İSTANBUL (AA) - Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu, daha çok dijital yatırım, 'Climate FDI' denilen yeşil sürdürülebilir iklime uygun yatırımları çekmek istediklerini belirterek, 'Daha yüksek nitelikli istihdam gerektiren yatırım projelerini, daha bilgi yoğun yatırım projelerini çekmek istiyoruz. Dünyadaki finansal yatırımcı dediğimiz varlık fonları, girişim sermayesi fonları, aile ofisleri gibi yapıların yatırımlarını çekmek istiyoruz.' dedi.

Dağlıoğlu, İstanbul Finans Merkezinin katkısıyla hazırlanan Anadolu Ajansı (AA) Finans Masası'nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunarak soruları yanıtladı.

Son dönemde yürürlüğe giren teşvik programlarına işaret eden Dağlıoğlu, HIT-30 Yüksek Teknoloji Teşvik Programı ile önemli başlıklarda çağrılar açıldığını ve orada ilk grup projelerin lansmanı yapılan ve uluslararası yatırımcıların bulunduğu projelerin olduğunu söyledi.

Dağlıoğlu, burada büyük ölçekli yatırım projelerinin bir kısmının hayata geçmeye başladığını, temelinin atıldığını, bir kısmının ise finansmanını kapattığını belirterek, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının bu programı yürüttüğünü ve büyük ölçekli yatırımların zaten bu rakamların içine de yansımış durumda olduğunu dile getirdi.

Türkiye'nin bütün genelinde bölgesel yatırım teşvikleri ve stratejik öncelikli farklı, geniş bir skalada teşvik programlarının olduğuna dikkati çeken Dağlıoğlu, 'Geçtiğimiz yıl yine burada bir güncelleme oldu, aslında daha niş odaklanma getiren ve yatırımcıların birazcık daha talep ettikleri alanlardaki teşvikleri bulabileceği bir paket olmuş oldu ve yine hızlıca biz her ay açıklanan bu yatırım teşvik belgelerinden bunların analizini yapıyoruz. Uluslararası yatırımcılarda da bunun hızla karşılık bulduğunu görüyoruz, yatırım projelerine dönüşmüş durumdalar.' diye konuştu.

- 'Türkiye'nin rekabetçiliğini korumak adına bu reform adımları çok önemliydi'

Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Dağlıoğlu, İklim Kanunu ve teşvik programlarının bir kısmının yine bu sürdürülebilirliğe katkıdan geldiğini, Türkiye'nin bu yolda hızlı ilerlediğini, geçmişte bu yöndeki hazırlıklarının iyi olduğunu dile getirdi.

Dağlıoğlu, sürdürülebilirlik anlamında bu düzenlemelerin, Türkiye'yi daha ileri götürmek adına bu mevzuat çalışmalarının önemli bir altyapı sağladığına işaret ederek, 'Yine bununla beraber özellikle Enerji Bakanlığımızın yenilenebilir enerji alanında açtığı kapasitelerle, ihalelerle beraber hem sektörlerimizin, o imalat sanayi sektörlerimizin yeşil dönüşümünü, sürdürülebilirliğini, karbon ayak izini azaltmayı hızlandıran hem de bir yandan o enerji sektöründeki daha çok yenilenebilir enerji üretme kapasitesine yönelik olan yatırımların yapıldığı, arttığı bir yıl görmüş olduk.' şeklinde konuştu.

Birçok yatırım projesinin sürdürülebilirlik bağlamında duyurulduğunu anlatan Dağlıoğlu, bunun kesinlikle pozitif etkisinin olduğunu vurguladı.

Dağlıoğlu, dünyada özellikle kurumsal büyük yatırımcılarda dijitalleşme gibi yeşil dönüşüm ajandasının da devam ettiğinin altını çizerek, 'Bu bağlam da Türkiye'yi rekabetçi kılıyor. Biz, böyle uluslararası yatırımcılar için yani 15 yıl öncesini hatırladığımız zaman yatırım parametreleri neydi? Şimdi bugüne bakıyorsunuz, çok fazla oranda karbon ayak izi azaltma, su verimliliği gibi boyutları olduğu için Türkiye'nin rekabetçiliğini korumak adına bu reform adımları çok önemliydi.' ifadelerini kullandı.

