İngiltere başta olmak üzere dünyanın farklı noktalarında açtığı Sofra Restaurant’larla tanınan ünlü gurme Hüseyin Özer, Londra kent merkezinde ‘Sofra Steak’ ve 'Sofra Balık’ adıyla iki yeni restaurantı hizmete açtı.

Sofra Restaurantların yeni şubesi, Londra şehir merkezinde, Bond Street metro istasyonu yakınındaki ‘South Molton Street’ üzerinde yan yana, iki ayrı mönü ile servis verecek.

Perşembe sabahından itibaren hizmet vermeye başlayan Sofra Steak ve Sofra Balık, hakkında bilgi veren ünlü gurme Hüseyin Özer, “bir yer arıyorduk, yan yana iki mekan bulduk. Tarihi bina olması sebebiyle birleştirme imkanı olmadığından iki ayrı mönü ile iki ayrı restorant olarak hizmet sunmayı tercih ettik” diye konuştu.

BİNA KAYNAKLI NEDENLE RESTORASYON UZUN SÜRDÜ

Özer, yeni restorantları yaz ortasında açmayı hedeflediklerini belirterek, sürecin bugünlere kadar uzamasını şu sözlerle dile getirdi:

“Yeni restorant için dükkan arıyordum. Allah’ın lütfû ile bir yer yerine iki dükkan buldum. Tarihi bina olduğu için ikisini birleştiremediğimiz bu iki yan yana dükkanı bulduk. Bu nedenle dekorasyonu çok uzun sürdü. Normalde yaz ortasında açmayı hedefliyorduk ama kış ortasında açabildik.

Farklı problemler sebebiyle hem çok zaman, hem de çok para harcadık. Yaz ayında açabilsek burada insanlar kuyruk olacaktı ama kısmet bugüneymiş, kışın ortasında açabildik.

Allah böyle kısmet etmiş, bir yerine iki dükkanımız oldu.

Birini ‘Balık Restoranı’ olarak düzenledik. Yurt dışında bir Türk insanı ilk defa adı da ‘Balık’ olan balık restorantı açıyor. ‘Fish’ değil, ‘Sofra Balık’ ve Sofra Steak House’ olarak hizmete açtık.

Adı üzerinde ‘Steak House’ olacak. ‘Balık’ta Sofra’nın klasik mezeleri de olacak.”

MÜŞTERİ, ŞEFİN YEMEĞİNİ YİYECEK

Hüseyin Özer, her yeni mekanda mönüde de yenilikler yaptığını hatırlatarak, bu yeni mekanda da, Sofra’nın kendi mönüsünde yenilikler de yapacağını kaydetti. Bu yenilikleri, “Kendi anlayışıma göre müşteriler yerken bunu hissettirecek değişiklikler olacak” diye ifade eden Özer şöyle konuştu:

“Sofra Balık’ta kendi sevdiklerimi yapıyorum. Şefler müşteriye yemek yapar ama kendisine ayrı bir yemek yapar. Ben, kendi yediğim yemeği müşteriye satıyorum. Neyi seviyorsam o çeşitleri yaparım.

Mönümüzde yer alan ‘kötü çıkarsa ben yiyeceğim’ diye müşteriye garanti veriyoruz. Kötü çıkıyorsa ben yiyeceğim. Farklı insanlar çalışıyor mutfakta, ürünler yanlış çıkabiliyor. Veya onun damak tadına uygun olmayabiliyor. Benim hoşuma giden müşterinin hoşuna gitmeyebilir. Ben hemen o yemeği geri alırım. Bu nedenle bana ‘deli misin’ diyorlar. İnsanlar bunu istismar edebilir, yapacak bir şey yok. Kaliteli adam kendinden emin olur, korkmaz. Ben de kendime güvendiğim için müşteriye garanti veriyorum.

Yemek yapmak marifet değil, yemeği yemek bir sanattır. Yemek yemeyi bilen en güzel yemeği de yapabilir. Ben böyle düşünüyorum.”

İLKOKULA BİLE GİTMEMİŞ BİRİYİM: BAŞARI ÖLÇÜSÜ PARA KAZANMAK DEĞİLDİR

Hüseyin Özer, köyde geçen çocukluk yıllarında ilk okulu bile okuyamadığını “Okumak için kararlıydım ama o zaman kimse okutmadı. Yetimlerin gittiği mektebe bile göndermediler. İlk Okula gitmemiş biri var şu an karşınızda” sözleriyle dile getirdi.

Çocukluğunda konuştuğu Türkçenin 30 kelimeyi geçmediğinin altını çizerek, bu rağmen okuma hedefine ulaşmak için o yıllarda dönemin siyasetçisi Süleyman Demirel’e mektup yazdırdığını anlattı.

Özer konuşmasını şöyle sürdürdü:

“O zaman Türkçem de yetmezdi. Bütün konuştuğum 30 kelimeyi geçmezdi. Öküzlerin otunu verdin mi, atı bağladın mı, ağıra baktın mı?... Bunlardan ibaretti bütün bildiğim.

Bizim köye ilk radyo gelmişti, hiç anlamıyordum. Ve o zaman kendime, ben bunları öğreneceğim, anlayacağım diye söz vermiştim. Ben hep başarılı olmayı hedefledim, para kazanmayı değil.

Türklerin başarı ölçüsü ‘para’dır. Veya ‘diploma’dır başarı. Ama bana göre para başarı değildir.

Bende para da yok, diploma da yok ama çok mutlu biriyim. Mutluluk günümüzde başarı sayılmıyor, hatta ‘akılsız’ diyorlar.”

Cemal Ezel, ‘Britanya İmparatorluk Nişanı’ almaya layık görüldü Cemal Ezel, ‘Britanya İmparatorluk Nişanı’ almaya layık görüldü

TÜRK İNSANI PARA PEŞİNDE DEĞİL, BAŞARI İÇİN UĞRAŞMALI

Restaurant işletmeciliği ve yemek yapmayı ‘kültür elçiliği’ olarak gördüğünün altını çizen Özer, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

“Ben burada vatanımı temsil ediyorum ve beni daha güçlü kılıyor. Yüreğimizi ortaya koyuyoruz. Her zaman topla tüfekle savaşılmaz. Biz burada kültürümüzün en iyi savaşçısıyız, çünkü kültürümüze sahip çıkıyoruz ve temsil ediyoruz.

Türk insanı yiğittir, güçlüdür ve gittiği her yerde de güçlü olması lazım. Türk insanı, para peşinde değil, kalite peşinde koşarsa hizmet etmiş olur. Biz bugüne kadar bunu yaptık.

Yemek sunan insan doktor gibidir. Hasta, kendisini tedavi eden doktora minnettardır, teşekkür eder. Kültür elçisi olarak müşteri de gelip bana teşekkür eder. Çünkü ben bir kültürü temsil ediyorum. Ben kendimi, kalp doktoru, aşk doktoru, sevgi doktoru yerine koyuyorum. İnsanlar bizim yemeklerimizle mutlu hissediyor kendini. Türkiye Cumhuriyeti’nin kültür doktoru gibi görüyorum kendimi. İnsanlara en iyi yemek kültürümüzü sunayım ki, benim sayemde Türkleri daha çok sevsin insanlar. Nihai amacım budur.”

Sofra Steak ve Sofra Balık restorantlar, 12 South Molton Street, (Bond Street) London W1K 5QN adresinde hizmet veriyor.

İletişim için; Sofra Balık, 00 44 2074992240

Sofra Steak, 00 44 2074992241

Editör: Mehmet Taisi Guzel