İSTANBUL (AA) - Anadolu Ajansının (AA) Global İletişim Ortağı olduğu 'World Decolonization Forum' kapsamında düzenlenen 'Dekolonize Film Günleri', Atlas 1948 Sineması'nda başladı.

Etkinlik, Enstitü Sosyal ile NUN Eğitim ve Kültür Vakfının ev sahipliğinde, küresel krizlerin temel nedenlerinin ve tarihsel sömürgecilik mirasının masaya yatırıldığı forum çerçevesinde gerçekleştiriliyor.

Programın ilk gününde, Derviş Zaim'in 'Mud (Çamur)', Philip Noyce'un 'Rabbit Proof Fence', Mecid Mecidi'nin 'Sun Children' ve Mustafa Akkad'ın 'Lion of the Desert' filmleri izleyiciyle buluştu.

'Sun Children' filminin gösteriminin ardından, yönetmen ve senarist Faysal Soysal'ın moderatörlüğünü üstlendiği 'Decolonizing the Screen (Ekranı Dekolonize Etmek)' başlıklı bir söyleşi gerçekleştirildi.

Söyleşiye, İranlı usta yönetmen Mecid Mecidi ile yapımcı Mehmet Bozdağ konuk oldu.

- 'Festivaller, sanatsal sinemanın ışığının yanmasını sağlayan araçlardır'

Mecidi, konuşmasında sinema ve ekonomi ilişkisini ele alarak, bir sanat alanının ekonomik sorunlarının üstesinden gelemediği takdirde yavaş yavaş küçülmeye mahkum olduğunu söyledi.

Reytinglerin aldatıcı olabileceğini belirten Mecidi, 'Bazen çok değersiz filmler de çok yüksek reyting alabilirler. Ekonomiyi sanatın üstünde tutmadan bir denge kurmalıyız. Biz ilk önce kendi seyircimizin beğenisini, ne istediğini ve zevkini değiştirmeliyiz. Eğer seyircinin gözü ve beyni kimliksiz, çok yüzeysel filmlere alışmışsa, ilk başta yaptığınız anlamlı filmler hoşlarına gitmeyecektir.' dedi.

Sinemanın bir tablo gibi olmadığına, kitlelere ulaşması gerektiğine işaret eden usta yönetmen, şöyle devam etti:

'Elbette ekonomi çok önemlidir. Eğer insanlar filmlerinizi izlemezse, sinema yok olur ve yeni film üretemezsiniz. Kitlelere ulaşmak ve belli bir para kazanıp tekrar üretmek için film yapıyorsunuz. Bu noktada devletler ve festivaller de destek vermelidir. Festivaller, sanatsal sinemanın ışığının yanmasını sağlayan araçlardır. Ancak, 'Film yapıyorum ama kimse gelmiyor.' diyorsanız, o zaman sadece devlet için film yapmışsınız demektir. Film çekmek isteyenlere destek verilmelidir ama sadece reyting de düşünülmemelidir. Eğer sadece böyle bakarsak, sinemamız gitgide kimliksizleşir ve içi boş hale gelir.'

- 'Türk kültüründe sevgi ve dostluk var'

Mecid Mecidi, modern yaşam tarzlarının değişmesiyle sinema kültürünün de etkilendiğini ve insanların birbirinden uzaklaştığını aktararak, Türkiye ve İran gibi ülkelerin kimlikleriyle dünyaya söyleyecek çok sözü olduğunu dile getirdi.

Türk dizilerini izlediğini ve Türk kültüründe olmayan pek çok unsuru görerek şaşırdığını anlatan Mecidi, şunları kaydetti:

'Sürekli yüzeysel dizi ve filmler sunarsak izleyicinin zevki değişir. Ben Türkiye'yi, kültürünü ve tarihini çok severim. Ancak bazı dizileri izlediğimde çok üzülüyorum ve 'Bu dizinin Türkiye'nin kültürüyle ne alakası var?' diye düşünüyorum. Televizyonlara baktığınızda insanlar saraylarda yaşıyor, hepsi Batı kıyafetleri giymiş. Türkiye böyle değildir. O dizilerde genel halkı göremiyorsunuz. Bu durum, fakirliği ve yoksulluğu saklayıp, sadece hayal satan Hindistan yapımlarına, Bollywood'a benziyor. İnsanlar sinemaya gittiklerinde bu filmleri bir ağrı kesici gibi, hayallerindeki yaşamı görmek için kullanıyorlar.'

