Rusya'da 15-17 Mart tarihleri arasında yapılan devlet başkanlığı seçimleri tüm dünyada olduğu gibi Rusya'da da bir formalite olarak algılandı. Vladimir Putin'in seçim zaferinin duyurulduğu açıklama da aynı şekilde. Peki Rusya'daki gelişmeler bundan sonra bundan nasıl seyredecek? Bu tartışmalı galibiyet Putin'e daha fazla güç kazandırabilecek mi? 

Putin rejiminin sağlamlaştırılması

"Açıklanan yüzde 87 (Putin'in aldığı öne sürülen oy oranı), rejimin ve giderek diktatörleşen Putin yönetiminin onaylanması demek" diyen Hamburg Üniversitesi Barış Araştırmaları ve Güvenlik Politikası Enstitüsü uzmanlarından Regina Heller, bu sonucun "seçmenin iradesini değil, rejimin isteğini" yansıttığını söylüyor. Heller, seçim sonuçlarının nihayetinde "Putin'in politikalarına ve rejimine bir nevi ruhsat verdiği ve bunun Ukrayna ile ilgili siyaseti için de geçerli olduğu" görüşünde.

Doğu Avrupa Uzmanı Hans-Henning Schröder de Putin rejiminin kendini son dönemlerde sağlamlaştırdığını düşünüyor. Rusya'da son aylarda yaşananları "rejimin harekete geçmesi" olarak değerlendiren Schröder, tartışmalı bir uçak kazasında hayatını kaybeden Wagner Grubu'nun lideri Yevgeni Prigojin'in geçen yılki isyanı sonrası Putin ve rejiminin krize girdiğine dikkat çekiyor.

Kremlin'in bu isyana Putin'in kamusal alandaki faaliyetlerini artırarak yanıt verdiğini ifade eden Hans-Henning Schröder, "Putin tüm ülkeyi dolaştı ve çeşitli platformlardaki çok sayıda etkinlikte kendini gösterdi. Bir dizi de röportaj verdi. Bu görünürlüğü ile ipleri elinde tuttuğu izlenimini yaratmak istedi" diyor.

Uzmanlara göre rejimin varlığını sürdürebilmesinin başlıca nedenler ise ülke ekonomisindeki istikrar ve Batı yaptırımlarının yarattığı olumsuz etkilerin düşük seviyede tutulabilmesi. Ayrıca Rusya'nın Ukrayna'ya karşı sürdürdüğü savaşa karşı çıkanlara uygulanan yoğun baskılar da bu bağlamda etkili oluyor.

Tüm bunlar sayesinde Kremlin'in seçimlerden sonra bugüne dek izlediği politikayı devam ettirebileceğini kaydeden Regina Heller, "Putin'in savaş çizgisini sürdüreceği, savaşı aynı yoğunlukta, sertlikte devam ettireceği ve hatta belki de daha da tırmandıracağı bugünden görülüyor" diyor.  

Ukrayna'nın Rus işgali altındaki kentlerinden Berdyansk'ta Putin motifli süs eşyaları satan bir kadın esnaf - (29.12.2023)

Ukrayna'nın Rus işgali altındaki kentlerinden Berdyansk'ta Putin motifli süs eşyaları satılıyorFotoğraf: Alexei Konovalov/TASS/dpa/picture alliance

Savaş hedefleri için vergiler arttırılacak mı?

Uzmanların bir diğer öngörüsü Rusya'da vergilerin arttırılacağı yönünde. Vladimir Putin, seçimlerden önce Federasyon Konseyi'nde yaptığı konuşmada vergi yasasında değişikliğe gidilmesi için hükümete talimat vermişti. Bu durumu değerlendiren Hans-Henning Schröder, savaşın karşılanması gereken bir maliyetinin olduğunu ifade ediyor.

Innsbruck Üniversitesi'nde siyasal bilgiler profesörü olarak görev yapan ve uzmanlık alanı post-sovyet coğrafyasında güvenlik araştırmaları olan Gerhard Mangott'un konuya dair görüşü şöyle:

"Hükümetin paraya ihtiyacı var. Gelirlerini arttırması gerekiyor ve bu da ancak vergiler arttırılarak sağlanabilir. Artırılacak olan vergilerden gelen kaynağın büyük kısmı da tabii ki savaş için harcanacak."

Türkiye, İngiltere, Çin ve Mısır'dan gerilimi düşürme çağrısı Türkiye, İngiltere, Çin ve Mısır'dan gerilimi düşürme çağrısı

Yeni bir seferberlik dalgası mı geliyor?

Rusya'da halkın geniş bir kesimi de yakında yeni bir seferberlik kararı alınabileceğini düşünüyor. Putin'in savaş söylemlerine aynı sertlikte devam etmesi nedeniyle Rus halkı tarafından bu ihtimalin güçlü görüldüğünü belirten Regina Heller, "Batı'nın Ukrayna'ya yönelik yardımlarının, belki gerektiği kadar güçlü olmadığını görüyoruz" diyerek bunun Kremlin tarafından savaşın gidişatını Rusya'nın avantajına çevirmek için bir fırsat olarak görülebileceğini ve yeni bir seferberlik kararı alınabileceğini ifade ediyor.

