Çok geçmeden anlaşıldı ki maraton koşucusunun ölümü münferit bir olay değildi. Sadece birkaç gün önce nişanlısı da benzer bir solunum rahatsızlığına yenik düşmüştü.

Her seferinde gizemli yeni salgın haberleri manşetlere çıkarken, olası salgınlar da hiç eksik olmuyor. Dünya'da, Evren'deki yıldızlardan daha fazla viral parçacık var ve vücudumuzda memeli hücrelerinden 10 kat daha fazla bakteri hücresi bulunuyor. Gezegenimiz toplamda tahminen bir trilyon mikroorganizma türüne ev sahipliği yapıyor. Fakat sadece bin 513 bakteri türü, 219 virüs, 300 parazit solucan, 70 protozoa ve 200 mantarın şu anda insanlarda hastalığa neden olduğu biliniyor. Geri kalanlar ise keşfedilmeyi bekliyor.

Gizemli salgınlar ne kadar yaygın?

New York'taki Columbia Üniversitesi Irving Tıp Merkezi'nde epidemiyoloji profesörü Stephen Morse, hala gizemini koruyan bazı salgınlar olduğunu söylüyor. 1993 yılında Navaho çifti vakasında, yerel tıbbi araştırmacı önceki aylarda başka insanlarda da açıklanamayan semptomlar görüldüğünü fark etti. Bu vakaların hepsi ABD'nin güneybatısındaki Four Corners bölgesinde yaşayan Amerikan yerlileri arasında görülmüştü.

Daha fazla vakanın ortaya çıkmasıyla birlikte suçluyu yakalama yarışı başladı. Ancak, genellikle kemirgenleri enfekte eden bir virüs grubu olan hantavirüsün tamamen yeni bir türünün neden olduğu hantavirüs pulmoner sendromu olarak tanımlanması için iki ay daha geçmesi gerekecekti.

Bunun gibi gecikmeler bugün bile şaşırtıcı derecede yaygın. Morse, "Hâlâ teşhis edilmemiş akut solunum sıkıntısı ve benzeri şekilde genel kategoriye sokulan, hantavirüs pulmoner sendromu gibi başlangıçta fark edilmeyen ancak daha sonra geriye dönük olarak ortaya çıkarılan bir sürü enfeksiyon var" diyor.

Birçok salgın ilk başta fark edilmiyor ve raporlanmıyor. Morse, sonunda bir uzmanın bir enfeksiyona özel bir ilgi duyabileceğini ve bunun da raporlarda artışa yol açabileceğini söylüyor.

"Başka yerlerde, teknik imkanlar olmadığı için, uzak bölgeler olduğu için, motivasyon olmadığı için fark edilmeyen bir sürü salgın oldu."

Nefes borusu yırtılan hastadan sonra doktorlardan 'hapşırığınızı tutmayın' uyarısı Nefes borusu yırtılan hastadan sonra doktorlardan 'hapşırığınızı tutmayın' uyarısı

Bu durum Covid-19'da bile yaşanmıştı. Aralık 2019'da Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Çin'in Wuhan kentinde meydana gelen ve nedeni bilinmeyen bir dizi zatürre vakası konusunda uyarıldı. Virüs, Çinli yetkililerin genom dizilimini dünyanın geri kalanıyla paylaşmasıyla bir ay içinde resmi olarak tanımlandı. Ancak bazı araştırmalar, bu virüsün aslında ilk olarak Ekim 2019 gibi daha erken bir tarihte insanlarda yayılmaya başladığını öne sürüyor.

Bir salgının birilerinin dikkatini çekmesinin ardından, aslında bir sonraki adım bunun arkasındaki patojeni bulmaktır.

