İSTANBUL (AA) - KAAN BOZDOĞAN - Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 10 yıl önce 15 Temmuz'da gerçekleştirdiği darbe girişimini 'Türkiye'yi işgal ve iç savaş çıkarma teşebbüsü' olarak gördüğünü belirterek, 15 Temmuz'la birlikte çöken askeri eğitim yapısının sıfırdan kurulduğunu, yapılan çalışmalarla Türk Silahlı Kuvvetlerinde oluşan boşluğu önemli ölçüde doldurduklarını söyledi.

Prof. Dr. Afyoncu, FETÖ'nün darbe girişiminin 10. yılı dolayısıyla AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Afyoncu, 15 Temmuz 2016'daki kalkışmayı, klasik askeri darbelerin dışında bir casusluk şebekesinin 'Türkiye'yi işgal ve iç savaş çıkarma teşebbüsü' olarak gördüğünü belirtti.

Klasik darbe ve isyanların Fatih Sultan Mehmet döneminden itibaren başladığını, Osmanlı'nın sonuna kadar devam ettiğini kaydeden Afyoncu, Cumhuriyet döneminde 1960, 1971, 1980 ve 28 Şubat postmodern darbelerinin yaşandığını hatırlattı.

Afyoncu, söz konusu darbelerin tamamının Türkiye'de siyasi düzeni bozan, iktidarı değiştiren, halkın sivil iradesine karşı çıkan darbeler olduğunu, 15 Temmuz'u ise Haçlı Seferlerinin devamı olarak gördüğünü ifade etti.

FETÖ'nün 1970'li yıllarda askeri liselere ve harp okullarına yavaş yavaş adam sokmaya başladığını, 1980'den sonra bunun yoğunlaştığını vurgulayan Afyoncu, 'Birkaç kere tespit edilmiş, bir kısmı atılmış bir kısmı atılmamış ama zaman içerisinde gizli olarak kademe kademe adam yerleştirmişler. Anadolu'da devşirdikleri çocukları almışlar, burada kendilerine bağlayıp liseye, harp okuluna sokmuşlar. Pilot yapmışlar, kurmay yapmışlar, daha sonra terfi ettirip general yaptırmışlar, yıllara yayılmış. Burada en önemli şeylerden biri şu, bir taraftan kendi adamlarını alırken, bir taraftan da FETÖ'ye mensup olmayan vatansever çocukları da şok mangaları vasıtasıyla atmışlar.' ifadelerini kullandı.

Afyoncu, 15 Temmuz öncesinde askeri okullar üzerinde herhangi bir sivilin bilgisi ve kontrolünün bulunmadığını, özellikle 2010'lu yıllarda kontrolü elinde tutan askerlerin ve komutanların bu durumu düzgün takip edemediğini belirterek, 'Çünkü bir bakıyorsunuz 400 küsür öğrenci atılmış harp okulundan, bir bakıyorsunuz 200 küsür öğrenci atılmış. Bunlar anormal, bu kadar sayıda insanın harp okulundan atılmaması lazım. Yani disiplinden, akademik başarısızlıktan ayrılmalar olur ama bu kadar yoğun atılırken dönemin Genelkurmay Başkanının, okul komutanlarının buna dikkat etmemesi bu işin yayılmasını daha da büyütmüştür.' değerlendirmesinde bulundu.

'Bunlara tam dikkat edilip analizi yapılmış olsaydı, FETÖ'nün askeri eğitim kurumlarında hasarı daha az olabilirdi.' diyen Afyoncu, 15 Temmuz'un askeri eğitim kurumlarını tam anlamıyla çökerttiğini kaydetti.

