İSTANBUL (AA) - Akdeniz İçin Birlik Parlamenter Asamblesi (AİBPA) Ekonomik ve Mali Konular, Sosyal İşler ve Eğitim Komitesi'nin toplantısı İstanbul'da gerçekleştirildi.
Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) ev sahipliğinde Beyoğlu'nda bir otelde düzenlenen toplantıda konuşan AİBPA Ekonomi Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Şamil Ayrım, sadece Akdeniz'in geleceğini değil, aynı zamanda ortak barışı, refahı ve sorumluluğu konuşmak üzere bir araya geldiklerini söyledi.
Akdeniz'in tarih boyunca medeniyetlerin buluşma noktası, ticaret yollarının merkezi ve kültürlerin ortak hafızası olduğunu ancak bugün çatışmaların, düzensiz göçün, enerji krizlerinin, çevresel tehditlerin ve ekonomik eşitsizliklerin yoğun şekilde hissedildiği bir coğrafya haline geldiğini belirten Ayrım, 'İşte tam da bu nedenle Akdeniz'i bir rekabet alanı değil, işbirliği, dayanışma ve ortak kalkınma havzası olarak yeniden değerlendirmek zorundayız. Çünkü biliyoruz ki kalıcı istikrar olmadan sürdürülebilir kalkınma olmaz. Güvenlik olmadan ekonomik refah sağlanmaz. Diyalog olmadan kalıcı barış tesis edilemez.' ifadelerini kullandı.
Ayrım, bölge halkının geleceği için 'İstikrar İçin Ortaklık: Barışa Giden Yol Olan Akdeniz'de Ekonomik İş Birliği' temasını ele almak üzere toplandıklarını, ekonomik işbirliği alanında ortaya koyacakları ortak iradenin bölgede barışçıl bir atmosferin güçlenmesine katkı sağlayacağına, bunun da Akdeniz havzasında istikrarı, karşılıklı güveni ve ortak refahı artıracağına inandığını dile getirdi.
Bölgesel istikrarı temin etmeye çalışırken açılan derin yaraları ve işleyen adaletsiz çarkları görmezden gelmenin, vicdani ve siyasi sorumluluktan uzakta kalmanın barış ve istikrar odaklı bütüncül bir yaklaşımı eksik kıldığını anlatan Ayrım, şunları kaydetti:
'Gazze'de yaşanan insanlık dramı vicdanları kanatırken, ABD, İsrail ve İran arasında yaşanan çatışmalar küresel ekonomiyi, ticareti, enerji ve gıda güvenliğini son derece olumsuz etkilemiş, tüm dünya enflasyonist baskılara maruz kalmıştır. Bu bölgesel yangının küresel ekonomiye en ağır yansımalarından birini Hürmüz Boğazı'nda görüyoruz. Hürmüz Boğazı'nın enerji ve gıda güvenliği açısından kritik bir geçiş noktası olması nedeniyle bölgede deniz taşımacılığının tıkanma noktasına gelmesi küresel çapta şiddetli bir krize yol açmıştır. Bu kapsamda Hürmüz Boğazı'nın uluslararası hukuka uygun çerçevede, koşulsuz olarak ve kesintiye mahal vermeyecek şekilde bir an önce deniz taşımacılığına açılması ayrıca önem taşımaktadır.'
Ayrım, Orta Doğu'da son dönemlerde yaşanan gelişmelerin, küresel enerji piyasalarının jeopolitik gerilimlere karşı ne derece kırılgan olduğunu bir kez daha gösterdiğine işaret ederek, ABD ile İran arasında ilan edilen geçici ateşkese rağmen özellikle Hürmüz Boğazı çevresinde devam eden güvenlik endişelerinin enerji arz güvenliği ve küresel piyasalardaki istikrar üzerinde doğrudan etkiler gösterdiğini aktardı.
Enerji güvenliğinin güçlenebilmesinin artık sadece ulusal öncelik değil, ortak bir uluslararası sorumluluk olduğunu dile getiren Ayrım, bu bağlamda Akdeniz bölgesinde mevcut işbirliklerini derinleştirmenin önemini vurguladı.
