İSTANBUL (AA) - BAŞAK AKBULUT YAZAR - İstanbul'da 31 yaşındaki koleksiyoner Mert Tezcanlıol, çok partili döneme geçiş ve Türk demokrasi tarihinin kara lekelerinden 27 Mayıs 1960 darbesine ilişkin lise yıllarından beri topladığı evrak, fotoğraf, mektup ve eşyalarla geniş bir arşiv oluşturdu.

Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki bazı general ve subayların oluşturduğu Milli Birlik Komitesince 27 Mayıs 1960'ta yönetime el konulması ve ardından yaşananlar günümüzde de etkisini sürdürüyor.

Yassıada'da yapılan yargılamanın ardından dönemin Başbakanı Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan'ın idam edilmesi, askeri darbenin yıl dönümünde hüzünle anılıyor.

Geride derin acılar ve siyasi tartışmalar bırakan 27 Mayıs darbesine ilişkin kayıtlar ise araştırmacıların ilgisini çekiyor.

İstanbul'da yaşayan 31 yaşındaki koleksiyoner Mert Tezcanlıol, DP ve darbe dönemine ilişkin topladığı evrak, fotoğraf, mektup ve eşyalardan arşiv oluşturdu.

Ortaokul çağlarından itibaren sahafları gezip eski kitap, defter, fotoğraf ve mektuplara ilgi duyan Tezcanlıol, öğrenci harçlıklarıyla koleksiyon yapmaya başladı.

Tezcanlıol, lise yıllarında tanıştığı bir sahafın, 'Her şeyi toplayarak koleksiyoner olamazsın. Bir alana odaklanmalısın.' tavsiyesi üzerine Türkiye'nin çok partili siyasi döneme geçtiği döneme, özellikle 1946-1965 yıllarına odaklandı.

Zamanla 27 Mayıs 1960 darbesine yoğunlaşan Tezcanlıol, İstanbul'un Kurtuluş semtindeki evinin bir odasını arşivine ayırdı.

Tezcanlıol, müzayedelerden, bit pazarlarından, sahaflardan edindiği Yassıada ve İmralı Adası'ndaki cezaevi notları, mahkeme evrakları, savunmalar ve dilekçeler, sanıkların cezaevinde ve duruşma salonunda çekilmiş fotoğrafları, Yassıada'ya gitmek için gerekli yaka kartları, dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar'ın özel eşyaları, dönemin TBMM Başkanı Refik Koraltan'ın arşivinin büyük kısmı, DP'nin 10 yıllık iktidar dönemine ait evrakları topladı.

Özel sektörde kurumsal iletişim alanında çalışan Tezcanlıol, işinden arta kalan zamanları arşivini düzenlemeye, genişletmeye ve okumalar yapmaya ayırıyor.

- Keyifle başladığı yolculuk tutkuya dönüştü

İsrail saldırısında hayatını kaybeden Kassam komutanlarından Avde ve ailesi toprağa verildi
İsrail saldırısında hayatını kaybeden Kassam komutanlarından Avde ve ailesi toprağa verildi
İçeriği Görüntüle

Koleksiyonunun bir kısmını bu yıl 'Demokratname' isimli kitapta yayımlayan Tezcanlıol, sahafı andıran arşiv odasının kapısını AA ekibine açtı.

Tezcanlıol, yaklaşık 20 yıldır yakın dönem Türk siyasi tarihi üstüne, çoğunluğu 'efemera' denilen malzemelerden bir arşiv oluşturduğunu belirterek, 'Efemera aslında fotoğraflar, belgeler, dönem içerisinde basılmış ve yayınlanmış kitaplar, gazeteler, dergilerden meydana gelen bir bütünü ifade ediyor. Benim arşivim de daha çok 1946 ile 1965 arasında, özellikle Demokrat Parti devrine ait Türkiye'nin yakın dönem Türk siyasi tarihine dair belgeleri ve hatıraları içeriyor.' dedi.