Heller, diğer yandan alınacak yeni bir seferberlik kararının, Rus halkındaki savaş yorgunluğu gözönünde bulundurulduğunda Kremlin açısından tehlikeli de olabileceğinin altını çiziyor.

Gerhard Mangott de hem bu sebepten hem de konuya dair kamuoyu araştırmalarından çıkan sonuçlar nedeniyle yeni bir kitlesel seferberlik kararı alınması olasılığını düşük görüyor. "Rus halkının savaşla ilgili ruh halinin değişmeye başladığını unutmamak gerek" diyen Mangott, Levada Merkezi'nin açıkladığı verilerin "Bizim artık savaşın devamına değil, müzakere masasında çözüme ihtiyacımız var" görüşünde olan Rusların sayısının çok daha fazla olduğunu gösterdiğini belirtiyor. 

Rusya'da kamu kurumları tarafından "yabancı ajan" olarak sınıflandırılan Levada Merkezi, Rusya'da devlet tarafından desteklenmeyen tek bağımsız kamuoyu araştırma enstitüsü olarak biliniyor.

Televizyon ekranında, Vladimir Putin ve diğer adayların, Devlet Başkanlığı Seçimi'nde aldığı oy oranını gösteren grafik - (17.03.2024)

Rusya Devlet Başkanlığı Seçimi'ni Vladimir Putin'in yüzde 87 ile kazandığı duyurulduFotoğraf: Maxim Shemetov/REUTERS

Hans-Henning Schröder, yeni bir seferberlik kararı alınıp alınmamasında belirleyici olacak konunun Rusya'nın önümüzdeki aylar için Ukrayna'ya dair planları olduğunu ifade ediyor:

"Amaçları bir taarruz ve Ukrayna'yı dize getirmek ise bunun için silahlı kuvvetlerini büyütmeleri gerekiyor. Sadece savaşı kazanmak adına değil, ülkeyi (Ukrayna) kontrol altında tutabilmek için de. Benim izlenimime göre ise Rusya, en azından ABD'deki başkanlık seçimlerine kadar, savaşta kontrolü elinde tutan taraf olmak ve genel itibarıyla, hem içeriye hem de dışarıya karşı zafere yakın olan tarafın kendi olduğu hissini yaratmak istiyor."

Schröder, Joe Biden'ın kaybedip Donald Trump'ın yeniden başkan olması durumunda, savaştaki durumun Ukrayna aleyhine kökten değişeceğini düşünüyor. Schröder'e göre böyle bir durumda Rusya yeni bir seferberliğe ihtiyaç duymaz.

Yönetim kademesinde yeni bir yapılanma olabilir mi?

Aralarında ABD merkezli yayın kuruluşu Bloomberg'in de olduğu bazı medya kanallarında çıkan, Rusya'da seçimlerden sonra devletin üst düzey yönetim kademesinde köklü değişiklikler yapılacağı yönündeki iddialara ise uzmanlar temkinli yaklaşıyor.

"Ben şu anda (hükümette) zayıf bir nokta görmüyorum" diyen Schröder, Kremlin'in Başbakan Mihail Mişustin'den memnun olduğunu, Rusya Merkez Bankası ile Maliye'den sorumlu politikacıların da Ukrayna'ya saldırı sonrasında, Avrupa Birliği (AB) ve ABD tarafından, Moskova'nın bu şiddette olacağını tahmin etmediği yaptırımları ile sarsılan ekonomiyi istikrara kavuşturduğunu, enflasyonun ise kabul edilebilir oranda olduğunu vurguluyor. Ayrıca tüm ekonominin Avrupa'dan Asya'ya kaydırılması sürecinin de başarılı olduğunu ifade eden Schröder, Putin'in idareye müdahale etmesi için bir sebep bulunmadığını belirtiyor.

Regina Haller ise Vladimir Putin'in ulusa sesleniş konuşmasında dile getirdiği, Rusya'nın savaşa bağlı bir elit sınıfa ihtiyaç duyduğu yönündeki sözlerine dikkat çekerek "Bu belki de gelecekte ya makamların ya da kişilerin değiştirilmesi veya makamlara Putin'in davasına daha sıkı bağlı personelin getirilmesi ile ilgilidir" diyor.

Olası bir değişim tartışmalarında bazı "kızıl prenslerin" göreve hazır olduğunu vurgulayan Heller, bunların Putin'le uzun yıllardır yol arkadaşlığı yapan isimlerin, kendine bağlı ve yakından tanıdığı çocukları olduğunu aktarıyor. 

Regina Heller'e göre, ülke yönetiminde etkili elit sınıflar içinde Putin sonrası döneme kontrollü bir şekilde hazırlanılması ve sistemin devamlılığının güvence altına alınması için uzun vadeli sonuçları olacak bir yeniden yapılanma mümkün.