Türkiye'nin geçen yılın bahar aylarından itibaren Irak'ın kuzeyinde düzenlediği askeri harekâtların alanı gittikçe genişledi ve Türk ordusu Irak topraklarında daha derine inerek varlık göstermeye başladı.

Türkiye'den giden askerler yaz aylarında İran sınırına yakın Kandil'de sınırdan 15 kilometre derine ilerleyerek 10'dan fazla kontrol noktası oluşturdu ve artık operasyonlar sonrası çekilmeyeceğinin, belli bir süre için bile olsa kalıcı olacağının mesajını verdi.

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) insansız hava araçları ve hava bombardımanları ile varlığını Sincar'a kadar genişletmişken 10 Şubat gecesi Gara bölgesinde başlayan operasyonda da sınırdan 35 kilometre kadar güneye ilerledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Salı günü AKP'nin Trabzon il kongresine yaptığı konuşmada "Gara düştü, Allah'ın izniyle iş bitti. Bir daha benzer saldırılara uğramamak için güvenli hale getirdiğimiz yerlerde ne kadar gerekiyorsa o kadar kalacağız" dedi.

Türk ordusunun varlığı böylece Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin (IKBY) tartışmalı olan sınırlarına da yaklaşmış oldu. Yaklaşık 65 kilometre güneyde, Irak'ın IŞİD öncesi en büyük şehirlerinden biri olan ve şu an Irak ordusu ile İran destekli Haşdi Şabi milislerinin bulunduğu Musul var.

Harita

Türkiye'nin Irak topraklarındaki bu ilerleyişi, Ankara'ya göre İran'da rahatsızlık yarattı.

Yaz aylarında Türkiye'nin ilerleyişiyle birlikte İran'ın desteklediği, Irak'taki merkezi hükümete bağlı bazı güçler de bölgeye girmiş ve İran sınırında konuşlanmıştı. Böylelikle Peşmerge ve Türk askerinin yanı sıra İran da desteklediği güçler üzerinden bölgede varlık göstermeye başladı.

Tahran Üniversitesi'nden hükümet politikalarına yakın görüşleriyle bilinen Prof. Muhammed Marandi, "Türkiye'nin gittikçe daha fazla ABD'ye benzediğini; askerini bölgedeki Libya, Suriye, Irak gibi birçok ülkeye gönderdiğini" hatırlatıyor; "radikal grupları da Azerbaycan'a gönderdiğini" iddia ederek "Bu durum İran'ı kaygılandırıyor" diyor.

BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan Marandi'ye göre bu durum Tahran'ı kaygılandırsa da, Türkiye ile ilişkileri İran için çok önemli. Bu nedenle de tüm bu kaygılar arka planda dile getiriliyor:

"İran hükümeti bu operasyonları Irak'ın egemenliğinin ihlâli olarak görüyor. Ama Türkiye İran için çok önemli bir ülke. Bu nedenle hükümet, bu konuyu Türk hükümetiyle arka planda görüşmeyi tercih edecektir."

Gerilim Başika kampıyla artmıştı

Daha önce Musul'a yaklaşık 15 kilometre mesafedeki Başika Kampı'nda da yerel güçlere eğitim verdiği gerekçesiyle Türk askerinin bulunmasına Bağdat yönetiminden çok sert tepki gelmişti. Gerilimin arttığı dönemde Ankara'daki diplomatik yetkililer, bu tepkinin arkasında aslında İran'ın rahatsızlığının yattığını, İran üzerindeki Bağdat etkisi sebebiyle Irak hükümetinin de tepki gösterdiğini dile getirmişti.

Ankara ve Bağdat'ın ilişkilerinin yumuşadığı son dönemde, ikili ticaretin öncelikli olduğu görüşmelerde "Başika'nın da meşru bir zemine oturması için müzakere edildiği" belirtiliyor.

