İSTANBUL (AA) - Tunus'taki Nahda Hareketi lideri Raşid el-Gannuşi'nin tutuklanmasının üçüncü yıl dönümü vesilesiyle düzenlenen konferansta, uzmanlar İslam dünyasında egemenlik, siyasi uzlaşı kültürü ve küresel güç dengelerini ele aldı.
İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi'nde (İZÜ), Hayreddin Paşa Vakfı ve İZÜ İslam ve Küresel İlişkiler Merkezi (CIGA) işbirliğiyle 'Şeyh Raşid el-Gannuşi'nin Tutuklanmasının Üçüncü Yıl Dönümünde, Ümmet ve Egemenlik: Kapsamlı Bir Uzlaşı Stratejisine Doğru' konulu konferans düzenlendi.
Konferansın açılışında konuşan CIGA Direktörü Prof. Dr. Sami el-Aryan, İslam ümmetinin en büyük eksikliğinin egemenlik olduğunu vurguladı.
Aryan, İslam dünyasının 'irade ve egemenliğini geri kazanması gerektiğini' belirterek, 'Gannuşi, elli yılı aşkın süredir bu değerler uğruna mücadele eden bir semboldür.' dedi.
Müslümanların sayıca az oldukları için değil, dünyevileşme ve değerlerden uzaklaşma nedeniyle zayıf düştüklerini ifade eden Aryan, 'Bugün 21. yüzyılda şahit olduğumuz olaylar, ümmetin egemenliğini geri kazanma çabası ile bu çabayı içeriden kırmaya çalışan karşı devrimler arasındaki mücadeledir. Bu karşı devrimler, halkların yolsuzluk ve istibdattan kurtulma iradesini yeniden karanlığa gömmek için ortaya çıkmıştır.' dedi.
- 'Gannuşi'nin savunduğu ulusal uzlaşı zeminine dönülmeli'
Nahda Hareketi lideri Raşid el-Gannuşi'nin Siyasi Danışmanı Riyad eş-Şuaybi ise Gannuşi'nin uzlaşıyı basit bir seçenek değil, ümmetin bekası için bir şart olarak gördüğünü belirtti.
Eş-Şuaybi, Birleşmiş Milletler Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu'nun 10 Kasım 2025 tarihli kararına atıfta bulunarak şunları kaydetti:
'Birleşmiş Milletler (BM), Gannuşi'nin tutukluluğunun hukuka aykırı ve keyfi olduğunu tescil etmiş, derhal serbest bırakılması çağrısında bulunmuştur. Bu karar, hayatını özgürlük ve insan onuruna adamış bir mütefekkir için uluslararası bir adaletin tecellisidir. Tunus'un kurtuluşu, dışlayıcı politikalardan vazgeçilip Gannuşi'nin savunduğu ulusal uzlaşı zeminine dönülmesinden geçmektedir.'
Katar Üniversitesi'nden akademisyen Ahmed Abdunnebi, İslam dünyasındaki demokratikleşme süreçlerini ve bu süreçlerin önündeki engelleri değerlendirdi. Abdunnebi, güçlü bir demokrasinin inşası için şiddet ve dışlama yerine akılcı bir diyaloğun şart olduğunu belirterek, 'Demokrasi, sadece çoğunluğun azınlığa hükmetmesi değil, toplumsal çeşitliliğin ve farklılıkların tanınması üzerine kurulu bir sistemdir.' dedi.
Siyasi istikrarın kalkınma için bir ön koşul olduğunu vurgulayan Abdunnebi, demokratik kazanımların korunabilmesi için halkın siyasi süreçlere aktif katılımının ve hukuki eşitliğin tavizsiz uygulanması gerektiğini ifade etti.
Abdunnebi ayrıca, mevcut krizlere rağmen İslam toplumlarında demokrasinin hala mümkün olduğunu ve çözümün popülist yaklaşımlar yerine rasyonel ve uzlaşmacı bir dilden geçtiğini kaydetti.
Libya ve Tunus örneklerini karşılaştıran Nizar Kerikiş, 'Siyasi sistem tasarımı insanların gerçek hayatına dokunmalıdır. Uzlaşı, sadece elitler arası bir anlaşma değil, toplumun tüm katmanlarını kapsayan bir inşa süreci olmalıdır.' değerlendirmesinde bulundu.
Sudanlı akademisyen Seyyid Kusey Mahcub ise Sudan'daki 'ulusal kongre' tecrübelerinden örnekler vererek, egemenliğin inşasında bireyin ve toplumun ahlaki ve fikri gelişiminin önemine dikkati çekti. Mahcub, 'Güçlü bir ulusal yapı kurmadan küresel müdahalelere karşı durmak mümkün değildir.' dedi.
- 'Gannuşi, tüm ümmet için konuşan bir mütefekkirdir'
İZÜ Öğretim Görevlisi Dr. Ömer Faruk Korkmaz, Gannuşi'nin fikirlerinin Türkiye ve İslam dünyasındaki etkisine değinerek, 'Gannuşi sadece Tunus için değil, tüm ümmet için konuşan bir mütefekkirdir.' dedi.
