ŞAM (AA) - AHMET KARAAHMET - Suriye'nin başkenti Şam'daki Yermuk Mülteci Kampı'nda yaşayan, 1948'de İsrail'in kurulmasıyla Filistinlilerin zorunlu göçe tâbi tutulduğu Nekbe'nin (Büyük Felaket) tanığı 86 yaşındaki Mahmut Mıfleh, 'Bir hafta sonra döneceksiniz dediler, ama o bir hafta 80 yıla yaklaştı.' dedi.

Çocukluğunu Filistin'in Taberiye Gölü kıyısındaki Semah köyünde geçiren Mıfleh, Nekbe'nin üzerinden 78 yıl geçmesine rağmen yağmur altındaki zorlu göç yolculuğunu, buğday tarlalarını ve geride bırakılan evlerini hâlâ unutamıyor.

Bugün Şam'daki Yermuk Mülteci Kampı'nda mütevazı bir evde yaşayan yaşlı adam, zamanının büyük bölümünü Nekbe üzerine yazılar ve şiirler yazarak geçiriyor.

Hatıralarını gelecek nesillere aktarmayı görev bildiğini söyleyen Nekbe'nin yorgun tanığı, çocuk yaşta yaşadığı zorunlu göçü ve yıllar süren mültecilik hayatını AA muhabirine anlattı.

- 'Yağmurun çok şiddetli yağdığını hatırlıyorum'

Yıllar sonra bile o günü 'bir haftalık ayrılık' olarak hatırladığını dile getiren Mıfleh, yağmurlu kaçış yolculuğunu şu sözlerle anlattı:

'Yağmurun çok şiddetli yağdığını hatırlıyorum. Etrafı buğday ovaları kaplamıştı. Küçükken buğday başaklarının arasına saklanırsam beni gizleyeceğini düşünürdüm. Yürürken uzun başakların arasına girer, yağmurdan korunmaya çalışırdım. Başaklar gerçekten uzundu ama ne beni yağmurdan koruyabildi ne de ıslanmama engel olabildi.'

Evlerinden hiçbir eşya almadan ayrıldıklarını dile getiren Mıfleh, o günlerde halka kısa süre içinde geri dönüleceğinin söylendiğini aktardı.

Mıfleh, şu ifadeleri kullandı:

'Arap Kurtuluş Ordusu'nun Semah'ın kapısına kadar geldiğini ve yakında geri döneceğimizi söylediler. Bu yüzden bize 'Hiçbir şey taşımayın, bir hafta sonra döneceksiniz' dediler. Ama o bir hafta, 80 yıla uzandı.'

- Köy tamamen yok edildi

Savaşın ardından Semah köyünün tamamen yok edildiğini belirten Mıfleh, köyün bulunduğu alanın balık yetiştirme göletlerine dönüştürüldüğünü söyledi.

Köyden geriye yalnızca eski tren istasyonunun kaldığını aktaran Mıfleh, Osmanlı döneminde inşa edilen hattın Şam'dan başlayarak Dera, Semah, Hayfa, Gazze ve Mısır'a kadar uzandığını ve bölge halkının ulaşımında önemli rol oynadığını ifade etti.

- 'Evine girilen bir kadının boğazı kesilmişti'

Katliamlara doğrudan tanık olmadığını belirten Mıfleh, ancak ailesinden köyde sivillere yönelik birçok katliam hikâyesi dinlediğini anlattı.

Mıfleh, 'Bana anlatılan olaylardan biri, evine girilen bir kadının boğazının kesilmesiydi. Bu olay köyde büyük korku yarattı. İnsanlar evlerini, geçim kaynaklarını ve her şeylerini bırakıp kaçtı.' diye konuştu.

- Göç yolculuğu, son derece ağır şartlarda geçti

Ailesinin ilk olarak Semah yakınındaki Tevafik köyüne sığındığını söyleyen Mıfleh, bombardımandan uzaklaşmak için daha sonra Hemme bölgesine geçtiklerini belirtti.

Göç yolculuğunun son derece ağır şartlarda geçtiğini dile getiren Mıfleh, insanların çoğunun yağmur altında yalınayak yürüdüğünü, bazılarının ise katır ve eşeklerin çektiği arabalarla ilerlediğini anlattı.

Hemme bölgesine ulaştıktan sonra Semah halkının farklı bölgelere dağıldığını ifade eden Mıfleh, bir kısmının Ürdün'e geçtiğini, bazı akrabalarının orada vatandaşlık aldığını söyledi.

Mültecilik hayatının zorlu koşullar altında geçtiğini vurgulayan Mıfleh, Suriye'deki Dera Mülteci Kampı'nda büyüdüğünü anlattı.

Mıfleh, 'Elektriğimiz yoktu. Gaz lambasını çamur duvara asar, onun ışığında ders çalışırdık. Bazen lambanın ışığı söner, bazen camı isle kaplanırdı.' diye konuştu.

- 'Filistinliler toprağını satmadı, bu büyük bir iftira'

Aradan geçen yıllara rağmen Filistin'in hafızalarından silinmediğini vurgulayan Mıfleh, dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan Filistinlilerin de ülkelerine bağlılıklarını koruduğunu söyledi.

Filistinlilerin 'topraklarını sattığı' yönündeki iddiaları şiddetle reddeden Mıfleh, 'Bu büyük bir iftira. Gerçek Filistinli, toprağını satmadı. Çünkü toprak onlar için namustur.' ifadelerini kullandı.

Filistin davasının kuşaktan kuşağa aktarıldığını ifade eden Mıfleh, 'Filistin sevgisi dededen babaya, babadan oğula, oğuldan toruna geçti. Bugün dört nesil oldu ama dava hâlâ yaşıyor.' şeklinde konuştu.

- 'Biz geri dönüyoruz'

İsrail'e mesajının sorulması üzerine ise Mıfleh, 'Biz geri dönüyoruz. Toprağımıza ve doğduğumuz yerlere dönmeden huzur bulmayacağız.' ifadelerini kullandı.

Mıfleh, röportajın sonunda yanında taşıdığı Kudüs şiirinden şu dizeleri okudu:

'Ey Allah'ın şehri, yarın sana doğru yelken açıyoruz,

Küreklerimizle meydan okuyoruz.

Senin halkın zeytin ağacı gibi köklüdür,

Asildir, dimdik ayaktadır'

- 1948'den beri dinmeyen acı: Nekbe

Filistinliler, İsrail'in 14 Mayıs 1948'de işgal ettiği Filistin topraklarında bağımsızlığını ilan etmesi ve Filistinlileri zorunlu göçe tabi tutması nedeniyle 15 Mayıs'ı 'Nekbe' (Büyük Felaket) olarak anıyor.

Afrika CEO Forumu, Ruanda'da başladı
Afrika CEO Forumu, Ruanda'da başladı
İçeriği Görüntüle

İsrail güçleri Nekbe sırasında 1 milyona yakın Filistinliyi zorla topraklarından çıkararak sürgün etti; Filistinlilere ait 675 köy ve kasaba yok edildi. Siyonist çeteler, 70'ten fazla katliam gerçekleştirdi ve 15 binden fazla Filistinli yaşamını yitirdi.

Kaynak: AA