Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier ile Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Ankara’daki görüşmelerinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısının öne çıkan başlıkları ikili ilişkilerin ve döner tartışmalarının yanı sıra Gazze ve Ukrayna’da halen devam eden savaş oldu.

Steinmeier, Türkiye-Almanya dostluk anlaşmasının 100'üncü yılı nedeniyle yaptığı üç günlük Türkiye ziyaretinin Ankara’daki resmi ayağında Erdoğan ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde bir araya geldi.

Baş başa ve heyetler arası görüşmelerin ardından iki lider ortak basın toplantısında konuşarak soruları yanıtladı.

Steinmeier, diplomatik ilişkilerin başlamasının 100'üncü yılında yaptığı bu ziyareti çok önemli gördüğünü dile getirerek, iki ülkenin aslında daha uzun bir tarihe dayalı geçmişi bulunduğunu hatırlattı.

Türkiye-Almanya ilişkilerinin sadece diplomatik ya da siyasi boyutu bulunmadığını, aynı zamanda insani ilişkilerin iki ülke arasındaki bağları özel kıldığını söyleyen Steinmeier, "Dünyadaki hiçbir ülke ile Almanya’nın bu kadar yoğun ve ailevi ilişkileri yoktur" dedi.

Steinmeier, Şubat 2023’te gerçekleşen Kahramanmaraş depremlerinin ardından Almanya’dan gelen yardım ekiplerinin ve sağlanan insani ve maddi desteğin bu insani bağları gösterdiğini söyleyerek, Gaziantep’te yaptığı temaslarda yeniden inşa çalışmalarını gözlemlediğini ve takdire şayan bulduğunu kaydetti. Depremden Suriyeli sığınmacıların da etkilendiğini belirten Steinmeier, onlarla da konuştuğunu ve Almanya olarak depremzedeleri desteklemeye devam edeceklerini bildirdi.

İki ülke arasındaki ticaret hacminin geçen yıl 55 milyar euro hacmiyle yeni bir rekora ulaştığını söyleyen Steinmeier, şu anda Türkiye'nin finans politikalarının Batı'da büyük takdirle karşılandığını kaydetti.

Steinmeier sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ülkelerimiz ekonomik açıdan zor dönemlerden geçiyor ve ekonomik alışverişimizi artırmak ve iyileştirmek iki tarafın da somut olarak çıkarına. Bu açıdan hukuk güvencesi ve hukuk devleti ilkesinin önemli yatırım koşulları olduğu açık. Pazartesi günü İstanbul'da bir araya geldiğim Alman iş insanları da bunu bana iletti."

Steinmeier, Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerin gelişmesi açısından ise insan hakları, basın özgürlüğü ve hukuk devleti ilkelerinin ön koşul olduğunu ifade ederek, Almanya olarak geçen haftaki AB zirvesinde, ekonomi ve yatırımlar, vize sorunun çözümlenmesi ve göç konuları da dahil olmak üzere Avrupa ile Türkiye arasındaki ilişkilerde somut ilerleme kaydedilmesi için çaba gösterdiklerini söyledi.

Sivil topluma övgü

"Bu gezinin tüm duraklarında gördüm ki Türkiye'nin çok çeşitli bir sivil toplumu var; cesur, bilinçli, çalışkan, azimli, ülkelerini destekleyen ve ülkelerinin iyiliğini isteyen insanları var" diyen Steinmeier, "Tam da bu yüzden Türkiye'nin dinamik, demokratik, Avrupa'ya yönelen bir gelişim göstermesini diliyorum" ifadelerini kullandı.

Alman Cumhurbaşkanı dünyadaki gelişmelerin herkesi son derece endişelendirdiğini de söyleyerek, "Görüşmemizde bunları da ele aldık. Böylesi bir dünyada Türkiye ve Almanya olarak birbirimiz için vazgeçilmez partnerleriz. Birbirimize ihtiyacımız var; gerek NATO gerek G-20'de ve Ortadoğu'daki trajik gelişmelerde de mümkün olduğunca ortak çıkarlarımızı ön plana alarak mümkün olduğunca ortak çözümler bulmalıyız" dedi.

Görüşmelerde Kıbrıs ve Ukrayna konusunu da ele aldıklarını söyleyen Steinmeier, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı Alman hükümeti adına Ukrayna'nın Yeniden İnşası Konferası'na davet etti.

Gazze konusunda farklar ve ortaklıklar

"Ortadoğu'daki sorunla ilgili olaraksa birçok konuda hemfikir değiliz" ifadesini kullanan Steinmeier "Hamas, İsrail'e 7 Ekim'deki vahşice saldırısı ile erkek, kadın ve çocuk 1200 kişiyi öldürdü ve 6 ayı aşkın süredir 130 İsrailliyi rehin tutuyor. Bana göre 7 Ekim saldırısı olmasaydı Ortadoğu'da bu savaş olmazdı" dedi.

