ANKARA (AA) - Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, amaçlarının, Türkiye Yüzyılı'nı, analitik düşünen, problem çözen, veriye dayalı karar alma becerisini geliştiren, iletişimi güçlü, ekip çalışması yapabilen, farklı ortamlara hızla adapte olabilen, girişimci ve yenilikçi bir gençlikle inşa etmek olduğunu söyledi.

Yılmaz, Anadolu Mektebi tarafından Başkent Öğretmenevi'nde düzenlenen Anadolu Mektebi 15. Yıl Çalıştayı'nın kapanış toplantısına katıldı.

Burada konuşan Yılmaz, çalıştay sürecinde yapılan değerlendirmeler ve önerilerin, okuma temelli düşünce ve yazma kültürüne yeni bir ivme katmasını diledi.

'Bizim medeniyetimizin merkezi kavramı ilim diye düşünüyorum. İlmi, bugünkü bilimsel ve teknolojik ilerleme olarak anlarsak bence tam olarak idrak etmemiş oluruz' değerlendirmesinde bulunan Yılmaz, bilimin ve teknolojinin çok önemli olduğunu, Türkiye'de de bu alanların gelişmesini herkesin arzu ettiğini belirtti.

Cevdet Yılmaz, şunları kaydetti:

'Ancak şunun da farkındayız, hem tarihte hem de yakın geçmişte Gazze'de ve bölgemizde yaşananlar bize şunu çok açık ve net gösteriyor ki bilim ve teknolojide ilerleme tek başına yeterli değil. Bunlar önemli, gerekli ama yeterli değil. Ahlakla, hukukla, merhametle, adaletle birleşmemiş bir bilimsel ve teknolojik ilerleme insanlığa çok fazla bir şey katmıyor. Tam aksine insanlığın daha yıkıcı hale gelmesine zemin hazırlayabiliyor, katkı sunabiliyor. Dolayısıyla, bir taraftan bilimsel ve teknolojik ilerlemeleri sağlayacağız ama bunları ahlakla, hukukla, merhametle, insani değerlerle birlikte geliştireceğiz. Bunu yapamazsak maalesef bugün gördüğümüz tablolar devam edip gidecek.

Bunun diğer bir ucu, bu yaşananlara bilgi temelli olmayan, düşünce temelli olmayan şekillerde karşı çıkışlar. Bunların da insanlığa çok fazla bir şey getirmediğini, bu muhalefet gibi görünen, ilimden yoksun, bilgiden yoksun muhalefetin de aslında dünyada bu zulümlerin devam etmesine bir yoluyla katkıda bulunduğunu görüyoruz. Dolayısıyla, ne ahlaktan, maneviyattan, insanlıktan kopuk bir bilimsel yürüyüş, ne de ilimden, bilgiden kopuk bir muhalefetle bir yere gidemeyiz. Bizim gerçek anlamda ilmi bir yolla hareket etmemiz lazım. İlmi, hayatımızın, toplumsal ve bireysel hayatımızın merkezi bir noktasına taşımamız lazım. Ama bunun kuru bir bilgi olmadığını idrak etmemiz lazım. Değerlerimizle, yaşamımızla, toplumsal yapımızla, adalet düzenimizle, düşüncemizi, tefekkürümüzü birleştirmemiz lazım.'

- 'Türkiye sıradan bir ülke değil'

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, dünyanın bugün farklı bir dönemden geçtiğini, eski düzenin büyük oranda zayıfladığını bildirdi.

Dünyanın bir geçiş süreci içinde olduğunu, insanlık tarihinde en tehlikeli dönemlerinin bu geçiş dönemleri olduğunu dile getiren Yılmaz, 'Yani risklerin, belirsizliklerin, çatışmaların yoğunlaştığı dönemlerdir. Tabiri caizse orman kanunlarının etkili olmaya başladığı, güç siyasetinin ön plana çıktığı ve insanlığın büyük bedeller ödediği dönemlerdir. Ama aynı şekilde bu dönemler dünyadaki hiyerarşinin değişme imkanını da ortaya koyan dönemlerdir.' açıklamasında bulundu.

