İSTANBUL (AA) - MÜCAHİT ENES SEVİNÇ/MAHMUT ÇİL - Dünya Katılım Bankası Genel Müdürü İkram Göktaş, Dubai, Katar ve Bahreyn'in geçmişte ciddi manada sermaye çektiklerini ancak savaşla birlikte bu ülkelerde güvenlik algısının sarsıldığını belirterek, 'Şu anda bölgedeki en önemli İslami finans merkezi olma potansiyeline sahip ülkeyiz.' dedi.
Anadolu Ajansı (AA) Katılım Finans Zirvesi, AA ile Türkiye Katılım Bankaları Birliği (TKBB) işbirliğinde, İstanbul Finans Merkezi'ndeki Ziraat Kuleleri Oditoryumu'nda düzenlendi.
Zirve kapsamında AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Dünya Katılım Bankası Genel Müdürü Göktaş, Türkiye'de katılım finans sisteminin yaklaşık 40 yıllık geçmişe sahip olduğunu dile getirerek, 'Ne çok genç ne de çok olgun ama olgunlaşma yolunda çok ciddi adımlar atılıyor.' dedi.
Körfez'de yaşanan gelişmelerle birlikte Türkiye'nin önünde önemli bir fırsat oluştuğunu belirten Göktaş, kimsenin savaş istemediğini ancak yaşanan sürecin Türkiye'yi alternatif finans merkezi haline getirdiğine işaret etti.
Göktaş, İstanbul Finans Merkezinin altyapı yatırımlarıyla uzun süredir bu sürece hazırlandığını vurgulayarak, 'İstanbul'un küresel finans merkezi olması yolunda önce bölgenin finans merkezi olması lazım. Katılım finans merkezi olması, akabinde de global finans merkezi olma yolunda ilerlemesi gerekiyor. Bunları yaparken de tabii enstrümanları geliştirmemiz, çeşitlendirmemiz lazım.' diye konuştu.
- 'Altın üzerinde çok daha farklı ürünler geliştirme gayreti içindeyiz'
Dünyada bugüne kadar kullanılan yatırım enstrümanlarının artık yeterli olmayabildiğine dikkati çeken Göktaş, 'Biz de altın özelinde kurumlaşmış bir bankayız. O yüzden de altın üzerinde çok daha farklı ürünler geliştirme gayreti içindeyiz. İnşallah bu ürünleri uluslararası alanda da kullanılabilecek şekilde geliştirebilirsek Türkiye'nin özellikle katılım finans sektörüne yönelik finans merkezi olması yönünde önemli adımlar atmış olacağız.' ifadelerini kullandı.
Göktaş, katılım finans sisteminde altının yanı sıra gümüş, paladyum ve diğer kıymetli madenlere yönelik çalışmalara ilişkin, bunların tamamının katılım finans dünyasına uygun enstrümanlar olduğunu ancak kullanım açısından altının yüzyıllardır tercih edilen yatırım aracı olduğunu söyledi.
Son dönemde altının yanında gümüşün de öne çıktığını dile getiren Göktaş, şu değerlendirmelerde bulundu:
'Tabii 28 Şubat'ta başlayan savaşla birlikte gümüş biraz geri planda kaldı ama biz bunun geçici bir süreç olduğunu düşünüyoruz çünkü gümüşün sanayide kullanımı ciddi manada artıyor. Sanayide kullanımı arttıkça da gümüşün değeri de altına paralel olarak artmaya devam edecek. Paladyum, platin gibi benzeri kıymetli madenler, o kadar revaçta değil çünkü günün sonunda insanlar bir moda ya da furya diyelim, fiziksel olarak bunlara sahip olmak istiyor. Fiziksel olarak altına ve gümüşe sahip olmak, diğerlerine sahip olmaktan çok daha kolay.'
- 'Güvenlik endişesi, özellikle kıymetli maden yatırımcısı için çok önemli'
Dünya Katılım Bankası Genel Müdürü Göktaş, Türkiye'ye Körfez sermayesinin ve diğer yabancı yatırımların çekilebilmesi için sermayenin bugüne kadar neden Körfez'e yöneldiğinin iyi analiz edilmesi gerektiğini söyledi.
Orta Doğu'daki savaşla birlikte bölgede bir boşluk oluştuğuna işaret eden Göktaş, 'Dubai başta olmak üzere Dubai, Katar, Bahreyn, ciddi manada sermaye çekiyordu. Tabii savaşla birlikte oraların güvenliği maalesef biraz sarsıldı. Güvenlik endişesi, özellikle kıymetli maden yatırımcısı için çok önemli. Altının da en önemli tercih sebeplerinden biri aslında güvenli liman olması. Güvenin kaybolduğu yerde bu tür yatırımcıları tutmak çok mümkün değil.' dedi.
Göktaş, Türkiye'ye bu yatırımları çekebilmek için gerekli mevzuatın daha da geliştirilmesi gerektiğini belirterek, 'Yatırımcıların arayışlarına karşılık verebilecek, şu anda bölgedeki en önemli İslami finans merkezi olma potansiyeline sahip ülkeyiz. Şehir ise İstanbul'dur.' diye konuştu.
- 'Suriye, ilerleyen dönemde İslam coğrafyasında çok önemli bir yer edinecek'
Göktaş, Dünya Katılım Bankasının Orta Doğu'da faaliyet gösterme planlarına ilişkin, bunun ikili ilişkiler ve anlaşmalarla mümkün olabileceğini belirterek, 'Türkiye'deki birtakım kurum ve kuruluşların da uluslararası nitelik kazanmasını sağlamamız lazım. Üniversitelerin bu konuda çok ciddi girişimleri var.' değerlendirmesinde bulundu.
Suriye'nin ilerleyen dönemde İslam coğrafyasında çok önemli bir yer edineceğini kaydeden Göktaş, uzun bir aradan sonra bölgenin yeniden imar edilmesi ve kalkındırılmasının gündemde olduğunu, bunun da ciddi ekonomik hareketlilik oluşturacağını dile getirdi.
Göktaş, 'Suriye'de Türk bankalarının, özellikle katılım bankalarının fiilen orada olması, müşterilerin işlem yaptıkları zaman paralarını buraya getirmeleri anlamında bir güvence olacak.' dedi.
Afrika örneğini veren Göktaş, sözlerini şöyle tamamladı:
'Bugün Afrika ile yapılan ticarette en büyük sorunlarımızdan bir tanesi budur. Ticaret yapıyoruz ama parayı oradan getirirken işletmelerimiz çok zorlanıyorlar. O yüzden firmalarımız da çok tercih edemiyorlar. Sınırlı sayıda firma gidiyor. Bu firmaların sayısını artırmamız lazım. İhracat, Türkiye için çok önemli bir kalem ama bu coğrafyalara ihracat yapabilmenin en önemli noktalarından bir tanesi, aslında o coğrafyalarda bankacılık olarak da hazır bulunmamızdan geçiyor.'