- 'Körfez ile yakın ilişkilerin yatırımlara doğrudan etkisini görüyoruz'

Burak Dağlıoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın son Körfez ziyaretinde imzaları atılan 2 milyar dolarlık enerji anlaşmasına değinerek, bunun hızla hayata geçecek bir anlaşma olduğunu düşündüklerini söyledi.

Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Dağlıoğlu, AA Finans Masası'na konuk oldu: (1)
Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Dağlıoğlu, AA Finans Masası'na konuk oldu: (1)
İçeriği Görüntüle

Dağlıoğlu, Körfez ilişkilerinin çok boyutlu olduğunu dile getirerek, bu ilişkilerin ticaret boyutunun da hızla büyüdüğünü ve BAE'nin geçen 4 yılda Türkiye'ye her zaman yatırım yapan ilk 10 ülke arasında yer aldığını bildirdi.

Körfez'deki yatırımcı profillerini doğru anlamak gerektiğini anlatan Dağlıoğlu, birinci profilin Körfez ülkelerinin yurt dışına yatırım yapan yapıların büyük oranda oraların varlık fonları veya bu varlık fonlarının iştiraki şirketler olduğunu, ikinci profilin ise bölgede yer alan aile şirketleri ve bir diğer profilin de bu ülkelerde yerleşik finansal yatırımcı profilleri olduğunu söyledi.

Dağlıoğlu, ülkeler arasındaki politik ilişkilerin yakınlaşmasıyla özellikle o birinci profildeki yani varlık fonları ve onların ekosistemindeki yatırımcıların Türkiye'de aktif olduğunu gördüklerini vurgulayarak, şöyle devam etti:

'Bunlar, yatırımlarına devam ediyorlar. Tabii ki hedefimiz daha da arttırmak. İkinci profil yani bu aileler, o holdingler zaten Türkiye'de aktifler, özellikle ticarette çok büyük rol oynuyorlar çünkü kendi ülkelerindeki birçok dağıtım noktasında aktörler bu insanlar. Türkiye'ye daha çok ticaret heyeti yaptıklarını biliyoruz, satın alma heyetiyle geldiklerini biliyoruz. Yatırım artı ticaret için özellikle çok aktif figürler bunlar. Üçüncü profil de zaten 2003'ten bu yana özellikle bu coğrafyada yerleşik girişim sermayesi fonları, özellikle BAE'de yerleşik fonlar, Türkiye'de aktif ve son dönemde gördüğümüz bir trend de Katar'da da çok fazla girişim sermayesi fonu var, Suudi Arabistan'da da var ve bunların yatırım yaptığı yapılar üzerinden Türkiye'de çok ciddi teknoloji yatırımları oluyor.

Yani mesela geçtiğimiz yıl Türkiye'de yapılan bu teknoloji ekosistemindeki yatırımların bir kısmı Katar'da kurulu veya Suudi Arabistan'da kurulu fonlar üzerinden veya Dubai'deki fonlar üzerinden gelmiş oldu veya yakın zamanda bir oyun yatırımı duyuruldu biliyorsunuz. Onu alan şirket, Amerikan şirketi görünüyor ama asıl ana sahipliği Suudi Arabistan'daki bir oyun şirketi. Bu bağlamda yani yatırım biraz böyle dolanıp dünyanın öbür tarafından gelmiş olsa da karar vericilerin Suudi Arabistan'da aktif olduğunu biliyoruz. Bu yakın ilişkiler, özetlemek gerekirse, büyük bir yatırım potansiyeli olan, ülkemize yatırım yapma potansiyeli olan bir coğrafyadan bahsediyoruz. Bu yakın siyasi ilişkilerin sonucu olarak ekonomi ve ticaret tarafında da karşılığını görüyoruz bunun ve yatırımlara doğrudan yansımasını da bizzat böyle rakamlara yansıtacak şekilde görebiliyoruz.'