Korkmaz, Gannuşi'nin fikirlerinin sadece Tunus'un sınırlarına hapsolmadığını belirterek, 'Türkiye başta olmak üzere pek çok İslam ülkesindeki genç nesillere ilham kaynağı olmuştur. Şahsen onun demokrasi ve çoğulculuk üzerine yazdığı eserlerin, İslam dünyasındaki otoriter eğilimlere karşı en güçlü entelektüel kalkanlardan biri olduğunu düşünüyorum.' ifadelerini kullandı.
Katar Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhammed Muhtar eş-Şankıti ise İslam dünyasının küresel kutuplaşmadaki yerini analiz etti.
Şankiti, 'Çin'in yükselişi ve Rusya'nın jeopolitik hamleleri' karşısında İslam dünyasının stratejik bir boşluk içinde olduğunu belirterek, şu değerlendirmeleri yaptı:
'Batı ile değerler, Çin ile ise bazı siyasi pozisyonlar açısından yakınlıklar olsa da, İslam dünyasının asıl ihtiyacı kendi iç bütünlüğünü ve özgün medeniyet projesini hayata geçirmektir. Bugün İslam dünyası, merkezi bir güçten yoksun olması nedeniyle stratejik bir parçalanmışlık ve dış müdahalelere karşı savunmasızlık yaşamaktadır.'
Mevcut durumda küresel güçlerin İslam dünyası üzerinde nüfuz alanları kurduğunu vurgulayan Şankiti, 'Bizler ancak kendi 'öz bağışıklığımızı' ve birliğimizi inşa ederek bu kuşatmayı yarabiliriz. Unutulmamalıdır ki dış egemenlik, ancak içerdeki özgürlük ve adaletle kalıcı hale gelebilir.' ifadelerini sözlerine ekledi.
Konferansta konuşan İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ramazan Yıldırım ise Gannuşi ile 1996 yılında Yeni Şafak gazetesinde yaptığı söyleşisini anlatarak, İslam ve demokrasi tartışmaları hususunda yaptığı katkıları dile getirdi.
- Konferansın sonucunda 'tavsiye kararlar' duyuruldu
Konferans kapsamında duyurulan tavsiye kararlarda, öncelikle İslam dünyasındaki güncel uzlaşı süreçlerini değerlendirmek ve kalıcı bir diyalog zemini oluşturmak amacıyla İstanbul'da her yıl düzenlenecek 'İstanbul Diyalogları' forumunun hayata geçirilmesi önerildi.
Tunus'taki demokratik sürecin sembol ismi olarak gösterilen Gannuşi adına, uzlaşı kültürünü ve entelektüel üretimi teşvik edecek uluslararası bir düşünce ödülünün verilmesi tavsiye edildi.
Siyasi ve toplumsal istikrarın tesisi için egemenlik, çoğulculuk, özgürlük, sosyal adalet ve dış nüfuzdan bağımsızlık ilkelerini kapsayan altı maddelik bir 'müzakere edilemez ilkeler beyannamesi' benimsenmesi çağrısında bulunuldu.
BM ve Parlamentolar Arası Birlik (PAB) kararları uyarınca hukuka aykırı şekilde tutuklanan Raşid el-Gannuşi'nin 'derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılması' talebi yinelendi.
İstanbul merkezli daimi bir uluslararası düşünce platformu kurulması, bu merkezin kriz bölgeleri için politika belgeleri üretmesi ve stratejik arabuluculuk rolleri üstlenmesi gerektiği vurgulandı.
İslam dünyasındaki ana akım siyasi ve fikri hareketler arasında insan hakları, iyi yönetişim ve özgürlük temelinde kapsamlı bir medeniyet diyalogu başlatılması önerildi.
Dış müdahalelerin ve bağımlılığın sonlandırılması amacıyla yasama, ekonomi ve bilgi üretimi alanlarında tam bağımsızlığı hedefleyen stratejilerinin ivedilikle uygulanması istenildi.
Eğitim reformu, kadınların toplumsal süreçlere etkin katılımı ve bağımsız bir medya ağının kurulması, İslam dünyasının kalkınması için öncelikli stratejik alanlar olarak belirlendi.
Bölgesel ekonomik refahın artırılması için yerel kaynaklara dayalı güçlü ticaret ağlarının kurulması ve medeniyet blokunun iktisadi temellerinin güçlendirilmesi de tavsiyeler arasında yer aldı.
- Gannuşi'nin tutuklanması
Nahda Hareketi lideri Raşid el-Gannuşi, 17 Nisan 2023'te evine düzenlenen operasyonla gözaltına alınmış, daha sonra 'şiddet ve düzensizliğe teşvik' suçlamasıyla tutuklanmıştı.
Tunus'ta bir mahkeme son olarak nisan ayında görülen ve kamuoyunda 'ramazan sohbeti' olarak bilinen dava kapsamında Gannuşi hakkında 20 yıl hapis cezası vermişti.
Ayrıca farklı davalarda da hakkında çeşitli hapis cezaları bulunan Gannuşi'nin, 'devlet güvenliğine karşı komplo' suçlamasıyla verilen cezası da temyiz aşamasında artırılmıştı.





