İSTANBUL (AA) - İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği (İDSB) ve Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı (TGTV), Suriye'de gerçekleştirdikleri saha ziyaretine ilişkin değerlendirmelerini kamuoyuyla paylaştı.

İDSB ile TGTV, 13-16 Nisan'da ​​​​​​​Suriye'nin yeniden inşası, insani yardımdan sürdürülebilir kalkınmaya geçiş ve sivil toplum işbirlikleri için ülkeye gerçekleştirilen saha ziyaretine ilişkin gözlemlerini ve bundan sonraki döneme dair yaklaşımlarını açıklamak üzere Türkiye Gençlik Vakfının (TÜGVA) Eyüpsultan'daki genel merkez binasında basın toplantısı düzenledi.

İDSB Genel Sekreteri Eyüp Akbal, Suriye'nin bugün ağır bir yıkım ve insani krizden çıkmaya çalışan, yeniden inşa ve kalkınma eşiğinde bulunan ancak altyapı, istihdam ve güvenlik sorunları nedeniyle kırılgan bir geçiş süreci yaşayan bir ülke görünümünde olduğunu ifade etti.

Türkiye ile Suriye arasında sadece iki komşu ülke ilişkisi olmadığını anlatan Akbal, bu ilişkinin tarihi, kültürel, insani ve toplumsal bağlardan oluşan derin bir yakınlığa dayandığını dile getirdi.

Suriye'ye bakarken meseleyi yalnızca siyasi ya da diplomatik bir başlık olarak değil, ortak dini inancın, tarihin, vicdanın ve sorumluluğun bir parçası olarak gördüklerini belirten Akbal, saha temasları sırasında kardeşlik, ortak tarih ve medeniyet vurgusunun muhatapları tarafından da güçlü şekilde dile getirildiğini gördüklerini aktardı.

Akbal, ziyaretlerinin temel amacının sahadaki durumu yerinde görmek, ihtiyaçları doğrudan muhataplarından dinlemek, kamu kurumları ve yerel aktörlerle görüşmek, sivil toplumun bundan sonraki rolünü daha sağlıklı bir zeminde değerlendirmek olduğunu kaydederek, Suriye'de gerçekleştirdikleri görüşmeler hakkında bilgi verdi.

- 'İnsanların önemli bir kısmı hala zor şartlar altında yaşam mücadelesi vermektedir'

Kayıp olarak aranan Afganistan uyruklu çocuk, Kars Çayı'nda ölü bulundu
Kayıp olarak aranan Afganistan uyruklu çocuk, Kars Çayı'nda ölü bulundu
İçeriği Görüntüle

Ziyaretin Suriye'de meselenin yalnızca savaşın bıraktığı fiziki yıkım olmadığını, altyapı, eğitim, sağlık, istihdam, toplumsal dengede ve kurumsal işleyişte çok katmanlı bir tahribatın söz konusu olduğunu kendilerine açık şekilde gösterdiğini belirten Akbal, şunları söyledi:

'Gittiğimiz yerlerde, görüştüğümüz kurumlarda ve dinlediğimiz saha sunumlarında ortaya çıkan ortak tablo şuydu: İnsanların önemli bir kısmı hala son derece zor şartlar altında yaşam mücadelesi vermektedir. Barınma sorunu devam etmektedir. Eğitim altyapısı çok ağır hasar almıştır. Sağlık hizmetlerine erişim birçok bölgede son derece sınırlıdır. Su, kanalizasyon, yol, iletişim ve temel kamu hizmetleri ciddi sorunlar taşımaktadır.'

Akbal, Suriyeli yetkililerin başta Kuzey Suriye olmak üzere bütün çadır kentlerin kapatılmasını ve insanların kendi memleketlerine dönebilmesini stratejik hedef olarak ortaya koyduğunu ancak bunun gerçekleşebilmesi için altyapı, iş fırsatları, toplumsal güven ve koordinasyonun birlikte sağlanması gerektiğini açık biçimde ifade ettiklerini aktardı.

