İSTANBUL (AA) - GÖKHAN YILDIZ - Dijital helal yatırım platformu Wahed'in Kurucusu Junaid Wahedna, İslami finans sektörünün önündeki en büyük engelin sermaye değil lisanslama süreçleri ve düzenleyici kısıtlar olduğunu belirterek, 'Müslüman ülkelerin İslami finansta öncü olması gerekirken birçok yenilikçi ürünü Batı ülkelerinde daha hızlı hayata geçirebiliyoruz.' dedi.

Wahedna, AA muhabirine, geleneksel oyuncular olan bankaların genellikle yeni ürünleri sunma konusunda ilk fırsatı elde ettiklerini ancak girişimcilerin ve daha küçük şirketlerin de hükümetler ve düzenleyici kurumlar tarafından desteklenmeleri gerektiğini söyledi.

İslami finans sektörünün önündeki en büyük engelin sermaye değil lisanslama süreçleri ve düzenleyici kısıtlar olduğuna dikkati çeken Wahedna, 'Müslüman ülkelerin İslami finansta öncü olması gerekirken birçok yenilikçi ürünü Batı ülkelerinde daha hızlı hayata geçirebiliyoruz.' diye konuştu.

Wahedna, lisans almak, hükümet desteği ve düzenleyici kurumların desteğini sağlamak, dijital ürünler geliştirmek ve yenilikçi finansal çözümleri hayata geçirmek için desteğe ihtiyaç duyduklarını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

'İslami ekonomide konuşulan trilyonlarca doların büyük kısmı aslında borç verme faaliyetlerinden oluşuyor. Bu rakamlar, varlık ya da tasarrufları değil banka kredilerini ifade ediyor. Küresel İslami finans varlıkları, 6 trilyon dolarlık büyüklük de bu şekilde hesaplanıyor. Oysa İslami finans kurumlarında tutulan gerçek tasarruf ve yatırım varlıklarına baktığınızda bu miktarın çok daha düşük olduğunu görürsünüz. Bunun temel nedeni yeterli ürünün bulunmamasıdır.'

Yeni ürünler geliştirmek için çalışılması gerektiğini dile getiren Wahedna, hükümetlerle birlikte çalışarak dijital ürünlere izin verilmesinin sağlanması gerektiğini, böylece İslami ekonomiye daha fazla fon çekilebileceğini ve sermayenin gerçek anlamda fayda üretmesinin sağlanabileceğini anlattı.

Junaid Wahedna, Müslüman ülkelerin İslami finans alanında öncü olmaları gerektiğini vurgulayarak, 'Ne yazık ki gördüğümüz tablo bu değil. Bunun en önemli nedenlerinden biri teknolojiye uyum konusunda yaşanan eksikliklerdir.' ifadelerini kullandı.

- 'Düzenleyici kurumlar, teknolojilere ve dijital çözümlere karşı daha cesur ve açık olmalı'

Wahedna, Müslüman ülkelerde tam anlamıyla İslami ekonomi oluşturulacaksa düzenleyici kurumların teknolojilere ve dijital çözümlere karşı daha cesur ve açık olmaları gerektiğini, bunun başlangıç noktasının ise lisanslama süreçleri ve politika geliştirme çalışmaları olduğunu vurguladı.

Perakende Günleri'nde sektörün geleceği değerlendirildi
Perakende Günleri'nde sektörün geleceği değerlendirildi
İçeriği Görüntüle

Batı ülkelerinin bu konuda oldukça başarılı olduklarının altını çizen Wahedna, 'Örneğin bizim gibi bir şirket için Amerika'da bir ürünü lisanslamak ve piyasaya sürmek, birçok İslam ülkesine kıyasla çok daha hızlı ve kolay. Bu, gerçekten üzücü bir durum. İslami finans söz konusu olduğunda bunun tam tersinin olması gerekir, süreçlerin İslam ülkelerinde daha kolay olması beklenir.' şeklinde konuştu.

Wahedna, Türkiye'nin çok büyük bir pazar olduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

'Biz, Türkiye'yi dünyanın ve İslam dünyasının merkezi olarak görüyoruz. Bu nedenle Türkiye'de faaliyet göstermenin en doğru yolunu araştırıyoruz. Hükümet yetkilileriyle görüşmelerimiz sürüyor. Türkiye'de lisans alabilmemiz ve faaliyetlerimizi başlatabilmemiz için hükümetin ve düzenleyici kurumların desteğine ihtiyaç duyuyoruz.'

Dijitalleşme ve inovasyon çağında yabancı şirketlere daha açık olunması gerektiğini ifade eden Wahedna, kendi şirketleri gibi kuruluşların Türkiye'de yerel ortak zorunluluğu bulunmaksızın lisans alabilmelerinin rekabeti ve yenilikçiliği artıracağını, bunun da İslami finans ekosisteminin daha hızlı gelişmesine katkı sağlayacağını ifade etti.

Wahedna, birçok Müslüman ülkenin halen muhafazakar ve riskten kaçınan yaklaşım benimsediklerine, bu nedenle yabancı şirketlere lisans verme konusunda isteksiz davranabildiklerine dikkati çekti.

Kaynak: AA