Yılmaz, bu tür riskli ve belirsiz dönemlerde doğru hareket edenlerin, istikrarını koruyanların, iç bünyesini sağlam tutanların ve iyi stratejiler geliştirenlerin dünyadaki hiyerarşide farklı bir yere gelebileceğini belirterek, şöyle devam etti:

'Bu imkanı da içinde barındıran bir dönemden geçtiğimizi ifade etmek istiyorum. Biz Türkiye Cumhuriyeti olarak, medeniyet birikimimizle birlikte elbette şunu söylüyoruz; Bugünkü güç siyaseti bir gerçek, bunu görüyoruz. Bu gerçekliği dikkate alarak da elbette politikalarımızı şekillendiriyoruz. Ancak bir taraftan da şu iddiamız var, biz hem güçlü hem de haklı olacağız diyoruz. Sadece güçlü olmak ne bizi ne insanlığı bir yere götürmez. Hem güçlü olacağız hem de haklı olacağız. Aslında haklı olmayan bir gücün sürdürülebilir olmadığını da biliyoruz. Geçici sürelerle güç siyaseti sonuç veriyor gibi görünebilir ama tarihten de biliyoruz ki uzun süren medeniyetler, siyasi yapılar sadece güçle bunu yapmadılar, bir haklılık, bir meşruiyet zemini üzerinden, ürettikleri değerlerle, kültürle bunu başardılar. Türkiye gerçekten sıradan bir ülke değil. Ülkeler içinde bir ülke değil. Buna inanıyoruz ve bunun gerektirdiği sorumlulukla hareket etmek durumundayız.'

- 'Yarının Türkiye'sini inşa edebilirsek yarının dünyasını da haliyle inşa ederiz'

Anadolu Mektebi'nin, okuma kavramını, insanın ufkunu genişleten, düşünce dünyasını derinleştiren en güçlü imkanlardan biri olduğunu herkese tekrar hatırlattığını vurgulayan Yılmaz, okumanın, insanın kendisiyle kurduğu ilişkiyi dönüştüren, ona yeni bir bakış açısı kazandıran ve idrak kazandıran bir faaliyet olduğunu dile getirdi.

Yılmaz, okuma sayesinde insanın kendi sınırlarını aştığını, başka zamanlarla, hayatlarla ve fikirlerle temas ettiğini anlatarak, bilginin her zamankinden daha hızlı yayıldığı, dijitalleştiği, anonimleştiği ve erişimin sınır tanımadığı bir çağın içinde bulunulduğunu ifade etti.

'Bilgi çoğaldıkça onu doğru biçimde ayırt edebilmek, anlamlandırabilmek ve bir düşünce disiplini ve bütünlüğü içinde değerlendirebilmek giderek zorlaşıyor. Oysa aslolan sadece bilginin artması değil, bunun bir bilince, bir şuura dönüşmesidir. Bu ortamda belirleyici olan bilgi yığınlarına ulaşmak değil, o bilgiyi bir sarraf titizliğiyle süzebilmek, kavrayabilmek ve zihnimizde özgün bir düşünceye dönüştürebilmektir. Okuma alışkanlığı tam da bu noktada bu bilgi karmaşasının ortasında sığınılacak en güvenli liman, en güçlü pusuladır' değerlendirmesinde bulunan Yılmaz, 2012'de gönüllü bir hareket olarak temelleri atılan Anadolu Mektebi'nin bugün Türkiye'nin dört bir yanında ve uluslararası arenada binlerce gence rehberlik eden köklü ve özgün bir eğitim ve kültür modeline dönüştüğünü vurguladı.

Cevdet Yılmaz, Anadolu Mektebi'nin, gençleri okuyan, düşünen, yazan ve söz söyleyen bireyler olarak yetiştiren gerçek bir mektep hüviyeti taşıdığını, sistemli okuma disiplininin, gençlerin zihinsel kapasitesini artırırken onlara güçlü bir şahsiyet de kazandırdığını belirterek, 'Kendi kültürel havzalarından beslenen evlatlarımız edindikleri bu birikimle yarının Türkiye'sini inşa edecek özgüvene kavuşmaktalar. Yarının Türkiye'sini inşa edebilirsek yarının dünyasını da haliyle inşa ederiz diye inanıyorum.' görüşünü paylaştı.

- 'Geçmişini, medeniyetini bilmeyen bir toplumun aslında modernleşmesi de mümkün değil'

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Türk edebiyatının, milli şuurun inşasında ve canlı tutulmasında en güçlü dayanaklardan biri olduğunun, asırlar boyunca milletin hafızasını, değerlerini ve istikametini kelimelerle yoğurarak bugüne taşıdığının altını çizdi.

AK Parti'nin İstanbul'da esnaf ve vatandaş buluşmaları
AK Parti'nin İstanbul'da esnaf ve vatandaş buluşmaları
İçeriği Görüntüle

Dilin, bir medeniyet yuvası olduğuna ve her dilin altında bir dünya görüşünün bulunduğuna işaret eden Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