Ziyaretlerinin çıktılarıyla ilgili detayları paylaşan Akbal, 'Suriye'de artık yalnızca insani yardımı konuşmak yeterli değil. Elbette insani yardım bugün de önemlidir, acil ihtiyaçların karşılanması hayati bir görevdir ancak gelinen aşamada mesele yardımdan sürdürülebilir kalkınmaya geçiş meselesidir. İnsanların kendi şehirlerinde yeniden ayağa kalkabilmesini sağlamak, gençlerin meslek sahibi olmasını desteklemek, kadınların üretime ve toplumsal hayata katılımını mümkün kılmaktır. Çocukların yeniden okulla buluşmasını sağlamak ve toplumsal dokuyu yeniden güçlendirmektir.' değerlendirmesinde bulundu.

- 'Kalıcı çözüm, üretim, istihdam ve güçlü bir toplumsal yapının inşasından geçmektedir'

Akbal, Suriye'de bugün itibarıyla 1 milyondan fazla insanın çadır ve geçici barınma alanında yaşadığına işaret ederek, heyet olarak yaptıkları görüşmelerde 2027 yılına kadar çadır kentlerin kademeli olarak kapatılmasının ve yaklaşık 1,2 milyon insanın evlerine dönmesinin hedeflendiğinin ifade edildiğini kaydetti.

Suriye'nin yeniden ayağa kalkma sürecinde Türkiye'nin kamu kurumları, üniversiteleri, uzmanlık ağları ve sivil toplum kuruluşlarının yapıcı katkı sunabileceğine inandıklarını, görüşmelerinde Türkiye'nin tecrübesine yönelik açık bir ilgi ve işbirliği isteği bulunduğunu gördüklerini aktaran Akbal, şöyle devam etti:

'Suriye'nin yeniden güçlü bir ülke olarak ayağa kalkabilmesi için insani yardım odaklı yaklaşımların sürdürülebilir kalkınma anlayışına dönüşmesi, altyapının yeniden inşa edilmesi, istihdam sağlayacak yatırımların hayata geçirilmesi ve güvenliğin kalıcı şekilde tesis edilmesi büyük önem arz etmektedir. İnsani yardımlar elbette kıymetlidir ancak kalıcı çözüm, üretim, istihdam ve güçlü bir toplumsal yapının inşasından geçmektedir. Suriye ziyareti heyetimizde bulunan sivil toplum kuruluşlarımızın Suriye'nin yeniden inşasına yönelik hazırladığı projelerin toplam hacmi ise 154 milyon doları bulmaktadır. Burada bazı kuruluşlarımız 10 yıllık perspektif ortaya koyarken, bazı kuruluşlarımız da 2026 yılı planlarını bizlerle paylaşmışlardır.'

- Gözlemler paylaşıldı

Toplantıda ziyarete ilişkin gözlemlerini paylaşan TGTV Kurucular Kurulu Başkanı Hamza Akbulut, Suriye'nin Osmanlı coğrafyasının bir parçası olduğunu, Türkiye ile kültürel birliği bulunduğunu ve oradaki sıkıntıların kendi sıkıntıları olduğunu dile getirdi.

Yaptıkları ziyarette daha fazla katkı yapmaları gerektiği kanaatine vardıklarını söyleyen Akbulut, Suriye'de her alanda ihtiyaç olduğunu belirtti.

TGTV Başkanı İsmail Tuğrul da Suriye'nin büyük bir kısmını dolaştıklarını, ciddi yıkım olduğunu, neredeyse kurşunun, bombanın değmediği bölge kalmadığını ve ülkenin çok ciddi bir kalkınmaya ihtiyacı olduğunu anlattı.

Suriye'nin yeniden ayağa kaldırılması için devletin, iş dünyasının ve STK'lerin bölgeye mutlaka destek olması gerektiğini dile getiren Tuğrul, ziyaretlerinin bu süreci hızlandırması temennisinde bulundu.

Konuşmaların tamamlanmasının ardından Akbal, gazetecilerin sorularını cevapladı.

Programda, bazı sivil toplum kuruluşu temsilcileri de yer aldı.

Kaynak: AA