Biriktirme yolculuğuna 2007'de yapılan genel seçimlerindeki propaganda malzemelerini toplayarak başladığını anlatan Tezcanlıol, İstanbul'un çok iyi kitapçı, sahaf ve antikacılar barındırdığı için koleksiyonerler açısından adeta bir vaha olduğunu ifade etti.

Tezcanlıol, kitapçılar, bit pazarları, sahaflar, ölmüş kişilerin tereke dosyaları ve müzayedelerden istifade ettiğini, bunun yanı sıra ilgilendiği kişilerin aileleriyle yaptıkları görüşmelerde de kendisine arşiv ve özel eşyaları içeren hatıra mahiyetinde hediyeler verildiğini söyledi.

Çoğu kimsenin daha önce görmediği fotoğraflar ve mektuplara dokunduğunu dile getiren Tezcanlıol, 'Bence önemli olan o dönemi bire bir hissedebiliyor olmak. Onun yolu da birinci derecedeki arşiv belgeleri ve ailelerden geçiyor. Aileleri yakından tanımak ve o belgeleri görmek çok özel bir his. Yassıada'da, Yassıada'nın zulmünde, ıstırabında kaleme alınmış bir mektubu görüyor, ele alıyor, çalışıyor olmak tarifsiz duygular içeriyor. Kimi zaman heyecanlanıyorsunuz, o malzeme sizi farklı bir kapıya götürüyor, farklı bir araştırmanın önüne çıkartıyor. Kimi zaman da hüzünleniyorsunuz. Çünkü oradaki çaresizliğe, hüzne ve ıstıraba tanık oluyorsunuz. Yani bütün duyguları eş zamanlı yaşamak mümkün.' ifadelerini kullandı.

Tezcanlıol, 'Keyifle başladığım bu yolculuk, bir yerden sonra artık aileleri tanımak, ailelerle sözlü tarih çalışmaları yapmak, nihayetinde bir tutkuya dönüştü. Bu tutku da en nihayetinde bir üretme arzusu meydana getiriyor.' diye konuştu.

Belgesel çalışması yapmak istediğinin altını çizen Tezcanlıol, şöyle devam etti:

'Benim için önemli olan hikayenin arkasındaki gerçeklik. 6-7 Eylül olaylarında İstanbul'da ne olduğu çok kıymetli ama aynı gün Namık Gedik'in (dönemin İçişleri Bakanı) evinde ne olduğu, ne konuşulduğu, o eve kimlerin misafir geldiği çok daha kıymetli. Bunun peşinden gitmeye çalışıyorum. Hiç beklemediğiniz anda karşınıza sürpriz hikayeler çıkabiliyor, o zaman da onu paylaşacak bir yer arıyorsunuz. Çok şanslıyım, eşim o konuda bana çok destek oluyor. Celal Bayar'ın torunu Emine Gürsoy Naskali bu konularda çok üreten, yazan, çizen bir kimsedir. Bu coşkuyu ve heyecanı onunla paylaşabiliyorum. Adına 'konteynerciler' dediğimiz arkadaş grubum da bu konulara çok meraklı. Onlarla paylaşarak bilgiyi aslında çeşitlendirmeye ve detaylandırmaya çalışıyoruz.'

- Koleksiyondaki bazı belgeler

Darbecilerin kara propaganda faaliyetine karşı gerçeklik üzerinden çalışmalar yaptığını vurgulayan Tezcanlıol, '1950-1960 arası, hatasıyla sevabıyla geçen bir devre. Ama nihayetinde idamlarla sonuçlanması gereken bir devre değil. Yapılan olaylara, suçlamalara baktığınızda bunun bir kurgu olduğunu, adına 'yüksek' denilen ama maalesef kendisi alçak kararlar veren bir mahkemenin kurgu kararlarla insanları idama götürdüğünü görebiliyorsunuz.' değerlendirmesini yaptı.