- 'Türk milleti kendi askeri eğitim sistemine sahip çıktı'

Prof. Dr. Afyoncu, 15 Temmuz sonrası 16 bin öğrencinin askeri okullardan çıkarıldığının altını çizerek, şöyle konuştu:

15 TEMMUZ DEMOKRASİ ZAFERİNİN 10. YILI - Askeri birlikleri durduran Romanlar, 15 Temmuz direnişinin gururunu yaşıyor
15 TEMMUZ DEMOKRASİ ZAFERİNİN 10. YILI - Askeri birlikleri durduran Romanlar, 15 Temmuz direnişinin gururunu yaşıyor
İçeriği Görüntüle

'Bir anda her şey sıfırlandı. Daha sonra yeni baştan kurulmaya başlanıldığı zaman, ben rektör olduğum zaman en büyük endişem şuydu, daha önce bir Ergenekon ve Balyoz süreci var. FETÖ'den dolayı var. Harp okullarına insan gelir mi? Mesela biz Kasım 2016'da üniversitelerin ara sınavlarından tarihte ilk defa askeri öğrenci almak istedik. Çok yoğun bir teveccüh oldu. Mesela o beni şöyle şaşırtmıştı, bu kadar kargaşa ve kaos döneminde askeri okula öğrenci gelir mi gelmez mi derken tam tersine büyük bir teveccüh oldu. Daha önce okula giremeyen çocuklar, yani FETÖ elemiş, çocuğun içinde kalmış, askeri liseye girememiş. Onlar gelmeye başladılar ve daha sonra 2017 yılında da biz normal öğrenci almaya başladığımızda da bu teveccüh devam etti. Yani çok ilginç bir şekilde Türk milleti kendi askeri eğitim sistemine sahip çıktı. En zor dönemde, darbeden 3-4 ay sonra ara sınıftan öğrenci almaya kalktığınızda insanlar koşa koşa geldiler.'

Afyoncu, 28 Şubat'tan sonra muhafazakar ailelerin çocuklarının askeri okullara alınmamaya çalışıldığını, 15 Temmuz öncesine kadar da yine meslek lisesi, imam hatip gibi bazı okullardan öğrencilerin harp okullarına başvuramadığını söyledi.

Askeri okullara 15 Temmuz öncesinde girenlerin sınırlı olduğuna işaret eden Afyoncu, şunları dile getirdi:

'28 Şubat'tan sonra muhafazakar ailelerin çocukları alınmamaya çalışıldı. Mesela ne yapıldı? Annesi başörtülüyse onu genelde almadılar. Bunun üzerine FETÖ ne yaptı? Gitti annesinin başörtüsünü açtırdı, aile tarzını bunların istediği gibi yaptırdı. Şimdi siz belli şeylerde sembolik şeyler üretirseniz karşınız da üretiyor. Mesela bir general diyor ki, 'O adam FETÖ'cü olamaz, biz onunla karşılıklı içki içtik.' Siz şimdi içkinin arkasına laikliği saklamaya kalktığınız takdirde bu sefer bu tür örgütler içki de içiyor, başka şeyler de yapıyor ve kendilerini sizin istediğiniz hayat tarzında yaşamış gibi gösteriyor. Siz o örgüte kanıyorsunuz. Ama ne oluyor? Orada devletine, milletine bağlı, namazını kılan, orucunu tutan insanları da atıyorsunuz. 28 Şubat sürecinde bu tür birçok subay da TSK'dan çıkarıldı.'

Afyoncu, şöyle devam etti:

'Mesela bunun en meşhurlarından biri kimdir, meşhur edebiyatçımız İskender Pala. Öğretmen subayken, hatta yazma eser okurken Kur'an-ı Kerim okuyor zannediyorlar. Subay Kur'an-ı Kerim de okuyabilir. Yani bu tür şeyleri siz fişlemek için kullanırsanız ki 28 Şubat'ın en büyük problemlerinden birisi budur, insanlar ayırt edildi. Milliyetçi, muhafazakar kesimi böyle ayıklamaya bir ekip girdi, bunun karşılığında FETÖ onların dediği gibi içkisini içen, daha farklı hayat tarzları yaşayan şekilde kendi örgüt mensuplarını askeriyeye soktu ve yükseltirken de onu o şekilde kullandı. Mesela aynı şekilde daha muhafazakar ve milliyetçi bir kesim 28 Şubat sürecinde general yapılmadı. Generalse emekli edildi ama tamamıyla kendisini farklı gösteren FETÖ'cüler de terfi etti. Yani böyle ardı ardına onlarca general atıldı.'

