İSTANBUL (AA) - Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, bugün yaptıkları hiçbir işin skor levhasına bakmadığını belirterek, 'Ben geleceğe bakıyorum. Dünyanın en ince çeliğini üreten 3 şirketten birisiyiz. Yani, peçete kağıdı inceliğinde, yufka inceliğinde çelik üretiyoruz. Bunu hakikaten muazzam bir teknolojiyle yapıyoruz.' dedi.
Genç MÜSİAD tarafından iki yılda bir düzenlenen, AA'nın global iletişim ortağı olduğu ve bu sene 'Future: Today' temasıyla 9'uncusu düzenlenen Uluslararası Genç İşadamları Kongresi (UGİK'26) devam ediyor.
İş dünyası liderleri, girişimciler, yatırımcılar ve akademisyenleri bir araya getiren kongre, katılımcıların iş dünyasında yaşanan dönüşümü doğru okumaları, bu dönüşüme uygun stratejiler geliştirmeleri ve küresel ölçekte rekabet edebilecek bir vizyon kazanma fırsatı sunmayı amaçlıyor.
Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, etkinlik kapsamında düzenlenen 'Süreklilik ve Yenilik' başlıklı oturumda yaptığı konuşmada, 55 yıllık iş hayatı olduğunu ifade etti.
Avrupa'nın en büyük çelik boru üreticisi olduklarını kaydeden Tosyalı, 'Avrupa'daki bütün boru işini, bütün gaz, su, altyapılarının borularını tamamını karşılıyoruz.' diye konuştu.
Tosyalı, bugün yaptıkları hiçbir işin skor levhasına bakmadığını dile getirerek, 'Ben geleceğe bakıyorum. Dünyanın en ince çeliğini üreten 3 şirketten birisiyiz. Yani peçete kağıdı inceliğinde, yufka inceliğinde çelik üretiyoruz. Bunu hakikaten muazzam bir teknolojiyle yapıyoruz. Dünyadaki en ileri teknoloji. Bu işletmemizde biz verimlilik odaklı çalışmaya başladık. 1100 kişi çalışıyordu. Son 2-3 yıldır yaptığımız otomasyon iyileştirmeleriyle 800'e kadar düşürdük. Üretimimizi de artırdık. Gayet iyi gidiyoruz.' açıklamasını yaptı.
Hareket eden her şeyde inanılmaz fırsatların olduğuna işaret eden Tosyalı, 'Stabil duran şeyde fırsat olmaz. Ben hareket gören her şeyde fırsat görüyorum. Duran şeyi de hareketlendirmek için çalışıyorum.' dedi.
- 'Saadeti parada, güçte, çevrede, imkanda arayanlar kendilerini daha da kaybediyor'
Yeşilay Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç de 'Kendini Bul' başlıklı oturumda yaptığı konuşmada, insanların günümüzde problemlerin çözümünü yanlış yerde aradıklarına dikkati çekti.
'İnsanlar, problemlerinin çözümünü korktuğu, çekindiği veya bilmediği için sürekli yanlış yerlerde aradığından bulması mümkün değil' diye konuşan Dinç, saadeti parada, güçte, çevrede, imkanda arayanların kendilerini daha da kaybettiğine vurgu yaptı.
Dinç, şu ifadeleri kullandı:
'Türkçemizde kendiyle alakalı kelimeleri etraflıca bir düşünmemiz lazım. Yani bu kendine gel meselesi ne demektir? Kendini bul meselesi ne demektir? Kendine hâkim ol meselesi ne demektir? Kendinden bilme meselesi ne demektir? Bunları vukufiyet kazanacak kadar düşünmemiz lazım ama en temelde şunu söyleyebiliriz; Özümüzde bir güzellik, bir iyilik var. Onunla barışmak, birleşmek, tanışmak zorundayız. Bunun için emek vermek durumundayız. İnsan şu kelimeyi kullanır bazen, kendimle kalmalıyım. Hakikaten kendiyle kalması lazım. Çünkü bu dönemde birçok şeye aşinalık kazanıyoruz. Ama en ırak kaldığımız, en yabancı kaldığımız 'kendimiz' oluyor.'
- 'Önce şahsiyet, sonra kimlik, en son bir haysiyet kazanılır'
İstanbul Medeniyet Üniversitesi Bilim Tarihi Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. İhsan Fazlıoğlu ise kişinin kendini tutunduğu sözde bulacağını ifade etti.
Fazlıoğlu, kişinin neye tutunduğunun, kendisiyle alakalı kanaatinin sıfır zemini olduğunu ifade ederek, 'Oradan başlayabilirsiniz. Eğer paraya tutunuyorsanız, kendiniz orada bulunursunuz. Makama tutunuyorsanız, kendiniz orada bulunursunuz.' dedi.
İnsanın varlık sahnesinde işaret edilebilir olması gerektiğine vurgu yapan Fazlıoğlu, 'Sadece kendilik önemli değil. Önce, şahsiyetini kazanacak insan, benliğini kazanacak. İşaret edip de bir hale gelmeyen bir insan, hiçbir şey yapamayacak. Omurgasını kırdığımız bir insan, ufka bakmayı beceremeyen bir insan, soru sormasını beceremeyen bir insanla siz kendilik, haysiyet, hüviyet beklemezsiniz. Önce şahsiyet, sonra kimlik, en son bir haysiyet kazanılır.' değerlendirmesinde bulundu.





