Sanchez Amor: AB Türkiye’yi terk etmemeli

DW Türkçe’ye konuşan Avrupa Parlamentosu’nun yeni Türkiye raportörü İspanyol Nacho Sanchez Amor, Avrupa Birliği’nin Türkiye üzerinde nüfuz sahibi olmak için katılım sürecini devam ettirmesi gerektiğini savunuyor.

AVRUPA 01.12.2019, 14:50 Mehmet Taisi Guzel
26
Sanchez Amor: AB Türkiye’yi terk etmemeli

Avrupa Parlamentosu'nun (AP) yeni Türkiye raportörü, İspanyol sosyal demokrat parlamenter Nacho Sanchez Amor, Avrupa Birliği'nin (AB) Türkiye üzerinde nüfuz sahibi olmak için katılım sürecini devam ettirmesi gerektiğini söyledi. DW Türkçe’ye konuşan Sanchez Amor, Türkiye-Rusya yakınlaşmasının Türkiye-AB ilişkilerini zedeleyebileceği mesajını da verdi.

DW Türkçe: Türkiye-AB ilişkilerinin krizde olduğu bir dönemde neden AP Türkiye raportörü olmak istediniz?

Nacho Sanchez Amor: Türkiye’yle ilişkim yeni değil, bundan 5-6 yıl öncesine dayanıyor. Geçen yıllarda Türkiye’deki seçimleri gözlemlemek için AGİT bünyesinde görevlendirilmiş heyetlere başkanlık yaptım. Türkiye’ye defalarca gittim. Darbe girişiminden bir ay sonra Türkiye’yi ilk ziyaret eden yabancı parlamenterlerden biriyim. Şahsi bir gündemim yok. Türkiye konusunu şahsi bir çıkar veya reklam olarak kullanmak gibi bir niyetim de yok. Tek niyetim yardımcı olmak ve Türkiye dosyasını şu anda olduğu durumdan daha iyi bir konumda bırakmak. Bu yolda bazı sonuçlar elde edeceğimi düşünüyorum. Türkiye’ye karşı objektif bir yaklaşıma sahibim. Türkiye insan hakları ve hukukun üstünlüğü alanlarında kötü bir dönemden geçiyor. Buna rağmen kimi umut ışıkları da mevcut. Türkiye bizim daimi komşumuz, bunu değiştiremeyiz. Bu nedenle mevcut formatta ya da tahmin edilebilecek herhangi bir formatta daha iyi ilişkiler içinde olmayı denemeliyiz. Türkiye Avrupa için önemli bir ülke.

İyi niyetinize rağmen, AP’nin bir önceki yasama dönemi Türkiye-AB katılım müzakerelerinin askıya alınması çağrısıyla size adeta bir enkaz devretti... 

AP'nin ‘müzakereler askıya alınsın' çağrısı son zamanlarda Türkiye’de hukukun üstünlüğü, ifade özgürlüğü ve diğer temel hak alanlarında yaşananlardan kaynaklanıyor. Bu alanlarda durum daha da kötüleşti. Türk muhataplarım bana hep ‘darbe girişimi sonrası ülke olağanüstü döneme girdi, devlet kendini savunmalıydı’ diyor. Ben de ‘Önlem aldınız, peki, ya şimdi?’ diyorum. Bu psikolojik, yasal ve siyasi durumu böyle sürdürmek için mazeret kaldı mı? Çok şükür, darbe girişimi başarısızlıkla sonuçlandı. Darbe girişiminin üstesinden gelindi. Bu döneme geri dönüleceğine dair bir emare de yok. O halde Türkiye için normalleşme dönemine dönüş vakti gelmiştir. Olağanüstü dönemde yapılanları bugün meşru kılacak koşullar ortadan kalktı. Fakat bugün de gerekçe terör kavramı üzerinde yoğunlaşıyor. Güvenlikle ilgili meşru kaygıları anlıyor, kabulleniyorum. Bir İspanyol olarak terörle mücadele nedir, iyi bilirim. Fakat bu, ordunuzu komşu ülkeye göndermek için bir pasaport değildir. AP bugünkü durum bundan bir ya da iki yıl öncesine oranla nasıl diye bakacaktır. Yanıt pozitif ise AP tutumunu gözden geçirir. Öyle değilse tutum değiştirmek de zor olacaktır.

