İSTANBUL (AA) - Anadolu Ajansı (AA) tarafından düzenlenen Medya Atölyesi kapsamında 'Çocuk, Sokak ve Şiddet: Gerçekler ve Sorumluluklar' başlıklı oturum gerçekleştirildi.

AA İstanbul Uluslararası Haber Merkezi'nde düzenlenen AA Akademi Müdürü Dr. Zeynep Bayramoğlu Öztürk moderatörlüğündeki oturumda, çocuklar ve sokak şiddeti konusu, toplumsal, psikolojik ve yapısal boyutlarıyla ele alındı.

Çocukların neden şiddete yöneldiği, sokakta şiddetin nasıl üretildiği ve bu sürecin aile, okul, yoksulluk, göç, sosyal dışlanma ve çevresel koşullarla nasıl ilişkilendiğinin tartışıldığı oturumda konuşan Doç. Dr. Yasemin Abayhan, 'suça sürüklenen çocuk' kavramını değerlendirdi.

Abayhan, suç olgusunun değerlendirilmesinde, bireyin gerçekleştirdiği davranışın sonuçlarını bilerek ve öngörerek hareket etmesinin belirleyici bir unsur olduğunu belirtti.

Bazı durumlarda kişinin eyleminin doğuracağı sonuçların farkında olmadan bu davranışı gerçekleştirebildiğini kaydeden Abayhan, bu tür süreçlerde bireysel iradeden ziyade çevresel koşulların, içinde bulunulan bağlam ve yönlendirici etkenlerin etkisiyle ortaya çıkan bir sürüklenmeden söz etmenin mümkün olduğunu anlattı.

Abayhan, 'Nerede 'suçlu çocuk' diyoruz? Ya da suçlu çocuk demeli miyiz? Defaatle suçu tekrar ediyorsa, mükerrer olan bir davranış varsa, çocuk, davranışın sonuçlarının farkında olmasına rağmen bunu yapıyorsa, daha öncesinde ceza sistemi içerisine girmiş olmasına rağmen buna devam ediyorsa, artık orada sürüklenmek yerine yaptığı davranışın sorumluluğunu almanın getirdiği bir süreçte suçlu çocuktan bahsedebiliriz.' ifadelerini kullandı.

Çocuk suçları konusunda dijitalleşmeye değinen Doç. Dr. Can Ozan Tuncer ise dijitalleşmenin çağı kuşattığını, bu kapsamda suça sürüklenme, karışma ya da bulaşmanın bir vesileyle çocukları suç iklimine, ekosistemine iteleyen bir ortam oluşturduğunu dile getirdi.

İsrail güçleri Batı Şeria'da Filistinlilere ait binayı yıkarak onlarca kişiyi evsiz bıraktı
İsrail güçleri Batı Şeria'da Filistinlilere ait binayı yıkarak onlarca kişiyi evsiz bıraktı
İçeriği Görüntüle

Çağın dijital getirilerine de değinen Tuncer, 'Yeni mecralar var. Çok az araçla, bir telefonla, ağ temelli yaklaşımlarla ve dar bir networkle bir çocuk suça, aile baskısı da olmadan çok hızlı bir şekilde meyledebiliyor. O nedenle literatürün kurduğu baskı, zamanın bu kadar hızlı akması, gelişmelerin kuşaklar arasındaki aktarımı ciddi anlamda daraltması tanımlarını yaparken hukuk karşısında çocuğu yeniden tanımlamamız gerektiğini düşünüyorum. Yani tamam, çocuk çocuktur ama bir 'yeni çocukluk' hali var.' diye konuştu.