  • ÇİN'DEKİ GÜNCEL SOLUNUM HASTALIKLARININ NEDENİ NE? 13 Kasım 2023'te Çin Ulusal Sağlık Komisyonu, özellikle çocuklarda solunum yolu hastalıklarının görülme sıklığında bir artış olduğunu bildirdi. Ardından, pediatri ünitelerinin çok yoğunlaştığını, hastanelerin hasta çocuklarla dolup taştığını ve teşhis konulamayan zatürre vakalarını anlatan başka raporlar da ortaya çıkmaya başladı. Çinli yetkililer Dünya Sağlık Örgütü'ne (WHO) herhangi bir yeni patojen tespit etmediklerini ve bunun yerine salgının RSV ve grip gibi normal kış hastalıklarının bir kombinasyonuna bağlı olduğunu söylediler. Hindistan gibi bazı komşu ülkeler resmin tamamının bu olup olmadığı konusunda temkinli davranırken, WHO durumu izlemeye devam ediyor.

Gizemli salgınlar nasıl çözüldü?

1993 salgını vakasında, sorumlu virüs, o zamanlar son teknoloji olan Polimeraz Zincir Reaksiyonu (PCR) tekniği kullanılarak tanımlandı. Bilim insanları, bilinen hantavirüslere ait spesifik DNA dizilerini kullanarak, bu grubun daha önce keşfedilmemiş bir üyesini bulmayı başardı. Morse, "[Bulaşıcı] etkeni tanımlamak için moleküler testlerin ilk uygulamasıydı" diyor.

Bugün PCR, patojenleri tanımlamak için standart bir yöntem, ancak bir sorun var. Bu teknik, aradığınız şeyle yakından ilişkili bir diziliş gerektiriyor. Dolayısıyla bir salgının olası nedeni hakkında bir önsezi bile olmadan bir cevap almak daha zor. Four Corners salgını sırasında, bilim insanları enfekte olanların diğer hantavirüslere karşı antikorları olduğunu zaten biliyorlardı, bu yüzden bunu kullandılar.

Bununla birlikte, daha önce bilinmeyen patojenleri bulmak için başka, daha sofistike yöntemler ortaya çıkıyor. Bunlar bu kadar spesifik bilgi gerektirmiyor. Yakın zamanda geliştirilen bir PCR yöntemi, yeni patojenleri daha geniş gruplar içinde tanımlamayı mümkün kılıyor. Bilinen bir virüsün sadece çok yakın akrabalarını aramak yerine, aynı aile içinde başkalarını da bulabiliyorsunuz.

Bir diğeri de bilim insanlarının bilim için tamamen yeni olan mikroorganizmaları bulmalarına yardımcı olabilen yeni nesil bir dizileme yöntemi. Aynı donörden organ aldıktan sonra ölen bir grup nakil hastası üzerinde yapılan bir çalışmada, bu teknik yeni bir arenavirüs keşfetmek için kullanıldı.

Morse, "Yüksek gelirli ülkelerdeki veya yüksek kaynaklara sahip ortamlardaki birçok laboratuvarda, örneklere bakabilir ve viral veya bakteriyel olsun, patojen dizilerine benzeyen dizileri tanımlayabilirsiniz... içinde ne olduğunu önceden bilmeniz gerekmez" diyor.

Bazı salgınların nedenleri asla tespit edilemez mi?

2010 yılında Uganda'nın kuzeyinde bilinmeyen bir kanamalı hastalık yayılmaya başladı. Morse, "Bunu bizzat hatırlıyorum, çünkü Predict projesinin eş direktörüydüm" diyor. Enfeksiyon gözetim programından araştırmacıların numune almak için bölgeye gelmelerinde bir gecikme olduğunu söylüyor. Ama testleri yaptıklarında bazı insanlar sarıhumma pozitif çıktı. "Ve böylece temelde sarıhumma salgını olarak sınıflandırıldı, ancak enfekte bireylerden alınan numuneler negatif çıktı. Muhtemelen sarıhummaydı ama bunu kesin olarak söyleyemeyiz" diyor. Morse bu olayın, nedenleri bugüne kadar açık bir soru işareti olarak kalan birçok salgın örneğinden biri olduğunu söylüyor.

Dolayısıyla, gizemli bir salgın dünya çapında manşetlere çıktığında, çoğu durumda bilim insanları bunun arkasında ne olduğunu bulma yolunda ilerleme kat ediyor olabilirler. Ancak yalnızca bunu yapacak kaynaklara sahip oldukları bölgelerde.

Editör: Mehmet Taisi Guzel