Steinmeier görüşmede konuyla ilgili farklılıkların dile geldiğini belirterek "Görüşmemizde ama aynı zamanda ortak hedeflerimizi vurguladık. Gazze'deki insani durumu düzeltmeliyiz, buna mecburuz. Savaşın bölgeye yayılmasını da engellemeliyiz, buna mecburuz. Burada da Türkiye'ye önemli bir rol düşüyor. Sayın Cumhurbaşkanı ile de hepimizin bölgedeki imkanlarımızı, ilişkilerimizi Hamas'ın kaçırdığı rehinelerin serbest kalması için kullanmamız gerektiğini konuştum. Gerilim sarmalından çıkmak için atılacak diğer adımlar için anahtar, bu” ifadelerini kullandı. 

Steinmeier "Filistinliler için siyasi bir perspektif olmadan orta ve uzun vadede barış, İsrail için de güvenlik sağlanamaz, bunda da hemfikiriz. Nihayetinde bu da sadece iki devletli bir çözüm ile olabilir, buraya varacak bir yol bulmalıyız" diye konuştu.

Erdoğan'dan savunma sanayi ve Gazze mesajları

Erdoğan da konuşmasında iki ülke ilişkilerinin önemine atıfta bulunarak, "Beşeri bağlarla bugüne kadar hep güçlenen Türk-Alman dostluğunun kuvvetlenerek gelişmeye devam edeceğine inanıyorum" diye konuştu.

Finlandiyalı genç bilgisayar korsanı Avrupa'nın en çok aranan suçlusuna nasıl dönüştü? Finlandiyalı genç bilgisayar korsanı Avrupa'nın en çok aranan suçlusuna nasıl dönüştü?

Steinmeier ile ilişkileri ilerletme konusunda hemfikir olduklarını söyleyen Erdoğan, NATO müttefiki Almanya ile güvenlikten, ekonomiye, kültürden, bilime her alanda yoğun ilişkilere sahip olunduğunu ve 50 milyar doları bulan ikili ticaret hacmini dengeli biçimde 60 milyar dolar seviyesine ulaştırmayı hedeflediklerini kaydetti.

Karşılıklı yatırımların arttırılmasına da özel önem verdiklerini belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

"Savunma sanayi alanındaki iş birliğimizi de ikili ilişkilerimize ve müttefiklik ruhuna uygun şekilde ilerletmek arzusundayız. Savunma sanayinde karşılaştığımız kısıtlamaları artık gündemimizden tamamen çıkartalım istiyorum. Türkiye ve Almanya'nın savunma alanında engelleri değil, bundan sonra ortak üretim projelerini konuşacağını ümit ediyoruz.”

Erdoğan, iki ülke arasındaki beşeri bağlara da işaret ederek, 63 yıl önce Sirkeci garından uğurlanan Türklerin sayısının 3,5 milyona ulaştığını kaydetti.

“63 yıllık süre zarfında Türk toplumu gurbetçilikten çıkarak Almanya'nın sosyal, ekonomik, kültürel ve akademik hayatında kritik rolleri üstlenmeye başladı. Sayın Cumhurbaşkanı'nın heyetinde yer alan değerli temsilciler bunun örneğidir” diyen Erdoğan, Türk toplumunun eşit katılım temelli entegrasyonuna önem verdiklerini belirtti.

“Çifte vatandaşlığı mümkün kılan yeni Alman vatandaşlık yasasını bu bağlamda atılmış kıymetli bir adım olarak görüyoruz” diyen Erdoğan, buna karşılık Avrupa ile birlikte Almanya'da yükselen yabancı karşıtı, İslam düşmanı, aşırı sağcı ve ırkçı örgütlere ilişkin endişelerinin giderek arttığını söyledi.

25 Mart’ta ikisi çocuk, dört kişinin ölümünü hatırlatan Erdoğan, şöyle konuştu:

“25 Mart tarihinde yaşanan menfur hadisenin tamamen aydınlatılması ve sorumlularının cezalandırılması noktasında beklentilerimizi paylaştım. PKK, YPG, FETÖ başta olmak üzere insanlarımızın huzurunu kaçıran ve temsilciliklerimize saldıran terör örgütleriyle mücadeleye de değindik. Müttefiklik hukukumuza zarar veren bu örgütlerle mücadelede daha etkin iş birliğine ihtiyacımız bulunuyor. Terörle mücadele hususunda Alman makamlarından daha fazla destek ve dayanışma beklediğimizi ifade ettim.”

