İSTANBUL (AA) - YEŞİM YÜKSEL - İstanbul Arel Üniversitesi Uluslararası Ticaret ve Finansman Bölümü son sınıf öğrencisi, iklim elçisi ve kuş gözlemcisi Erdem Kuruca, kuşların indikatör türler olmasının kuş gözlemciliğini önemli hale getirdiğini belirterek, 'Biz bir ekosisteme girdiğimizde oradaki kuşların mevcut varlığından o ekosisteme dair aslında bir rapor okuyoruz aynı zamanda.' dedi.
Her yıl mayıs ve ekim aylarının ikinci cumartesi günleri olmak üzere senede iki kez kutlanan Dünya Göçmen Kuşlar Günü kapsamında düzenlenen etkinliklerle, göçmen kuş türlerinin yaşam alanlarının korunması için farkındalık oluşturulması amaçlanıyor.
Göçmen kuşların karşılaşabileceği risklerin erken tespiti, ekosistem takibi ve biyolojik çeşitliliğin kayıt altına alınması noktasında kuş gözlemciliği büyük önem taşıyor.
Küçük yaşlardan itibaren doğa ve kuşlarla özel bir bağ kuran Erdem Kuruca, bu ilgisini ilerleyen yaşlarda doğa ve kuş gözlemciliğine dönüştürdü.
Kuruca, ayrıca İklim Değişikliği Başkanlığı, UNICEF Türkiye ve Doğa Koruma Merkezi ile farkındalık faaliyetleri gösteren 'iklim elçileri'nden biri olarak da çalışmalarını sürdürüyor.
Kuşlara karşı beslediği ilgiyi hobi haline getiren Kuruca, kuş gözlemciliğine uzanan hikayesini AA muhabirine anlattı.
- 'Kuşlar indikatör türler'
Yaklaşık 6 yıl önce İstanbul'un çok fazla biyoçeşitliliğe sahip olmadığını düşündüğünü, bu nedenle evde çeşitli hayvanlar beslediğini belirten Kuruca, yeni insanlar tanıdıkça İstanbul'daki biyoçeşitliliğin farkına vardığını ve gözlem yapmaya başladığını söyledi.
Kuruca, doğadaki hayvanlar hakkında şaşırtıcı bilgiler edinmeye başladığını ve bunları başkalarına aktararak hem insanlara hem doğaya katkıda bulunabileceğinin farkına vardığını kaydetti.
Kuş türlerinin karşılaştığı en büyük sorunun farkındalık eksikliği olduğunu dile getiren Kuruca, sözlerini şöyle sürdürdü:
'Kuş gözlemciliği ve doğa gözlemciliği genel olarak bir fark etme sanatı. Her gün yanından geçtiğiniz ağaçtaki kuşları, serçeleri, kızılgerdanları, ispinozları, büyük baştankaraları görebilme, onları fark edebilme, onların da varlığından haberdar olabilme... Kuş gözlemciliği çok değerli bir şey çünkü kuşlar indikatör türler. Biz bir ekosisteme girdiğimizde oradaki kuşların mevcut varlığından o ekosisteme dair aslında bir rapor okuyoruz aynı zamanda. Örneğin bir alanda bir dere kuşu bulunuyorsa o bölgedeki suların genel olarak temiz olduğundan bahsedebiliriz. Çünkü dere kuşu temiz su indikatörü olan bir tür. Bu yüzden bir dere kuşunun olduğu yerdeki suyu rahatlıkla içebilirsiniz. Bu açıdan kuş gözlemciliğini çok değerli buluyorum. Hem toplumsal olarak hem ekolojik olarak da oldukça faydalı olduğunu düşünüyorum.'
Kuruca, kuş gözlemciliğiyle birlikte kuş halkalama istasyonları ve kuş göçü araştırmaları merkezlerinde hem bilimsel çalışmalara katkıda bulunmak hem de kuşlarla ilgili daha fazla bilgi edinmek için araştırmalara katıldığını anlattı.
Kuş gözlemciliğinin sadece kuşları izlemekten ibaret olmadığını vurgulayan Kuruca, doğa yürüyüşü, doğa fotoğrafçılığı ve vatandaş biliminin de bir küme olarak kuş gözlemciliğinin içinde bulunduğuna değindi.
- İstanbul'a 'sıkışan kuşları' belgeselde anlatacak
Kuruca, İstanbul'un kuş göçleri için 'başkent' olduğuna ve dünyanın hiçbir yerinden bu kadar leylek veya yırtıcı kuş geçmediğine işaret etti.
İstanbul Arel Üniversitesi ile bilimsel araştırma projesi olarak 'Kente Sıkışan Kuşlar' isimli belgesel hazırlamaya başladıklarını bildiren Kuruca, şöyle devam etti:
'Yaklaşık 20'ye yakın kişiyle ki bu 20 kişinin arasında kuş gözlemcileri, ornitologlar, şehir planlamacıları, veteriner hekimler bulunuyor, bütün bu kişiler İstanbul'da kuşların yaşadığı sorunlara dair kendi perspektiflerinden durumu aktardılar ve biz bütün bunları sentezleyerek ortaya koyduk. Bu projeyle amacımız, İstanbul'un kuşlar için nasıl bir başkent olduğunu göstermek ve onların yaşadığı sorunları onlara aktarabilmek.'
Belgeselin yakın zamanda yayımlanacağını, sonrasında festivallere ve diğer yayın organlarına başvuracaklarını belirten Kuruca, bir kuşun özgürleşmesini, kanat açmasını sağlayabilmek için daha fazla insana ulaşmayı hedeflediklerini dile getirdi.
Kuruca, İstanbul'daki kuşların çok sayıda sorunu bulunduğunu ancak bunların başında, yoğun kentleşmeden dolayı yaşam alanlarının kaybedilmesine yol açan habitat kaybının ve avcılığın geldiğini söyledi.
Kuşların tedirgin oldukları ortamdan kaçabilme fırsatı varken ağaç veya sincap gibi canlıların bu şansa sahip olmadığını kaydeden Kuruca, bir bölgede kuş olmadığında bu durumun aslında bir işaret anlamına geldiğini sözlerine ekledi.