BBC Türkçe'ye bilgi veren Türk yetkililer, İran'ın bu kez de Gara bölgesindeki ilerleyişten rahatsız olduğunu ve bunun ikili ilişkilere yansıdığını söylüyor.

Türk yetkililere göre Tahran, Türk ordusunun, Peşmerge'nin kontrolündeki Gara'nın ardından yine Haşdi Şabi ve PKK ile bağlantılı Sincar Savunma Birlikleri'nin (YBŞ) bulunduğu bölgeye ve Musul'a ilerlemesinden, daha uzun vadede ise buralarda kalıcı olmasından endişe ediyor.

Konuyla ilgili yorum almak için ulaştığımız İran Dışişleri Bakanlığı yetkilileri ise henüz bir dönüş yapmadı.

'Irak'taki direniş sebebiyle Türkiye ağır bedel ödemek zorunda kalır'

İran'da Türkiye'nin Irak topraklarında uzun vadede kalıcı olmasından endişe duyulup duyulmadığını sorduğumuz Marandi, "Irak'taki direnişin bunu Türkiye için zor ve masraflı hale getireceğini düşündüklerini, bu yüzden Türkiye'nin uzun vadede kalıcı olmayacağına inandıklarını" söylüyor:

"Türkiye'nin ekonomik problemleri var. Irak'taki direniş de Türkiye için bir sorun haline gelecektir ve Türk hükümeti orada kalmak için çok ağır bir bedel ödemek durumunda kalır. Bu durumda işgal de Türkiye'nin üzerinde çok ciddi bir ekonomik ve mali yük olur. Ülke içinde sorunlar büyür ve uzun vadede Türkiye bundan kârlı çıkmaz, sürdürülebilir değil."

Peki Prof. Marandi, "Irak'taki direniş" dediği, bugüne kadar Türkiye'nin operasyonlarına tepki gösteren, İran destekli Haşdi Şabi'yi mi kastediyor?

"Irak'taki tüm milisler Irak savunma kuvvetlerinin bir parçası. Onlara Amerikalılar 'İran destekli' demeyi tercih ediyor çünkü Iraklıların ABD işgaline karşı olduğuna inanmak istemiyor."

Haşdi Şabi'den üç tabur Sincar'a gönderildi

Türkiye'nin Gara bölgesinde başlattığı "Pençe-Kartal 2" isimli askeri operasyonun üçüncü gününde, Irak medyasında ve Kürtçe yayın yapan Rudaw'da, Irak ordusunun sonradan bir parçası haline gelen İran destekli Haşdi Şabi'den 10 binin üzerinde savaşçının Sincar'a kaydırıldığı haberleri çıktı.

Kaydırılan birliklerden birinin komutanı Abbas Ali, Rudaw'a verdiği röportajda "Haşdi Şabi demir yumrukla karşılık verir. Türkiye, PKK veya başka bir grup Haşdi Şabi burada olduğu sürece tehdit oluşturamaz. Burası bizim ülkemiz, o sebeple geldik. Egemenlik sahibi olduğumuz bir ülkede buraya Türkiye nasıl gelecek?" dedi.

Ardından Haşdi Şabi içindeki farklı gruplardan Türkiye'nin operasyonuna yönelik tepki içeren açıklamalar geldi.

Haşdi Şabi

KAYNAK,GETTY IMAGES

Asaib Ehlihak grubu Irak merkezi hükümetini "zayıf kalmakla" suçlayarak Türkiye'nin operasyonlarını durdurma çağrısı yaptı. Hizbullah el Nucayba da Bağdat hükümetini "karşı koymadığı için" eleştirdi ve hükümet bir adım atmazsa Türkiye'nin Ninova (Musul'un başkent olduğu eyalet) ve Sincar'daki olası operasyonlarına karşı kendilerinin harekete geçeceğini duyurdu. Daha önce ülkedeki ABD askerlerine yönelik saldırıları hatırlattı.

El Nucayba açıklaması

El Nucayba açıklaması