'Türkiye'de medeniyetimizin değerleri, tarihimiz, ilerlemenin önünde bir engel olarak ortaya kondu. İnancımız böyle tarif edildi. Halbuki tam aksine, geçmişi olmayan geleceği kuramaz. Modernleşme dediğimiz süreç gelenekten kopuk bir süreç değil aslında. Birbiriyle ilişkili süreçler. Bana göre dünyanın en gelenekçi toplumları Batı toplumları. Gelenek dediğimiz şey aslında geçmişin birikimi zemininde ilavelerle, yeniliklerle sizi bir yerlere taşıyan bir süreç. Geçmişini, medeniyetini, nereden geldiğini bilmeyen bir toplumun aslında modernleşmesi de mümkün değil. Yüzeysel bir modernleşme içinde olabilir ama gerçek anlamda bugünkü dünyanın gereklerini yerine getiremez. Geçmişle geleceği biz artık birbirinin zıttı, çekişilen bir alan olarak görmüyoruz. Hem tarihimize, geçmişimize sahip çıkıp, hem de ülkemizi bugünkü şartlarda çok daha güçlü, ileri bir toplum haline getirmenin mümkün olduğuna inanıyoruz. Bunu teorik bir laf olarak da söylemiyoruz, pratikte de bunun politikalarını hayata geçiriyoruz.'

Yılmaz, Türkiye'de bu anlayışla milli eğitimde Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin hayata geçirildiğini anımsatarak, bu modelle milli kültürün inşası, Türkçe'nin öğretimi, dil bilinci ve düşünme becerisi gibi hususlara çok daha fazla değer vermeye başladıklarını ve modelin çeşitli becerileri eylemle, değerlerle buluşturma gibi yeni bir çerçevesinin bulunduğunu belirtti.

- 'Cumhuriyet bütün evlatlarımıza, yavrularımıza, çocuklarımıza fırsat eşitliği sunabilmektir'

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, yükseköğretim sisteminde de benzer bir dönüşümün yaşandığını hatırlattı.

Türkiye'deki 208 üniversitede 187 bin akademik personel ve 7 milyona yaklaşan öğrencinin bulunduğu bilgisini paylaşan Yılmaz, şunları aktardı:

'Dolayısıyla, erişim problemini Türkiye artık çözmüş durumda. Temel eğitimden yükseköğretime varıncaya kadar toplumun her tarafına bu imkanlar sunulmuş durumda. Büyük oranda fırsat eşitliği sağlanmış durumda. Bence fırsat eşitliği çok önemli bir kavram. Belli bir bölgeye, belli bir yöreye, belli bir gruba dönük olarak değil, 86 milyon için, bütün ülkemiz için bir fırsat eşitliği oluşturulmuş durumda. Ben Cumhuriyet kavramının da bununla çok yakın ilgili olduğuna inanıyorum. Cumhuriyet'i çok ideolojik tartışanlar var, şunu diyenler, bunu diyenler var. Halbuki Cumhuriyet bütün evlatlarımıza, yavrularımıza, çocuklarımıza fırsat eşitliği sunabilmektir. Nerede doğmuş olursa olsun, hangi sosyoekonomik gruptan olursa olsun, ailesinin şartları ne olursa olsun, etnik kimliği, mezhebi ne olursa olsun, hiç önemli değil. Önemli olan bu çocuğumuza çaba harcaması halinde gelebileceği yerler için bütün kapıları açmaktır. Fırsat eşitliği sunmak devletin görevi. Fırsatları değerlendirip değerlendirmemek o bireylere kalmış bir şey. Devletin görevi, Cumhuriyet'in görevi bütün vatandaşlarına bu fırsat eşitliğini sunmaktır. Biz de AK Parti olarak, Cumhur İttifakı olarak, Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyonuyla bunu gerçekleştirdiğimize inanıyoruz. Kağıt üzerinde değil, slogan olarak değil, reel olarak insanımızın hayatında bunu büyük oranda başardığımıza inanıyoruz.'

Yılmaz, yükseköğretimde bir taraftan programları güncellediklerine, uygulamayla eğitimi daha etkileşimli hale getirecek programlara yer verdiklerine değinerek, yapay zeka başta olmak üzere yeni teknolojilerin bu süreçlere nasıl entegre edilebileceğine dair ciddi çalışmalar yürüttüklerini anlattı.

'Dolayısıyla, amacımız ezberci gençler değil. Amacımız, analitik düşünen, problem çözen, veriye dayalı karar alma becerisini geliştiren, iletişimi güçlü, ekip çalışması yapabilen, farklı ortamlara hızla adapte olabilen, girişimci, yenilikçi bir gençlikle Türkiye Yüzyılı'nı inşa etmek' diyen Yılmaz, son 23-24 yılda kütüphanelere ciddi bir yatırım yaptıklarını vurguladı ve Türkiye'nin dört yanında çok sayıda kütüphane inşa ettiklerini sözlerine ekledi.

Kapanış toplantısı kapsamında Anadolu Mektebi Yönetim Kurulu Başkanı Sami Güçlü, bazı akademisyen ve öğrenciler de birer konuşma yaptı.

Kaynak: AA