- 'Uluslararası sermayeli şirketlerin değer zincirindeki faaliyetlerinin Türkiye'de yerleşik olmasını önceliklendiriyoruz'

Dağlıoğlu, 2026 ve sonrası için hedeflerine değinerek, kendilerine en yol gösterici yaklaşımın ülkenin kalkınma programı olduğunu vurguladı.

Dünyadaki yatırımlardan yüzde 1,5 kadarını alma hedefinin bulunduğunu ifade eden Dağlıoğlu, şu anda yaklaşık yüzde 1 pay alındığını ve bunun aslında yatırımların yüzde 50 artırılması gerektiği anlamına geldiğini belirtti.

Dağlıoğlu, rakamsal hedefin kendileri için önemli olduğunu ancak ama bu yatırımların niteliğinin de ölçülmesi gerektiğine işaret ederek, şunları kaydetti:

'Biz, daha çok dijital yatırım, 'Climate FDI' dedikleri yeşil sürdürülebilir iklime uygun yatırımları çekmek istiyoruz. Daha yüksek nitelikli istihdam gerektiren yatırım projelerini, daha bilgi yoğun yatırım projelerini çekmek istiyoruz. Dünyadaki finansal yatırımcı dediğimiz varlık fonları, girişim sermayesi fonları, aile ofisleri gibi yapıların yatırımlarını çekmek istiyoruz. Bunlar, bizim için kendimize hedef koyduğumuz, çok geleneksel sektörler şeklinde ifade etmiyoruz ama yani bu, birazcık da dünyadaki yeni sektör tanımlarını içeriyor. Yani dijital yatırımlar dediğimiz bu yapay zeka yatırımlarını da kapsıyor. Bu anlamda bizim kendimize hedef koyduğumuz ana sektör kırılımları bu şekilde ki kendi kurum içi raporlamalarımızda aslında bu yöne dönüştürmüş olduk.'

Türkiye'de birçok uluslararası sermayeli şirketin bir şekilde artık varlığının olduğunu söyleyen Dağlıoğlu, genelde üretim kapasitelerinin ve yönetim ofislerinin Türkiye'de bulunduğunu belirtti.

Dağlıoğlu, uzun zamandır bu şirketlerin AR-GE merkezlerinin sayısını artırmak için uğraştıklarını vurgulayarak, şu değerlendirmelerde bulundu:

'Orada somut bir ilerleme gördük. Bunların lojistik merkezlerinin Türkiye'de olması için faaliyet gösteriyoruz, birçok şirketin lojistik merkezini burada görüyoruz. Aslında neyden bahsediyoruz? Bütün bu şirketlerin bütün o değer zincirindeki faaliyetlerinin Türkiye'de yerleşik olmasını önceliklendiriyoruz yani burada bir ürünü geliştiren AR-GE tasarım merkezinden tutun, bunun ticarileşmesi için çalışan ekipler, bunun üretilmesi yani üretim öncesi planlama aşamasını planlayan, üretilmesini sağlayan, üretim sonrası faaliyetleri yürüten ekipler, ta ki o yönetim zincirinin, karar vericilerinin olduğu seviyeye kadar böyle uçtan uca bütün o şirketin hayatını burada sürdürebileceği bir ortam sağlamak istiyoruz.

Burada şöyle bir önemi var, dünyada bazı çalkantılar olduğu zaman bazı yatırımcıların bazı yerlerdeki operasyonlarını kapattığını farklı kaynaklardan takip ediyoruz. Türkiye'de bu değer zincirinin ne kadar çok halkası yerleşik olursa yatırımcıların burada kalma oranı da o kadar yüksek oluyor. Bu, bizim için kıymetli bir yaklaşım, faaliyetlerimizi yürütürken de yani bu sektör yaklaşımını yaparken hangi fonksiyonları buraya kazandırdığımızı da ölçerek yolumuza devam etmeye çalışıyoruz.'​​​​​​​

(Sürecek)

Kaynak: AA