"İsrail ile ticaret bitti”

Görüşmelerde Gümrük Birliği ve vize serbestisi başta olmak üzere atılması gereken adımları ele aldıklarını da söyleyen Erdoğan, Gazze ile ilgili şunları kaydetti:

“Gazze'de 200 gündür yaşanan benzeri görülmemiş zulmün son bulması çağrımızı tekrarladım. Netanyahu sırf siyasi ömrünü uzatmak adına kendi vatandaşları dahil tüm bölgemizin güvenliğini tehlikeye atıyor. İsrail yönetiminin Gazze'de işledikleri insanlık suçlarını ve katliamlarını gündemden düşürme çabalarına prim verilmemesi gerekiyor. İsrail'in saldırıları devam ettiği müddetçe hem bölgesel hem de küresel barışa yönelik tehditlerin arttığının herkes bilincindedir.”

Erdoğan, Türkiye olarak ateşkesin sağlanması, kesintisiz ve yeterli insani yardımın Filistin halkına ulaştırılmasına yönelik çabaları artırarak sürdüreceklerini belirterek, İsrail ile ticaretin ayakta tutulmasının Türkiye’nin Gazze politikası ile çelişki yaratıp yaratmadığına ilişkin soru üzerine şöyle konuştu:

"Yoğun ticari ilişkileri artık ayakta tutmuyoruz. O iş bitti. Bunu da kısa zaman önce Dışişleri Bakanım açıkladı. Fakat şunu bilmenizi istiyorum. Şu anda İsrail'in Gazze'ye yaptığı saldırılardaki ölüm sayısı ne yazık ki 45 bini buldu. Bu rakamı bir kenara koymamız söz konusu olamaz. Yaralılar ise 75 bini buldu.”

Bu yaralılar içerisinde durumu ağır olanların bir kısmını aldıklarını ve tedavi ettirdiklerini belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Burada maalesef ağır bir manzara var. Bu manzarayı Alman dostlarımızın görmesi lazım. Gazze, Filistin tamamıyla yerle yeksan olmuş, her taraf yıkılmış. Kaldı ki İsrail ile Gazze'nin silah, mühimmat, araç, gereçleri bunlar zaten mukayese edilmez. Bunları görerek değerlendirmeyi yapmak lazım. Bütün bunların yanında tüm Batı kimin yanında yer alıyor? İsrail'in yanında yer alıyor. İsrail'in acımasız saldırıları karşısında Gazze'nin böyle bir imkanı var mı? Yok. İmkansızlıklar içerisinde bütün bunlara rağmen biz şu anda rehinelerin takası noktasında bir gayret ve mücadelenin içerisindeyiz. Temenni ederiz ki bu takasta başarılı oluruz."

Döner tartışması

Steinmeier ve Erdoğan'a gazetecilerden yöneltilen sorulardan biri de konuk cumhurbaşkanının Almanya'dan gelirken yanında getirdiği döner oldu.

Erdoğan esprili bir dille "Döner İstanbul'da bitirildi herhalde” yanıtını verirken, Steinmeier beraberinde döner getirmesini değil, bu tartışmaları yüzeysel bulduğunu kaydetti.

Steinmeier, Türkiye'ye kalabalık bir heyetle geldiğini ve heyetin Alman-Türk toplumunun çeşitliliğini yansıttığını söyledi. Heyette Hannover Belediye Başkanı Belit Onay, tiyatrocu Adnan Maral, CDU milletvekili Serap Güler, yazar Dinçer Güçyeter gibi isimlerin de olduğuna dikkat çeken Steinmeier, "Bu durum yeni Almanya'yı şekillendiren bir çeşitlilik. Bunun anlaşılmasını ümit ediyorum ve bu yüzeyselliği artık geride bıraktığımızı düşünüyorum” diye konuştu.

Bir gazetecinin Uluslararası Adalet Divanı'nda soykırıma yardım suçlamasıyla Almanya aleyhinde açılan davayı hatırlatması ve görüşünü sormasına karşılık Steinmeier, mahkeme nezdinde bu konuda girişimde bulunduklarını söyleyerek, "Biz bu nitelemeyi paylaşmıyoruz ve hukukçularımız uluslararası mahkeme nezdinde bu konumumuzu savunuyor” yanıtını verdi.

Steinmeier, bir başka gazetecinin Almanya'da Türk kökenli vatandaşlara yönelik ırkçı saldırıları hatırlatarak, ne gibi önlemler alındığını sorması üzerine de şunları kaydetti:

"Sayın Cumhurbaşkanıyla bu konuyu konuştum ve sizin bahsettiğiniz olayın beni de en az Türkiye Cumhurbaşkanı'nı üzdüğü kadar üzdüğünü teyit ettim. Solingen'deki saldırının 30'uncu yıl dönümü vesilesiyle bir konuşma yaptım, o saldırının mağdurlarının yakınlarının da bulunduğu çok duygusal bir anmaya katıldım. Bu kadar duygusal bir etkinlikten sonra aslında benzer bir olayın tekrarlanabileceği düşünülemezdi. Sorunuzda ifade ettiğiniz husus ise farklı. Yeni bir saldırı oldu maalesef. Alman güvenlik güçleri ve yargısının bu olayda bu faillere hak ettikleri cezayı vereceklerini temin edebilirim.”