Tezcanlıol, 27 Mayıs darbesini 'büyük bir zulüm' olarak niteleyerek, 'Sadece DP'lileri değil, çevresinde yer alan pek çok ismi etkileyen bir zulüm. Bu zulümden herkes payına düşürülen eziyeti çekmiş. Bu isimlerden biri Sultan Abdulhamit'in torunu Nemika Sultan'ın kızı Satıa Hanım Sultan. 1927 senesinde sürgünde doğmuş bir hanımefendi. 1950'li yıllarda ünlü tarihçi Osman Turan ile evleniyor, Turan daha sonra DP'li milletvekili olarak mecliste yer alıyor. Elimde, Satıa Hanım Sultan'ın Turan'a 27 Temmuz 1961'de Çengelköy'den yazdığı bir mektup var. Sultan bu mektupta Osman Bey'in Yassıada'da bir rahatsızlık geçirmesi üzerine duyduğu endişeyi anlatıyor. Refik Koraltan'ın torunu Yavuz'un, 12 Ocak 1962'de Kayseri Cezaevi'ndeki dedesine 'Canım büyükbabacığım, kıymetli mektubunuzu aldım.' diye başlayan, kağıdını süslediği bir mektup var elimde.' şeklinde konuştu.

- Tutuklu hamile milletvekilinin hastaneden koğuş arkadaşlarına yazdığı mektup

DP milletvekili Necla Tekinel'in Yassıada'ya götürüldüğünde hamileliğini gizlediğini, doğuma yaklaştığında Kasımpaşa Deniz Hastanesi'ne götürüldüğünü belirtenTezcanlıol, Tekinel'in hastane odasından 6 Şubat 1961'de Yassıada'daki koğuş arkadaşları Perihan Arıburun ve Talia Bali Aykan'a yazdığı mektubun kendisinde olduğunu, Tekinel'in satır aralarında 'Çocuk çok kibar olduğu için henüz teşrif etmedi' ifadesini kullanarak henüz doğum yapmadığını bildirdiğini aktardı.

Tezcanlıol, Refik Koraltan'a ulaşan bir başka mektup ve zarfı göstererek, şunları söyledi:

'Bu kez mektubun ulaştığı yer Yassıada değil İmralı. Yassıada mahkemesinde 15 Eylül'de verilen kararlar infaz edilmek üzere ilgili kişiler İmralı'ya götürülmüştür. Bu kişilerin arasında Refik Koraltan da vardır. Fatin Rüştü Zorlu, Hasan Polatkan ve Adnan Menderes'in idamından sonra diğer 12 kişinin idam cezası ömür boyu hapse çevrilmiş ve ilgili kişiler Kayseri'ye götürülmek üzere hazırlanmıştır. Tam bu hazırlık sırasında 20 Eylül 1961 tarihli bu mektupta 'Dün sizden aldığımız mektubu sevinç gözyaşlarımızla okuduk. Mevla'ya yüzlerce ve yüzlerce şükrettik...' deniyor.'

- Savunma evrakları

Adnan Menderes'in avukatları Talat Asal ve Burhan Apaydın'ın mahkemeye sunduğu savunmaların orijinal metinlerinin de arşivinde yer aldığını bildiren Tezcanlıol, 'Burhan Apaydın diyor ki 'Artık iyice anlaşılmıştır ki sayın yüksek iddia makamı idam sehpaları kurmadıkça, kanlı siyaset meydanları tasvir etmedikçe, belagatının kıvamını bulamamakta, bu sebeple iddianamesini bir ölüm makinesi gibi işletmektedir.' Mahkemenin yüzüne bu gerçekliği vurabilmek çok kıymetli. Talat Asal yaptığı savunmada iddiaları reddederken konuşmayı şöyle bitiriyor, 'Güneş batarken bile gölgeleri büyüktür.'' dedi.

Demokrat Parti döneminin, Türkiye'nin demokrasi yolculuğunda çok önemli bir viraj olduğunu ifade eden Tezcanlıol, 'Bu virajın iyi anlaşılması, sonraki dönemlerdeki siyasi gelişmelerin de daha doğru tahlil edilmesine vesile olacaktır.' ifadesini kullandı.

Kaynak: AA