Türkiye'nin yenilenebilir enerji gücü açısından Avrupa'da 5'inci, dünyada 11'inci sıraya yerleştiğini belirten Ayrım, şunları söyledi:
'Yenilenebilir enerji alanındaki uzmanlığımız ve üretim kapasitemizin bölgemiz için büyük avantaj ve değer olduğuna inanıyor, mevcut altyapıyı kullanarak bölge ülkelerine ilave kaynaklar sağlamak üzere yapacağımız yatırımlarla bölgesel enerji güvenliğinin güçlendirilmesine katkıda bulunmaya hazır olduğumuzu sizlere ifade etmek istiyorum. Bizler ekonomik işbirliğini, tüm bölgelerin kapasitesini artıracak bir kaldıraç olarak görüyoruz. Bu bağlamda Akdeniz çatısı altında icra edilen faaliyetlere verdiğimiz destek sürecektir. Bölgesel ticaretin önündeki engellerin kaldırılması, serbest ticaret anlaşmalarının derinleştirilmesi ve yatırım ortamının iyileştirilmesi, Türkiye'nin Akdeniz vizyonunun temel yapı taşlarıdır. Hükümetlerimizin attığı adımların toplumsal tabanda karşılık bulması, hukuki altyapısının hazırlanması ve halklar arasında bağların güçlendirilmesi noktasında parlamenter diplomasiye eşsiz bir rol düşmektedir.'
Ayrım, Akdeniz'de barışın yolunun diyalogdan, istikrarın yolunun işbirliğinden, ortak geleceğin yolunun ise karşılıklı güvenden geçtiğini sözlerine ekledi.
- Cevizoğlu: 'Daha adil bir dünya düzeni mümkün'
AİBPA Türk Grubu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Hulki Cevizoğlu da bugün Akdeniz havzasına baktıklarında sadece ticaret gemilerinin rotalarını değil, derinleşen insani krizleri, kronikleşen çatışmaları ve uluslararası sistemin yapısal tıkanıklığını gördüklerini dile getirdi.
Özellikle son yıllarda yaşanan gelişmelerin uluslararası düzenin ciddi bir meşruiyet ve işlevsellik kriziyle karşı karşıya olduğunu gösterdiğini ifade eden Cevizoğlu, şöyle konuştu:
'Birleşmiş Milletler'in 80 yıl öncesinden kalan köhnemiş sistemi, barışı ve adaleti tesis etme sorumluluğunu yerine getirmekte yetersiz kalmaktadır. Uluslararası hukukun temel ilkeleri ise güç siyasetinin gölgesinde giderek aşınmaya devam ediyor. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın çok sıklıkla ifade ettiği üzere 'Dünya 5'ten büyüktür' anlayışı tam da bu adaletsiz uluslararası yapıya yönelik güçlü bir itirazı ifade etmektedir. Çünkü bugün uluslararası sistem, mazlumların hakkını koruyan değil, emperyalizmin önceliklerini tahkim eden bir düzene dönüşmüştür. Ekonomik işbirliğinden ve istikrardan bahsederken bölgemizde özellikle Gazze'de ve yakın coğrafyamızda yaşanan insanlık dramlarına, normatif değerlerin çöküşüne gözlerimizi kapatamayız. Bu tablo karşısında uluslararası toplumun çifte standartlı yaklaşımları ise krizlerin çözülmesine değil, daha da derinleşmesine hizmet ediyor. Cumhurbaşkanımızın da uluslararası platformlarda defalarca ve güçlü biçimde vurguladığı üzere daha adil bir dünya düzeni mümkündür.'
Cevizoğlu, Türkiye olarak vizyonlarının son derece net olduğunu, dışlayıcı ittifakların, kutuplaştırıcı senaryoların ve Akdeniz'i sıfır toplamlı bir rekabet alanına çeviren yaklaşımların karşısında olduklarını vurgulayarak, tarih boyunca farklı kültürleri, ticaret yollarını ve insan topluluklarını buluşturan bu havzanın, yeniden barış, refah ve karşılıklı güven ekseninde şekillenmesi gerektiğine inandıklarını ifade etti.
Bölgesel tedarik zincirlerini güçlendirerek, yeşil dönüşüm ve teknoloji transferinde ortak kapasite geliştirerek, ülkeler arasında işlevsel bir işbirliği ağı örmeleri gerektiğini belirten Cevizoğlu, 'Ekonomik bağları derinleşen, refahı tabana yayılan ve gençlerine ortak bir gelecek ufku sunan toplumlar, siyasi ihtilaflarını çatışmayla değil, diplomasi ve çözümleme refleksiyle aşarlar. Asamblemizin bu coğrafyayı bir çatışma ekseni olmaktan çıkarıp, adalet ve hakkaniyet temelinde yükselen bir barış havzasına dönüştürmek için ortaya koyacağı iradeye olan inancımız tamdır.' dedi.
Toplantıya, Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay ile Arel Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı ve Uluslararası Diplomatlar Birliği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Uğur Özgöker ile 9 ülkeden, Avrupa Parlamentosundan ve Anna Lindh Vakfından delegeler katıldı.