AB, genişleme süreci ve Türkiye konusunda daha şüpheci yeni AP ile bu mümkün mü?

Avrupa genelinde Türkiye'yle ilgili önyargılar hızla yayılıyor. AP içinde Türkiye hakkında yeterli deneyimi ve bilgisi olmayanlar var. Şu anda Türkiye denince ilk akla gelen konu Suriye. Özellikle de yeni üye arkadaşlarımız için bu böyle. Türkiye hakkında olumlu veya tarafsız bir imaj edinmek için iyi bir durum değil. Türkiye AB’ye başka tür sinyaller gönderirse biz de konuyu yeniden değerlendiririz. Şu anda bu aşamada değiliz. Gazetecilere yönelik davalar devam ediyor. Bazı sivil toplum kuruluşlarına yönelik tehditler var. Ceza mahkemelerinin işleyişi inanılır gibi değil. Bunların da ötesinde Suriye’ye ordunun gönderilmesiyle uluslararası hukuk ihlal ediliyor. İlişkilerde yeni bir başlangıç için en iyi zeminde olunduğu söylenemez. Bunlara rağmen objektif bir rapor hazırlayıp, pozitif gelişmeleri de yansıtacağım.

Suriye neden bu kadar ön planda?

Suriye operasyonunu Avrupalıların anlaması çok zor. Elbette Sayın Erdoğan ile Sayın Putin çok iyi anlaşacaktır. Bunun bilincindeyim. Fakat Türkiye ülke olarak hangi yolda yürümek istediğini kendine sormalıdır: Rus yaşam standartlarında mı yoksa Avrupa yaşam standartlarında mı bir yola yönelmek istiyor? Tarih boşlukları sevmez. Boş bir alan yaratırsanız derhal başka güçler tarafından doldurulur. Trump yönetimi Rusya’nın derhal geleceğinin farkında mıydı bilmiyorum ama öyle görünüyor ki Sayın Erdoğan çok iyi biliyordu. Elbette Türkiye istediği yerden füze satın alabilir. Ancak Türkiye bir NATO ülkesidir. NATO yükümlülüklerine bağlı kalan bir Türkiye burada da daha iyi anlaşılır. Raporumda bu konulara yer vermeyeceğim fakat NATO üyesi iseniz ve AB üyeliğine aday ülke olarak kalmak istiyorsanız uymanız gereken bazı kurallar vardır. Güvenlik ve diğer birçok nedenden ötürü bazı NATO üyeleri Türkiye’nin kendi savunmasıyla ilgili bazı unsurları NATO dışından kimi ortaklarla paylaşmasını anlamakta güçlük çekiyorlar.

Mevcut aşamada gümrük birliği ve vize serbestisi dosyalarında ilerleme mümkün mü? 

Türk muhataplarımız, ‘insan hakları ve hukukun üstünlüğü konularında sorun var ama gümrük birliğinin güncellenmesiyle yola devam edelim’ diyor. Bu bizim açımızdan o kadar kolay değil. Bu konular siyasi olarak birbirine bağlı. Sorunu çözmek için iyi bir atmosfer, iyi bir ortam yaratmıyorsanız, işte bu siyasi bölüm diğerine de bulaşır. İnsan hakları ve hukukun üstünlüğü sorunlarına çözüm üretmek gümrük birliğinin güncellenmesi müzakerelerinden çok daha zordur. Vize serbestisi konusunda o kadar emin değilim, dosyanın son halini bilmiyorum. Fakat bu konunun da öyle olduğunu düşünüyorum.

Avrupa’da ve Avrupa kurumlarında Türkiye denince sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan’a odaklanılmasına ne diyorsunuz?

Türkiye Erdoğan değil, Erdoğan da Türkiye değil. Avrupa’da sorun, kamuoyunda çoğunluk ve bazı siyasilerin cumhurbaşkanının ötesinde bir ülke olduğunu görmüyor olmasında. Ülke Erdoğan’ın şahsiyetinin gölgesinde. Ben şahsen yönetenler, iktidar partisi ve ülke arasında ayrım yapıyorum. İşte bu nedenle biz Avrupalılar, katılım sürecini sonlandırırsak Türkiye’deki Avrupa yanlısı güçleri terk edeceğimizin farkında olmalıyız. Türkiye üzerinde nüfuz sahibi olmak ve bu sosyal güçleri AB projesine bağlı tutmak için elimizdeki tek kaldıraç güç katılım süreci veya ileriye yönelik diğer ilişki yollarıdır. Bu nedenle Avrupalı meslektaşlarıma bu konunun sadece Erdoğan meselesi olmadığını söylüyorum. Erdoğan bugün lider ama arka planda bir ülke var. Umutları ve beklentileri olan bir ülke. Milyonlarca insan toplumu modernleştirme yolu olarak ve Türkiye’de yaşam koşullarının iyileşmesi için Avrupa’ya bakıyor. Avrupa ile Türkiye toplumu arasındaki en kuvvetli bağ olan bu insanları terk edemeyiz. Bazı AB fonlarını kessek bile sivil toplumun bu bölümüne yönelik fonları muhafaza etmeliyiz.