- '15 Temmuz'dan sonra en önemli değişiklik Milli Savunma Üniversitesinin kurulması'

15 Temmuz sonrası askeri eğitim sisteminde yapılan değişikliklere değinen Afyoncu, sözlerini şöyle sürdürdü:

'15 Temmuz'dan sonra en önemli değişiklik Milli Savunma Üniversitesinin kurulması. 31 Temmuz'da, Milli Savunma Üniversitesi kuruldu, 4 Ekim'de rektör atandı. Ben geldiğimde daha önce sivil çok az çalışmış. Bir kere idareci olarak hiç çalışmamış. Sivil-asker birlikte çalışmaya başladı. Hava, deniz, kara bütün askeri eğitim kurumları tek çatı altına toplandı. Müfredat yenilendi. Mesela, 'Demokrasi ve Sivil Toplum' diye bir ders konuldu. Bu derste demokrasinin ne olduğu anlatıldı. Darbelerin bu ülkeye ve silahlı kuvvetlerine, darbe sadece millete zarar vermiyor, aynı zamanda silahlı kuvvetlerine de veriyor, imajını yaralıyor. Bunlar anlatılıyor. Harp tarihi dersleri anlatıldı. Mesela, Türk Savaş Felsefesi diye bir ders oluşturuldu. Müfredat yenilendi, aynı zaman YÖK müfredatıyla uyumlu hale getirildi. Aynı şekilde burada ilk defa sivil-asker birlikte çalışmaya başladılar.'

Afyoncu, çökmüş eğitim yapısının yeniden kurulduğunu vurgulayarak, 'Bu yapı sıfırdan kuruldu ve kısa sürede 67 bine yakın mezun verdi. Bunlar silahlı kuvvetlerin ihtiyacını karşıladı. Aynı zamanda dost ve kardeş ülkelerde de benzer üniversiteler kurulmaya başlandı. Azerbaycan'da kuruldu, komşumuz Suriye'de kuruldu, Özbekistan'da kuruluyor ve askeri eğitim ilişkilerimiz de arttı. Mesela üniversite kurulduğunda 16 dost ve kardeş ülkeden yabancı öğrenci gelirken, şu anda sayı 50'ye çıktı.' değerlendirmesini yaptı.

Bir daha benzer yapıların askeriye içine sızmasını engellemek için yapılan çalışmalara da dikkati çeken Afyoncu, Milli Savunma Bakanlığı ve istihbarat kurumları başta olmak üzere devletin bütün kurumlanın bu konuda çalışma yürüttüğünü söyledi.

Afyoncu, 15 Temmuz'un toplumun her kesimine anlatılması gerektiğini ifade ederek, askeri öğrencilerin ve subayların Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne, Türk milletine ve seçilmiş sivil milli iradeye bağlı insanlar olması için gayret gösterdiklerini belirtti.

15 Temmuz sonrası 23 binden fazla subay ve astsubayın ordudan atıldığını, bunun yanı sıra onbinlerce öğretmen, polis, savcı, hakimin görevlerinden uzaklaştırıldığını aktaran Afyoncu, şunları kaydetti:

'Bu tabii büyük bir zaaf yarattı başta. Niye? Toplumun belli bir eğitimli kesimi yok oldu. Siz o adamı göndermişsiniz, belli bir eğitim vermişsiniz, pilot yapmışsınız, kurmay subay yapmışsınız. Bu 10 yıl içerisinde biz Milli Savunma Üniversitesi olarak TSK'daki boşluğu önemli ölçüde doldurduk. Halen eksik alanlar var mı var ama çoğunlukla, özellikle genç subaylardaki bütün zaaf ortadan kalktı ve nitekim Milli Savunma Üniversitesinden mezun olan subay ve astsubaylar sayesinde bugün silahlı kuvvetlerimiz değişik bölgelerde operasyonlar yapıyor, gemilerini gönderiyor. Eğer 67 bin kişiyi biz mezun edemeseydik ki, bu askeri harekatlar yapılamazdı. Çok hızlı hareket edildi, TSK'nın, MSB'nin ve Cumhurbaşkanımızın desteğiyle bu hale geldi. Ama ne var kurmay subay sayısı 15 Temmuz öncesine dönmedi ama yakında o da dönecek. Pilot sayısında Türkiye Cumhuriyeti o açığı kapattı, yeni mezun olanlar ve iç kaynaktan gelenlerle birlikte. Çoğunlukla askeri eğitim sistemine FETÖ'nün verdiği zarar ortadan kalktı.'

Kaynak: AA