Tuncer, çocuk suçlarında 'çeteleşme' konusuna ilişkin şunları söyledi:

'Şimdi 'yeni nesil çeteler' diye bir kavram türedi. Bakınca çocukların suça bulaşma, organize suç örgütüne gitme motivasyonları geçmişteki benzer organize suç ve suça bulaşma motivasyonlarıyla ciddi anlamda değişiklik göstermiş vaziyette. Bu yeni nesil çeteleri incelediğinizde, profilleri ayrı ayrı incelediğinizde, toplumdaki boşlukları, çocukluk hallerini, yani çocuğun bütün boş hallerini yakalayabilecek dizaynda. Donanımda kötücül kişiler var diyelim ve bunlar çok hızlı organize olabiliyor.'

Doç. Dr. Tuncer'in değerlendirmelerine ilişkin konuşan Abayhan, Dünya Sağlık Örgütünün gelişim dönemleri tanımlamalarını tekrar tartıştığını kaydederek, 'Eski yapılan çalışmalara göre, beynin gelişiminin tamamlanması 18-19'du. Ama yeni yapılan çalışmalarda 20-25'e kadar uzadığını söyleyen çalışmalar var. Uzatılmış ergenlik var. O yüzden de belki çocuk başka bir şeydir, ergenliğin başlaması ve ergenlikten yetişkinliğe geçiş başka bir şeydir dediğimizde buradaki bu karmaşayı da biraz çözme ihtimalimiz var.' ifadelerini kullandı.

- 'Suçların hazırlayıcısı antisosyal davranışlar'

Programda konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sosyolog Prof. Dr. Miraç Burak Gönültaş ise çocuk suçluluğu konusunun uzun yıllar Türkiye'de gündem olmadığını, bu konuyla bir anda karşı karşıya kalındığını anlattı.

Gönültaş, 'Biz Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin 1'inci maddesinden tanımlıyoruz çocuğun tanımını, '18 yaşından küçük her birey çocuktur.' Doğal olarak çocuk suçluluğu denildiğinde akla böyle gelebiliyor. Bir de tabii ki hukuki tanımlarda çocuk suçluluğunun, özellikle 'suça sürüklenen çocuklar' tanımında, ceza adaleti sistemine girdikten sonraki süreçleri anlatan bir tanım var.' dedi.

Prof. Dr. Gönültaş, çocukların suçla ilişkisinin gelecekteki durumuna ilişkin, 'Çocuklukta başlayan suçluluk, hem kronikleşmeyi hem de suç tekrarını artıran bir ihtimal. Burada çocuk suçluluğunda biz en çok, hem alanda çalışırken hem akademik olarak baktığımızda, sosyalizasyon problemleri olduğunu görüyoruz.' diye konuştu.

Çocukların kurallara uymadıklarında antisosyal davranışların ortaya çıktığını dile getiren Gönültaş, 'Biz de çocuk, genç olduk, antisosyal davranışlarda bulunduk ama etrafımızdaki insanlar bizi uyardı, 'Yapma, etme, bu ayıptır.' diyerek. Ne yaptık? Davranışlarımızı düzelttik, tekrar yeniden kurallara uyduk, toplum içerisinde bulunduk. Ama bazı çocuklar maalesef, şartlar daha da olumsuzlaştığında bu antisosyal davranışları daha kritik seviyelere getirebiliyor. Antisosyal davranışların gerekli müdahaleler yapılmadığında, gerekli şeyler olmadığında 'yıkıcı bozucu davranışlar' dediğimiz davranışlara dönüşme ihtimali var.' görüşlerini aktardı.

Gönültaş, sık yalan söylemek, otoriteyle çatışmak, madde kullanımı, evden ve okuldan kaçmak, gece geç saatlere kadar sokakta olmanın antisosyal davranışlar olduğunu vurgulayarak, 'Bunlar Türk Ceza Kanunu'nda bir cezası olan suç şeklinde tanımlanmıyor ama oradaki suçların altyapısı, oranın hazırlayıcısı olan maalesef antisosyal davranışlar.' dedi.

Etkinlik, izleyicilerin sorularının cevaplanmasıyla sona erdi.

Kaynak: AA