Kıbrıs sorununda gerginliğin tırmanmasını nasıl okuyorsunuz?

Kıbrıs Cumhuriyetini tüm gücümüzle destekliyoruz. Kıbrıs’a desteğimiz kimseyi şaşırtmamalı. Kıbrıs bizim ortağımız, bir AB üyesi. Kıbrıs askeri gemilerle (doğalgaz) arama yapmıyor. Haklı olduğunuzu düşünüyorsanız uluslararası meseleler, antlaşmalar veya deniz hukukuna bakan dünyadaki ilgili mahkemelere başvurursunuz. Fakat tek taraflı hareket edemezsiniz.

Kayhan Karaca / Strasbourg

© Deutsche Welle Türkçe

Yorumlar (0)
22°
açık
Günün Anketi Tümü
Yeni Haber Sitemiz hakkında puanlama yaparmısınız?
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 26 53
2. Başakşehir 26 53
3. Galatasaray 26 50
4. Sivasspor 26 49
5. Beşiktaş 26 44
6. Alanyaspor 26 43
7. Fenerbahçe 26 40
8. Göztepe 26 37
9. Gaziantep FK 26 32
10. Denizlispor 26 31
11. Antalyaspor 26 30
12. Gençlerbirliği 26 28
13. Kasımpaşa 26 26
14. Konyaspor 26 26
15. Malatyaspor 26 25
16. Çaykur Rizespor 26 25
17. Ankaragücü 26 23
18. Kayserispor 26 22
Takımlar O P
1. Hatayspor 28 53
2. Erzurum BB 28 47
3. Bursaspor 28 46
4. Adana Demirspor 28 45
5. Akhisar Bld.Spor 28 45
6. Fatih Karagümrük 28 43
7. Altay 28 43
8. Ümraniye 28 40
9. Giresunspor 27 38
10. Keçiörengücü 28 35
11. Balıkesirspor 28 35
12. Menemen Belediyespor 28 35
13. İstanbulspor 27 33
14. Altınordu 28 31
15. Boluspor 28 25
16. Osmanlıspor 28 24
17. Adanaspor 28 20
18. Eskişehirspor 28 17
Takımlar O P
1. Liverpool 29 82
2. Man City 28 57
3. Leicester City 29 53
4. Chelsea 29 48
5. M. United 29 45
6. Wolverhampton 29 43
7. Sheffield United 28 43
8. Tottenham 29 41
9. Arsenal 28 40
10. Burnley 29 39
11. Crystal Palace 29 39
12. Everton 29 37
13. Newcastle 29 35
14. Southampton 29 34
15. Brighton 29 29
16. West Ham 29 27
17. Watford 29 27
18. Bournemouth 29 27
19. Aston Villa 28 25
20. Norwich City 29 21
Takımlar O P
1. Barcelona 27 58
2. Real Madrid 27 56
3. Sevilla 27 47
4. Real Sociedad 27 46
5. Getafe 27 46
6. Atletico Madrid 27 45
7. Valencia 27 42
8. Villarreal 27 38
9. Granada 27 38
10. Athletic Bilbao 27 37
11. Osasuna 27 34
12. Real Betis 27 33
13. Levante 27 33
14. Deportivo Alaves 27 32
15. Real Valladolid 27 29
16. Eibar 27 27
17. Celta de Vigo 27 26
18. Mallorca 27 25
19. Leganés 27 23
20. Espanyol 27 20
Günün Karikatürü Tümü
Namaz Vakti 04 Haziran 2020
İmsak 03:29
Güneş 05:26
Öğle 13:07
İkindi 17:06
Akşam 20:39
Yatsı 22:27