Mecidi, konuşmasında kültürel yozlaşmadan da bahsederek, 'Türk dizilerinde kültürünüzde olmayan şeylerin, farklı bir yaşamın gösterilmesi beni üzüyor. Filmlerde insanlar sürekli birbirlerine ihanet ediyor, birbirlerini katlediyor. Türk kültürü bu değil. Türk kültüründe sevgi var, samimiyet var, dostluk var. Ben ekonomiye veya reytinge karşı değilim, bir filmin ekonomik anlamda çok güçlü olmasını isterim. Ancak buna ödediğimiz bedel, şiddet, tecavüz, ihanet veya boşanma mı olmalı? Biz bunlarla mı reyting kazanacağız, yoksa kendi kültürümüzü ön plana çıkararak mı?' görüşlerini paylaştı.

- 'Temiz hikayeleri anlatmazsak tarumar oluruz'

Yapımcı Mehmet Bozdağ ise sömürgeciliğin kültürel tahribatına değinerek, kültürel bağımsızlık hususunda toplumun kendini muhasebeye çekmesi gerektiğini belirtti.

Emperyalist devletlerin kendi kültürlerini bir norm olarak dayattığını vurgulayan Bozdağ, şu değerlendirmelerde bulundu:

'Sömürgecilik bizim gündelik hayatımızı, müziğimizi, yemeğimizi, örfümüzü, kültürümüzü esir alıyor ve bizde bir yabancılaşma başlıyor. Sonuçta büyük sosyal yıkımlar, psikolojik vakalar ortaya çıkıyor ama biz hep sadece hadisenin anıyla uğraşıyoruz. Sektör adına dertliyiz. Kanallara naif bir aile hikayesi getirdiğimizde 'tutmayabilir' diyorlar. 'Tutmayabilir' diyen televizyon yöneticisi maalesef sömürgeleştirilmiştir. Bugün eğer biz o temiz hikayeleri anlatmazsak tarumar oluruz.'

Dünya genelinde kültürel bir yozlaşma yaşandığına dikkati çeken Bozdağ, 'Felsefede, şiirde, romanda her yerde üretimde düşüş var. Sosyal medya, insanların dikkatini çok azalttı ve kitlemizde muazzam bir değişime yol açtı. Yunus Emre, şiirlerini sadece 'çok okunsun' diye mi yazdı? Ancak günümüzde bir yönetmenin veya yapımcının başarı ölçüsü maalesef reyting ve sinemadaki gişesi olmuş durumda.' dedi.

- 'Hakikate yaslanan eserler kalıcı olur'

Yönetmen Faysal Soysal, sömürgeci anlayışın taklit edilmesinin zararlarına işaret ederek, 'Gittikçe sosyal medyanın ve sömürgeci anlayışın malzemesini yutar, ona hizmet eder hale geliyoruz. Taklit ettiğimizde ise ürettiğimiz şey onlarınki kadar kaliteli olmuyor. İran sinemasının başarı göstermesinin en büyük sebebi çok doğal olması, edebiyata, kimliğe ve öz samimi değerlere yaslanmasıydı. Türk dizilerinin küresel yükselişi, eğer antisömürgeci bir anlayışa ve insanın fıtratına işaret eden özgün eserlere dönüşürse işte o zaman kalıcı olacaktır. Bir festival seçmese bile, mutlaka onun seyircisi olacaktır.' şeklinde konuştu.

Fotoğraf sanatçısı Nevzat Yıldırım'ın 'Gök Kubbe' sergisi sanatseverlerle buluştu
Fotoğraf sanatçısı Nevzat Yıldırım'ın 'Gök Kubbe' sergisi sanatseverlerle buluştu
İçeriği Görüntüle

'World Decolonization Forum' kapsamında düzenlenen Dekolonize Film Günleri, yarın yapılacak gösterimlerle sona erecek.

Etkinliğin ikinci gününde Semih Kaplanoğlu'nun 'Grain (Buğday)', Ousmane Sembene'nin 'Black Girl', Michael Mann'ın 'The Last of the Mohicans', Ousmane Sembene ve Thierno Faty Sow'un 'Camp de Thiaroye' ve Akio Fujimoto'nun 'Lost Land' filmi gösterilecek.


Kaynak: AA