedeni, bu geleneklerin hala izlenebilir ve hissedilebilir olmasıydı. Çekimler sırasında karşılaştığımız atmosfer ise son derece sahici ve derindi. Mekanların dokusu, ustaların yaşam ritmi ve şehrin hafızası birbirini tamamlayan bir bütün oluşturuyordu. Bu da belgeselin ruhunu doğrudan besleyen bir unsur oldu.'
Doç. Dr. Gözde Sunal, belgesel çekimleri sırasında sahada geçirdiği sürecin oldukça yoğun ama bir o kadar da öğretici olduğunu belirterek, 'Çünkü biz sadece görüntü almadık, ustalarla vakit geçirdik, onların gündelik ritmine dahil olduk, üretim süreçlerini sabırla gözlemledik. Bu da bize yüzeyde görünenin ötesine geçme fırsatı verdi. Akademisyen kimliğim, sahada daha dikkatli, daha etik ve daha sorgulayıcı olmamı sağladı. Özellikle temsil meselesine çok hassas yaklaştım. Ustaları sadece bir 'kültürel unsur' olarak değil, özne olarak konumlandırmaya özen gösterdim.' ifadelerini sözlerine ekledi.
Yapımcılığını Gözde Sunal birlikte Semra Kaplan'ın, metin yazarlığını da Gözde Sunal'ın üstlendiği belgeselin destekçileri arasında Kültür ve Turizm Bakanlığı, Bitlis Belediyesi, Tatvan Ticaret ve Sanayi Odası ve Albayrak Medya yer alıyor.
Belgesel, uluslararası film festivallerinde Türkiye'yi temsil etmeyi ve Anadolu'nun kültürel zenginliğini evrensel bir anlatı diliyle dünya izleyicisine ulaştırmayı hedefliyor.
Galaya ayrıca Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Vedat Demiröz, İstanbul Valisi Davut Gül, Bitlis Valisi Ahmet Karakaya, AK Parti Bitlis Milletvekili Turan Bedirhanoğlu, AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necip Şimşek, İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanı Dr. Coşkun Yılmaz, İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü Hüseyin Keskin, yönetmen Nazif Tunç, yönetmen ve yapımcı Cemil Yavuz ve ebru sanatçısı Hikmet Barutçugil'in yanı sıra akademi, siyaset ve kültür sanat dünyasından birçok isim katıldı.